Yazı Hakkında

Başlık:Tartışmalıyız!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Ocak 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tartışmalıyız!

İdeolojik bir tartışma için düzenlenen bir toplantıdaydık. Uzunca bir sunuş yapmıştım. Sıra tartışmaya gelince, bakanlık da yapmış olan deneyimli
bir siyaset adamı söz aldı.

– Bu ideoloji konusunu uzmanlar çözsün; biz somut şeylerle uğraşalım…

Oysa, tersini yapmak daha doğruydu. . Siyasal tercihleri siyaset adamları belirtemeli; o tercihler çerçevesinde somut çözümler üretmek ise uzmanlara bırakılmalıydı.

Türkiye siyasal tercihini yaptı: Halkın “en az” yüzde 80’i demokrasiden yana.

Sorun ise belli: Az gelişmiş demokrasim izi bunalımdan nasıl kurtaracağız? Ve nasıl geliştireceğiz?
***

TUSİAD, “insan haklarına uygun demokratik hukuk devleti” tanımına uygun, yeni bir yapılanma için öneri paketi hazırlatmış. Çalışmanın mimarı da
çok değerli bir bilim adamı Prof. Bülent Tanör..

Niçin siyasal partiler değil de TÜSİAD?

Partilerimizin kendi yapıları demokratik değil ki
devleti demokratikleştirebilsinler… Üstelik toplum,
bazı sivil toplum örgütlerini partilerden daha ciddiye aldığını 10 Kasım’da gösterdi.

Zaten benzer bir öneri paketi, herhangi bir siyasal parti tarafından hazırlanmış olsaydı; büyük olasılıkla, geniş bir kesim tarafından önyargı ile karşılanacaktı..

Şimdi yapılan önerilen tek tek ele alıp tartışmanın tam zamanı… Ve de hiç değilse bazı doğruları yaşama geçirmek için kolları sıvamanın…

***

Önce paketteki paylaştığım doğruları sıralamak isterim:

“- Genel ve yerel seçimler 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılsın.”

Doğru… Çünkü toplumsal dengelerin bu kadar
hızla değiştiği bir ortamda 5 yıl fazla uzun bir süre
4 yıl ise bir iktidarın programını uygulayabilmesi
için yeterli.

Belediye başkanlarına iki turlu seçim uygulansın. ”

Doğru… Çünkü -oy dağılması nedeniyle- yüzde
20’lerdeki bir oy oranı ile kentleri yönetme yetkisinin verilmesi çok sağlıksız. İki turlu bir seçim sisteminde, şeriatçı militanların Ankara’yı, İstanbul’u
yönetebilmelerine olanak var mı?

“- Genel seçimlerde ülke barajı yüzde 5’e indirilsin.

Doğru… Yüzde 10 baraj, hiçbir demokratik ülkede görülmediği kadar yüksek. Üstelik parti sayısının azalmasına katkısının olmadığı da açık.
MHP’nın milyonlarca oyu boşa gitti: ama ondan
çok daha az oyu atan BBP, Meclis’te.

Milletvekili dokunulmazlığının kapsamı daraltılsın. ”

Doğru… Çünkü dokunulmazlığın amacı bir “suç
işleme özgürlüğü” değil. Dokunulmazlık “yasama
etkinlikleri” ite sınırlı olmalı.

“Milletvekili seçilme yaşı 30 ‘dan 25 ’e indirilsin.”

Doğru… Çünkü belirli bir olgunluğa ancak 30 yaşında ulaşılabileceğinin hiçbir bilimsel kanıtı yok.

“- Düşünce suçuyla ilgili cezalar kaldırılsın. ”

Doğru… Çünkü -suça özendirmemek kaydıyla“düşünce suçu” kavramı doğrudan doğruya demokrasinin tanımına ters.

“-İmam hatipler meslek liselerine dönüştürülsün.”

– Doğru… Gerekçesini zaten yıllardır yazıyoruz..
(Batı, din eğitiminden geçmiş olanlara devleti ortaçağda teslim etmişti. Bedelini ağır ödedi… Bizim faturamız da giderek kabarıyor.)

Aslında öneriler demeti doğrularla dolu.. Üniversitenin demokratikleşmesi gibi. İşkenceye verilen cezaların arttırılması gibi. Yargı bağımsızlığının
yeniden güvence altına alınması gibi.

Hepsi de somut ve üzerinde iyi çalışılmış.

Ama katılmakta zorlandığım iki önemli öneri var.
Ve bir de eksiklik.

Onları da başka bir yazıya bırakıyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: