Yazı Hakkında

Başlık:Tarihsel Bir Fırsat!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Mayıs 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tarihsel Bir Fırsat!

Bazı durumlarda, neyin yapıldığından çok, kimin yaptığı daha önemli hale gelebilir.

Eğer yapana güveniyorsanız, yapılan yanlışlığı da çok zaman görmezsiniz. “Mutlaka bir bildiği vardır” deyip geçersiniz.. Ama yapana güveninizi yitirmişseniz, yaptığı doğru da olsa duyarsınız. Kararın doğru olduğuna inansanız, bu kez de doğru kararın doğru uygun anacağına inanmanız zordur.

Ve ne yazık ki, önemli bir bunalımı ‘uzun soluk’la göğüslemek durumundaki Türkiye de şimdi durum budur.

Kendi içinde tutarlı, aldığı her kararı sonuna kadar uygulayabilecek, Meclis’e sunduğu her tasarıyı yasalaştırabilecek güçte bir iktidara gereksinme var.

Ama belli ki Sayın Çiller de Sayın Karayalçın da tüm siyasal geleceklerim bu hükümete bağlamışlar. Hükümet sadece Çilleri değil SHP’yi de “şimdilik” ayakta tutuyor.

Üstelik ülkenin bir hükümet bunalımına tahammülü yok!

Bu düzen Kemalistlerin kurduğu düzen değil. Bugünkü bunalımı da ‘sol’ yaratmadı.

Ulaşılan noktadaki siyasal bunalımın sorumlusu son kırk yılın orta-sağ iktidarlarıdır. ‘Ekonomik’ bunalımın sorumlusu da son on beş yılınkilerdir.

Mümtaz Soysal, bu son on beş yılı çok güzel özetliyor.

Plansız programsız, yalnız para hareketlerine ve kör piyasa kurallarına güvenerek sınıflar ve bölgeler arasındaki uçurumları derinleştirerek, üretimsiz hareketliliği kalkınma sanarak köksüz yenileşmeyi çağdaşlık sayarak az gidip uz gidildi, dere tepe düz gidildi. Adriyatik kıyılarından ve Çin setlerinden dolandıktan sonra bugüne gelindi.

Ekonomik çöküntünün daha iyi gözler önüne serdiği bu “dolandırıcılık ve soygun düzeni”, birkaç aylık Çiller Karayalçın ikilisinin marifeti mi?

Elbette değil..

Ama SHP’nin hükümetteki varlığı kafaları karıştırıyor. Tıpkı Özalcı “vizyon”u yıllardır alkışlayan numaracı cumhuriyetçileri “solcu”(!) partilerde baş köşeye oturtanların kafaları zaten çok karıştırmış olması gibi.

Sokaktaki adam ‘ayrıntı’nın ayrımına varamaz. Durum netleşmeli ki insanlar da yanlışlığı kişilerde değil izlenen yolda arayabilsinler!

★★★

Baş döndürücü boyutlarda bir dış ve iç borçlanma 1979 da bir varili 40 dolara kadar yükselmiş olan petrol fiyatının 13 dolara kadar inmesi 12 Eylül’ün üzerinden bir silindir gibi geçip susturduğu toplumsal ve de siyasal muhalefet.

Leninist modelin tıkanmasını toplumculuğun sonu diye ‘müjde’leyen propagandanın kolaylıkla yutturulması.

Özal dönemine kadar büyük ölçüde kâr eden KIT’lerin, kamu bütçesine büyük yük haline getirilişi.

Dışalımın dışsatımdan, parayı işletmenin sanayi kurmaktan daha kazançlı olduğu bir düzen…

Deniz bitti. Takke düştü, kel göründü.

Bu tarihsel bir fırsattır!

Önce, kendim sol olarak tanımlayanların, yeniden sol olabilmeleri için bir fırsat. Sonra da kitlelerin ‘sağ çıkmazı’ndaki gerçeği görmesi ve yemden solun etrafında buluşması için bir fırsat.

★★★

Ne yapmalı?

Sokağı kirletene temizletmeli!

Ve sık sık kirlenmeyecek bir düzenin bayraktarlığına soyunmalı!

Karışıklık sadece solun da hükümette bulunmasından ve son yıllarda Özalcı ideolojinin temellerini tek doğru imiş gibi kabullenir görünmesinden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda, ANAP’ın hükümetin dışında kalmasından da kaynaklanıyor.

Birisi ana iktidar ötekisi ana muhalefet dönemi de bitti. RP’nin varlığı artık ANAP-DYP tahterevallisine olanak bırakmıyor.

Öyleyse her şey yerli yerine oturmalı!

ANAYOL iktidara, RP düzenin “çağdışı” muhalefetine… Sol da düzenin “çağdaş” muhalefetine…

Bunun gereğine bir kez inanılırsa, hükümet boşluğu olmadan, yumuşak geçişin yolu da mutlaka bulunur.

Eski gericiliği “yeni ilericilik” gibi sunmanın artık kimseye yararı kalmamıştır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın