Yazı Hakkında

Başlık:Tanıklar…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Ekim 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tanıklar..

İlk tanık Bursa’dan.

Sayın Nezihe Sanal, Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi Başkanı 34 yıllık meslek yaşamını noktalamış olan bir emekli öğretmen… Şimdi birikimini bir başka boyutta değerlendiriyor.

İşte verdiği bilgiler:
“Bugün Bursa’da elli tane öğrenci yurdu var. Bunlardan kırk sekiz tanesini dinci kuruluşlar açmışlar. Hepsinin de ücretsiz olduğunu saptadım.”

Yoksul ya da dar gelirli aile çocukları bu yurtlara alınıyor, biçimlendiriliyor ve “belirli alanlar”a yönlendiriliyorlar…
Öyleyse ne yapmalı?

“Öğrenci yurdu açmak ve işletmek, çok para isteyen bir iş.
Bizim yapabileceğimiz ise imece usulü gibi bir şey.
ADD Bursa Şubesi olarak, çok önemli bir çalışma başlattık. Üniversite öğrencisine, ucuz beslenme, ucuz konaklama, rehberlik ve burs gibi konularda çözüm üretmeye çalışıyoruz…
Diyoruz ki, olanakları geniş aileler bu konuda bize yardımcı olsunlar. Orta halli aileler de -eve katkıda bulunacak biçimde- az ücretle öğrenci alsınlar bir odalarına… Bunun eşgüdüm ve denetimini de biz demek olarak yapalım…”

★ ★ ★

İkinci tanık Aydın’dan.

Sayın Özcan Tos, ressam ve öğretmen. Dört yıl boyunca, Batman-Kozluk’ta yatılı okul öğretmenliği yapmış.

O, okulda gördüklerini ve yaşadıklarını anlatıyor:

“Ev ekonomisi atölyesi, kısa zamanda bir mescit haline getirildi. Okul kitaplığı, giderek ‘ilim yayınları’ kitaplığına dönüştürüldü… Bazı öğretmenler, öğrencilerle gizli toplantılar düzenlerlerdi. Derslere türbanla girerlerdi. Atatürk büstü bahçede değil, depoda idi… Zaman gazetesi dışında gazete ya da dergi bulundurmak, vatan hainliği sayılırdı…”

★ ★ ★

Üçüncü tanık Yalova’dan.

Sayın Orhan Kocadağ, yirmi beş yıllık bir sağlık memuru. Koruyucu hekimlik uygulamaları için, sık sık köylere gidiyor.
İşte büyük bir köyde bu yaz gördükleri:
“Aşı uygulamasını halka duyurmak için caminin ses düzeninden yararlanmak gerekiyordu. İmam efendiden izin almak için gittim. Elinde ince bir sopa, yaşları beş ile on beş arasında değişen 60-70 kişilik bir gruba Kuran dersi veriyordu…”

Ve işte çözüm önerisi:
“Demokratik örgütler, sendikalar, gönüllü eğitimciler gönüllü üniversite öğrencileri bir araya getirilemez mi? Yaz okulları adı altında, köylerde ve gecekondularda, çeşitli dallarda eğitim yapılamaz mı?”

Sayın Kocadağ, çalışmalarını tamamladıktan sonra köy kahvesine gitmiş. Düşüncesini oradaki insanlara açmış. Böyle bir şey olsa, çocuklarını yollayıp yollamayacaklarını sormuş. Gözleri parlayarak yanıtlamışlar:
“Çocukları, orada burada haylazlık yapmasınlar diye Kuran kursuna gönderiyoruz. Dediğiniz gibi kurslar açılsa, hiç düşünmeden yollarız…”

★ ★ ★

Bugün, laik-demokratik yaşamın karşıtı kişilerin işgalinde bir Eğitim Bakanlığı var. “Milli”lik niteliğinden çok uzak, “dini” tanımlamasına daha uygun bir eğitim bakanlığı bu.
Orada, yazarlarından habersiz kitaplar değiştiren, bölümler ekleyen, dilini bozan, saldırgan kafalar egemen..
Tanrı sözcüğünün yerine “Allah”, yaratmak sözcüğünün yerine “meydana getirmek”, ulusal sözcüğünün yerine “milli” koymayı marifet sanan, ilkel kafalar bunlar.

Artık çağdaş eğitimin koşullarını yaratmayı devletten beklemek değil, devlete karşın gerçekleştirmek gerekiyor…
Tıpkı, yüzlerce Çağdaş Yaşamı Destekleme ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nın yaptığı gibi!

Devleti, yeniden laik-demokratik yaşama inananlara teslim etmenin yolu da bu zaten… Tek yolu!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: