Yazı Hakkında

Başlık:Tayyip Olayı (2)!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Ekim 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tayyip Olayı (2)!

Eski Yunan’da “çanak” uygulaması vardı.

Yurttaşlık hakkına sahip bulunanlar, yılda en az on kez, büyük bir alanda toplanırlardı.Önemli konular, o toplantılarda karara bağlanırdı. Ve toplantının sonunda bir çanak konurdu orta yere.

Herkes “topluma zararlı” saydığı kişi ya da kişilerin adlarını yazıp içine
atardı. Çoğunluğun oylarını alanlar da sınır dışı edilirdi.

Tıpkı 12 Eylül’ün eski siyasetçilere yaptığı gibi bir şey…

12 Eylül Anayasası halkın yüzde 93’ünün oyunu toplamıştı. Eski Yunan’da da kararlar çoğunluğun oylarına dayanıyordu. Ama her ikisinin
çanaktan da demokratik değildi.

Çünkü demokrasi başkadır, “çoğunluk diktatörlüğü” başkadır!

Sayın Tayyip Erdoğan ve yandaşları, yargıya karşı örtülü bir “cihat”
başlattılar. Amerikalı ve Avrupalı bazı dostlarımız (!) da fırsatı kaçırmadılar.

Tayyip beyciler yanlış bir hedef seçmişlerdi. Bazı Batılılar ise doğru hedefi saptamakta gecikmediler.

Eğer ortada bir yanlışlık varsa; bu yasada mı, yoksa o yasayı uygulama
durumunda olan yargıda mıdır?

Bir ceza yasasını değerlendirirken de, yanıtlanması gereken soru şudur:

– Ceza niçin verilir?

Bir… Suç işleme eğiliminde olanları caydırmak için.

İki… Vicdanları rahatlatmak ve – eğer olanaklı ise- zararı giderebilmek için.

Üç… Suç işlemiş olanları da uslandırmak, terbiye etmek ve topluma yeniden kazandırmak için.

Eğer laik-demokratik cumhuriyeti korumak istiyorsanız, onu yıkmaya
yönelik girişimleri cezalandırmanızdan daha doğal bir şey olamaz. Suç
işlemiş olanları “ıslah”etmek için de, böyle bir eylemi cezasız bırakmamanız gerekir… Ama işlenen suç ile vereceğiniz ceza arasında bir denge olmalıdır!

Yoksa suçluya acıma başlar.

Vicdanları rahatlatalım derken yeniden rahatsız edersiniz.

★ ★★

“Cami kışlamızdır, müminler asker…”

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Bu millet istedikten sonra, tabii
elden gidecek.. ”

“Bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz…”

“1.5 milyarlık İslam âlemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Bu kıyam başlayacak…”

Bu sözlerin kitle önünde haykırlması suç olmalı mıdır, olmamalı mıdır?

Eğer suç olmalı ise cezası ne olmalıdır?

Hapis ve ömür boyu siyaset yasağı mı? Yoksa ağır bir para
cezası ve örneğin 5 yıllık bir siyaset yasağı mı? Ve 5 yıllık cezanın bitiminde gene aynı suçu işleyene, bu kez cezayı katlayarak vermek mı?

Tayyip Bey’in dediği gibi çoğunluk isteyip de laiklik kalkarsa, bunun adı demokrasi olmaz. Çoğunluk diktatörlüğü olur… Ama bu
düşünceyi söylemenin cezasının bu kadar ağır olması da, demokrasinin
özüne pek uygun düşmez.

★★★

Suçu cezasız bırakmak, benzer yeni suçların işlenmesine çanak tutmak
demektir. Çıkarılmasının “teklif” bile edilmesinin, anayasa tarafından yasaklandığı “laiklik” ilkesine karşı açılan savaşı özendirmek anlamına gelir.

Ama bir yanlış, başka bir yanlışla giderilemez…

Teraziyi dengelemek, şimdi TBMM’ye düşüyor.

Daha önce de yazmıştım… Benim bulunduğum Meclis’te, en saygı duyduğum grup “Eski DP’liler’di. Yassıada’dan geçmişler, demokrasiye
saygısız bir iktidarın bedelini ödemişlerdi. O Meclis’te, demokrasinin gereklerine en uygun, en ılımlı davrananlar onlardı…

Sütten ağzı yananlar, yoğurdu üfleyerek yerler.

Ama sütten ağzı yanana, bir daha süt içmeyi yasaklamanın, hiçbir yararı yoktur!.. Tayyip Bey ve benzerlerine, sütü kaynar değil de ılık içmenin
erdemlerini öğretmenin ise yararı pek çoktur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın