Yazı Hakkında

Başlık:Telefonlar…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Ağustos 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Telefonlar…

Telefondaki Sivas Valisi Sayın Aydın Güçlü idi.

“Milli İhanet Eğitimi’nin Sivas Gerçeği” başlıklı yazımın içerdiği gerçekten dolayı üzgündü. Yazımda vermek istemediğim bazı isimleri ve bilgileri aldı benden. Ve şunları söyledi:

– Yazınız üzerine hemen soruşturma açtırdım. Eğer olayı size iletenler, daha önce bana ya da kaymakama başvurmuş olsalardı, bu soruşturma çok daha önce açılmış olurdu. Böyle bir duruma göz yummamız söz konusu olamaz. Gerekirse, Ankara’dan müfettiş isteyebilirim.

Kendisine, duyarlılığından dolayı teşekkür ettim. Ve o akşam Sivas’tan başka bir telefon geldi. O okulda daha önce görev yapmş olan, ama “korktuğu için”
ismini gizli tutmamı isteyen bir öğretmenden

– Yazdıklarınızın hepsi doğru!.. Okul RP, MHP ve BBP tarafından paylaşılmış durumda. Sözünü ettiğiniz din dersi öğretmeni, bir gece, nöbetçi bir genç bayan öğretmenin odasını bastı. Bayan öğretmenin şikâyeti, tehdit edilerek önlendi… Üç yıl önce, son sınıfta okuyan 12 Alevi öğrenci, bana gelip baskılardan yakındılar. Ben Alevi değilim. Ama haksızlıklara dayanamadım, karşı çıkınca da sürüldüm.

Telefondaki ses, yolsuzluklardan; öğrencilere yedirilen “kurtlu” yiyeceklerden; tahakkuktan sorumlu müdür yardımcısının şimdi Sivas’ta müdür olduğundan söz etti. “Ünlü”din dersi öğretmeninin, başka yere ataması yapılmışken nasıl durdurulduğunu anlattı… Ve ekledi:

– Olayları soruşturmakla görevlendirilen müfettişler de hep aynı siyasal çizgiden seçildikleri için gerçekler hep örtbas edildi!..

★★★

Kültür Bakanlığı’ndaki “kayıp tablo skandali ” büyüdükçe büyüyor.

Cumhuriyet Gazetesi’nin ortaya çıkardığı olay üzerine açılan soruşturmada, yeni yeni gerçekler ortaya çıkıyor:

Aralarında Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Saip Tuna, Arif Kaptan ve Refik Epikman gibi imzaların da bulunduğu yüzlerce tablo kayıp. Tabloların toplam değerleri ölçülecek gibi değil. İnanılması çok zor bir durum.

Genel müdür, Türkiye’de görevde kalma rekoru kıran bir isim. Oğlunu, kızını, gelinini ve hatta sekreterini, “sanatçı”ya da “notist”kadrolarına yerleştirmiş.

Telefonlar yağıyor:

– Cumhuriyet, bazı gerçekleri su üstüne çıkararak büyük bir hizmet yaptı. Ama daha inanamayacağınız neler var!  Yeter ki Sayın Bakan soruşturmayı sınırlı tutturmasın, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile ilgili “genel” bir soruşturmaya dönüştürsün!..

İsmail Cem, Kültür Bakanlığı koltuğunda, kısa zamanda büyük saygı topladı. Kimsenin yadsıyamayacağı bir  birikimi ve olumlu bir kişiliği var. Koltuğundan
güç almaktan çok, koltuğuna güç katacak çapta bir isim.

Ama ne yazık ki CHP’li bütün bakanlar için aynı şeyi söylemek olanaksız.

Prof. Türkan Akyol’un bakanlıktan ayrılmasından sonra Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda olanlar, CHP için bir yüz karası!.. Onurlu, yetenekli, Kemalist bürokratlar harcanıyor; hukuk devleti yok sayılıyor.

Ne uğruna? Ya parti içi hesaplar ya da “kapris”ler uğruna.

Telefonlarda anlatılan; bir kısmının tanığı olduğum, bir kısmının belgelerini gördüğüm gerçekler, o kadar çok ki!

★★★

Bu kez telefondaki tanınmış bir isim. Bilim adamı, üst düzey bir bürokrat. Eski bir dost.

Ve iki defadır, aynı şeyi söylüyor:

– Ercan Karakaş, senin kendisini yanlış anladığın kanısında. Altıok’un üçünü atmayı savunmadığını, sadece “tartışmaya açalım” dediğini belirtiyor.

Bu sözler ne kadar inandırıcı?

Benim kendisine karşı tutumumu değiştirmem için Sayın Karakaş ‘ın bu kadar zahmet etmesine gerek yok. Bana iki satırlık bir mektup yazıp, şöyle desin:

“Ben Kemalizmin sürekli devrimci özüne inanıyorum. Altıok, dogmalardan değil; değişen koşullar içinde, sürekli olarak yeniden yorumlanmaya elverişli ilkelerden oluşmaktadır. Türkiye’de Kemalizm yadsınarak solcu olunamaz!”

Bunu diyebiliyor mu? Diyebiliyorsa; ben hakkındaki bütün yazdıklarımı geri almaya hazrım!

Eğer diyemiyorsa: Cem Boyner‘den farkını, “inandırıcı” bir biçimde anlatabiliyor mu? Eğer ikisini de yapamıyorsa: Altıok’lu bir bayrak altında, Atatürk’ün kurduğu partinin adını taşıyan bir partide bulunmasının gerekçesini nasıl açıklıyor?..

Ben kişileri değil, inançlarımı savunuyorum.

Benimle aynı inançları paylaşanlara destek veriyorum. İnançlarımla çatışanlara karşı çıkıyorum. Ve bu arada, Altıok’lu bayrak altında Kemalizme ihanet edilmesini, içime hiç mi hiç sindiremiyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın