Yazı Hakkında

Başlık:Tarkan mı, CSO mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:19 Ekim 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tarkan mı, CSO mu?

Gençleri izlemek, bir anlamda geleceği izlemek gibi
bir şeydir.

Bir derste öğrencilere sormuştum: Michael Jackson’ı en az bir kez dinlemiş olanlar?”.. Parmaklar kalktı… Sonra aynı soruyu Pavarotti için yineledim… Ünlü Italyan tenor için kalkan parmakların sayısı daha fazlaydı!..

Hayret etmedim desem, yalan olur..

Geçenlerde de CSO’nun Hipodrom’daki açılış konserini sınıfta kaç gencin izlediğini merak etmiştim. Kalkan ellerin sayısı epeyce çoktu… Sonradan öğrendim ki o gece Ankara Hipodromda yaklaşık 60 bin kişi varmış.

Oysa birkaç gün önce aynı yerde yapılan Tarkan konserinde. sadece 6 bin kişi!

Birden gerilere uzandım.. Üniversite yıllarıma. Daha
CSO’nun düzenli konserler vermediği bir döneme. Hıncal’la (Uluç) birlikte gittiğimiz Leyla Gencer konserine…

Bir cumartesi öğleden sonraydı. Gençler, Dil Tarih ve
Coğrafya Fakültesi’nin konferans salonunu tıklım tıklım
doldurmuşlardı… Erken gitmeyenler yer bulamadılar,
Yerlere oturabilenler, ayakta yer bulabilenler bile şanslıydılar.

Çoğumuz bu tür bir konsere ilk kez gidiyorduk.

Leyla Gencer uluslararası bir üne kavuşmuştu. Amacımız sadece gurur duyduğumuz bir ismi yakından görebilmekti… Gençlerin coşkusu karşısında. Sayın Gencer’in gözyaşlarını tutamadığını anımsıyorum (Zeynep Oral’ın “Tutkunun Romanı’nda. bu gözyaşları kısmı
eksik kalmış!..)

Sultan II. Mahmut, “Mızıka-i Hümayun’u 1826 da kurdu Mustafa Kemal onu 1924’te Ankara’ya taşıdı ve kendi bulunduğu makamın adını verdi Onunla bağlantılı olarak da bir konservatuvar oluşturdu…

Kültüre yapılan yatırım, insana yapılan yatırımdır. İnsan en zor değişen nesnedir Kültür yatırımı, ürünlerini çok geç verir.

Olanakları, kaynakları genellikle çok kıt olan geri kalmış ülkelerde ise en bol kaynak insandır. Ancak insanı değiştirebilirseniz, geri kalmışlık kısırdöngüsünü de kırabilirsiniz… Bu nedenledir ki “yeni insan “ı yaratmak isteyen Kemalist Türk Devrimi, her şeyden önce bir “kültür devrimi’dir.

Belki de tarihin tanıdığı en köklü kültür devrimi…

Yıl 1926.. Bazı uluslararası fuarlara Türkiye’nin de katılması gerekiyor. Ama tarım ürünleri dışında Türkiye’yi temsil edebilecek bir ürün yok.. Ve Atatürk CSO’yu yolluyor Anadolu’yu tanıtmak için! Kıt kaynaklar, CSO’nun üç aylık bir turnesi için kullanılıyor..

Yıl 1994… Atatürk’ün CSO su 70 yaşında Geçen yılki
Kore turnesi, uluslararası yankılar yapmış. Bu yıl Japonya. 1996’da da Amerika turnelerinin kapısı açılmış böylece… Devletin çabaları ile değil, tamamen küreselleşmiş” serbest piyasa koşulları içinde!.

★★★

Türkü “sözcüğü Türk iden (yani Türke ait,Türk usulü), “şarkı ” sözcüğü de ‘‘şarki’ den (yanı Şark’a ait, Doğu’ya özgü) gelir… Atatürk ise hem türküleri severdi hem de şarkıları. Ama Türk müziğine bir “çokseslilik”
boyutunun katılması gerektiğine inanıyordu.

Tıpkı, bir Osmanlı aydını olup Arapça ve Farsça yüklü
bir dil konuştuğu halde, Türkçenin yabancı sözcüklerden arındırılması gerektiğine de inandığı gibi…

Çokseslilik, Türk müziğine evrenselin kapılarını açtı.
Adnan Saygun’un. “Ne demek Türk sanat müziği? Benim müziğim sanat müziği mi değil, Türk müziği mi değil?” tepkisini haklı kıldı. “Yunus Emre Oratoryosu’ ile Yunus evrenselleşti.

Anadolu müziği evrenselleşti!

İdil Biret ‘ler Suna Kan’lar Giirer Aykal’larla Anadolu
insanı yüceleşti.. Anadolu’nun başı dikleşti.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası. Atatürk’ün verdiği ad ile 70. yılını geçen akşam tamamlarken, ön sırada Cumhurbaşkanı Sayın Demirel vardı… Bir zamanlar İsmet İnönü’lerin, Fahri Korutürk’lerin, Bülent Ecevit’lerin oturduğu koltukta..

Ve 70 yıl önce atılan tohumların yeşerip artık sığmaz
olduğu bir salonda .

Kürt kökenli şef Gürer Aykal, coşkulu kalabalığı selamlarken mutluydu… Ve göğsündeki “Atatürk rozeti” ışık saçıyordu…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın