Yazı Hakkında

Başlık:Terör ve Demokrasi…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:17 Kasım 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Terör ve Demokrasi…

Güneydoğu “Türkiye’nin Vietnam’ı” mı? “Cezayir’i”mi?

“Terörü ezeyim” derken Türkiye acaba Kürt kökenli
yurttaşlarının “demokratik haklarını” mı eziyor?

İlhan Selçuk birinci sorunun yanıtını çok güzel bir yazısında vermişti. Ama -ne kadar açık anlatırsanız anlatın- “bazıları”nın bunu anlamasını beklemek fazla bir iyimserlik…

Kıbrıs Türkü ezilirken horlanırken öldürülürken bunu
“doğal” sayanlar, bir insanlık dramına son vermek için
Kıbrıs’a gitmek zorunda kalan Türk ordusuna “işgal
kuvvetleri” demeyi “ilericilik” sanmadılar mı!

Fransa’nın Bröton’ları “etnik terör” başlatsalar Fransız devletinin silahlı güçlerinin oraya müdahalesini, vaktiyle Cezayir’deki konumuyla aynı saymaya olanak var mı?

Benzer bir durum ABD’nin Latin-İspanyol kökenli yurttaşlarının yoğun olduğu bir bölgede görülse hemen Vietnam ile arasında bir bağlantı kurmayı deneyen “ileri zekalılar ” çıkar mı dersiniz?

★★★

Yazımın başındaki ikinci soruyu da bir yazısında Emin Çölaşan şöyle yanıtlıyordu:

“Kendi gazetelerinde her gün devlete sövüyorlar, birkaç güvenlik görevlimizi şehit ettikleri zaman zafer çığlıkları atıyorlar. Başkanları Apo bile bu gazetede yazılar yazıyor. Hangi ülke, böyle bir olaya göz yumardı? Bu
açıdan demokrasinin beşiği İngiltere’yi bile sollamış ülkeyiz biz. “

PKK propagandasının Türkiye’de açıktan yapılabildiğini kim yadsıyabilir?PKK’nın temsilcisi niteliğindeki bazı milletvekillerinin, ülke ülke dolaşıp Türkiye aleyhine çalıştıkları yalan mı?

Oysa “insan hakları” konusunda bize ders vermeye
kalkan ülkelere bakın..

Avusturya ve İsviçre’de, Nazi propagandası yapmak
yasak. Alman hükümeti, Yeni-Nazilerin propagandasını
yaptıkları gerekçesiyle sekiz müzik grubunu yasakladı.

Ve kırmızı T.C. pasaportu ile yurtdışında T.C. düşmanlığı
yapabilen bir bayan milletvekili, “TBMM de kendimi yabancı hissediyorum” diyor. Yunanistan da, Ermenistan’da Suriye’de hiç yabancılık çekmediği ise belli…

★★★

Kimse kendini aldatmasın.

Silahlı savaşımın tırmandığı bir ortamda demokrasi gelişemez. Tam tersine, demokrasinin olanaklarından teröristlerin ve destekçilerinin yararlandıkları duygusu giderek kitlelere yerleşmeye başlar.

Ülkeyi yönetenler de kitlelerdeki bu tepkinin etkisinden sıyrılamaz olurlar. Teröre karşı -canını tehlikeye atarak- silahlı savaşım verenlerde zaten “doğal” olarak var olan bu duygu, giderek belirleyici olmaya yüz tutar.

Terör ilerledikçe, demokrasi geriler…

Kürt okumuşları eğer “daha çok demokrasi ” istiyorlarsa bunun gereğini yapmak zorundadırlar.

En azından kadınlara, çocuklara, bebeklere, yaşlılara, silahsız insanlara, savunmasız sivillere yönelik “vahşet”e karşı çıkmak zorundadırlar.

Hem de lafı gevelemeden. Açıkça. Yüreklice..

Yoksa var olan demokrasiden de gerilemenin kaçınılmaz olacağını bilmelidirler. Demokrasi istiyorlarsa demokrasiye “layık”davranmalıdırlar.

Tarihten ders almalıdırlar!

Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal’in değil, İngilizlerin yanında yer alan Kürt okumuşlarının hatasına düşmemelidirler!

★★★

FKÖ terörizmden vazgeçerek yasallık kazandı. Kendi yandaşlarından kaynaklanan terörist eylemleri bile açıktan kınar oldu.

IRA, bir eyleminde sivillerin de ölmesinden dolayı “özür” dilemek zorunda kaldı. Bunun bir “hata”dan kaynaklandığını savundu.

Uluslararası Af örgütü, ilk kez PKK eylemlerini “son derece vahşi cinayetler” olarak değerlendirdi..

Ama Kürt kökenli okumuşlardan ne bir ses ne bir nefes.

Ya o eylemlerde bir “haklılık payı” buluyorlar ya da korkuyorlar. Her iki olasılıkta da “daha çok demokrasi ” istemeye hakları var mı?..

Siyasal Çatışma ve Uzlaşma kitabımın yeni baskısına iki yeni bölüm eklemek gereğini duydum: “Şiddetin Psikolojisi” ve “Terörizmin Sosyolojisi.” İşte size o bölümün son tümceleri:

“Terörizm, giderek toplumdaki ‘demokratik iletişim kanalları’nı tıkar ve bir kutuplaşmaya neden olur. Mantığın değil, duyguların öne çıktığı böyle bir ortamda, geniş kitleler genellikle devletin yanında yer alır ve en sert
önlemler’in destekçisi kesilirler. Bu koşullar -özellikle demokrasi deneyimi az olan toplum tarda- baskı rejimlerinin oluşumuna çok elverişlidir.”

Falcı olmaya gerek yok ki!

HAFTAYA BAKIŞ i

AHMET TANER KIŞLALI

‘Büyük’ Düşünüp, Küçük Davrananlar!

Karabağ’ı yitirmiş.. Oz topraklarının bir kesimini Ermeni işgal ine terk etmiş. Ordusunu, sivil yönetimini kuramamış. Atatürkçü’ Cumhurbaşkanı başkentten kaçmak zorunda kalmış. Yeniden Rus güdümüne girme yolunda bir Azerbaycan..

Edilen ‘büyük’ lallara bakarak Türkiye’yi gözlerinde büyütmüş.. Almanya’dan İsrail’e kadar birçok ülkenin Türkiye’den daha yoğun ekonomik ilişkiler içine girdiği Türkiye’ye yolladığı binlerce öğrencisinin düş kırıklığı’ içinde olduğu (bir bölümünün geri dönmeyi düşündüğü) Orta Asya ülkeleri.

Vance-Owen Ptam’nı beğenmeyerek yola çıkmış. Güvenli bölgeler bile oluşturulamamış Müslümanların neredeyse tamamen dışlandığı, Sırplarla Hırvatlar arasında paylaşılma aşamasına gelen bir Bosna-Her-sek.

Güvenlik Konseyi’nin beş sürekli üyesinin, Türk tarafına karşı açıktan’ tutum takındığı Ankara hükümetinin bir yılgınlık içinde havlu atmaya hazır’olduğu izlenimini verdiği KKTC’nin hemen hiçbir karşılık’ almadan vermeye’ zorlanır duruma getirildiği bir Kıbrıs..

İşte, ‘ööyyük terimizin ‘Türk Asrı olacağını davul- zurna ile ilan ettikleri 21. yüzyıla yaklaşırken ’manzara-ı Umumiye bu!

Türkiye -KKTC’yi saymazsak- her bakımdan kendisine en yakın soydaş toplum olan Azerbaycan’ı, ayakta tutmak, demokratik bir çizgide ilerlemesini kolaylaştırmak için ne yaptı?

Niçin -Elçibey’in tüm feryatlarına karşın- düzenli bir ordu oluşturulması için ciddi’ bir destek vermedi?

Niçin, iaik-demokratik Türkiye’yi model olarak benimseyenlerin yıprablması pahasına, Ermenistan’a yardımın bir devlet siyaseti’ olarak önem taşıdığı izlenimini doğuran inişli çıkışlı bir yol izlendi?

Niçin, Ermeni saldırılan karşısında Türkiye’nin bir şey yapamayacağı inancı yaratılarak Azerbaycan adeta’ Rusya’nın kucağına itildi?

Niçin. Elçibey yönetimi için çok önemli olduğu bilindiği halde. 250 milyon dolarlık Eximbank kredisi bile bir türlü transfer edilemedi?

Niçin Elçibey’e. yetenekli, deneyimli ve yeterli danışmanlar’ yollanmadı?

Azerbaycan’ın, Türkiye’nin yeni uluslararası dengelerdeki yeri ve ağırlığının belirlenmesi açısından bir ‘mihenk taşı’ olduğu bilinmiyor muydu?!..

* * *

İsyana ‘albay’ Suret Hüseyinov. aslında subay falan değil. (Zaten Sovyetler Birliği döneminde. Azeriler bilinçli olarak silahlı güçler dışı’ tutuldukları için buna olanak da yoktu ) Fabrika müdürüyken bağımsızlıktan sonra teğmen yapılmış. Şimdi de Stalinci komünistlerin ve K&B’nin desteğinde, belirli bir ‘plan’ın uygulayıcısı durumunda..

• Türkiye’nin ‘aczl’nin, Azerbaycan’ı bu noktaya getireceğini tahmin etmek için fala olmaya gerek yoktu

Üstelik. Elçibey’e karşı ‘Rus yanlısı’ bir darbenin gelmekte olduğu konusunda Türkiye. -Batılı bazı devletler tarafından da- ısrarla’uyanlmışb.

Ama ‘ürkek’, ’befc/e gör ü seçen, kişilikli olduğu kolaylıkla savunulmayacak bir çizginin, böyle bir-iki uyan ile değişmesi olanaklı mı?

“Adriyatik’ten Çin Denizine kadar” büyüklük taslayan; Turancılık ile ünlenmiş siyaset adamlannı alıp Orta Asya’larda caka satan; Azerbaycan adım adım işgal edilirken ‘sabrımız taşıyor’ diye gözdağı veren de biz-dik. Sonra çaresizlik içinde boyun büküp. “Güç kullanmamız söz konusu değil ” diyen de.

Ermenistan sınınna -daha olaylann patlak vereceği anlaşıldığında- yeni birlikler göndermek. Azerbaycan ile ‘savunma işbirliği anlaşması’ yapmak gibi adımları bile atmaktan çekinen de bızdık.

Nahcivan’ın konumunu ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan ülkelerden birisi olduğumuz halde, büyük bir telaşla bunun bize askeri müdahale’ hakkı vermediğini açıklayan da..

Daha birkaç ay önce şöyle yazmıştım;

“Türkiye’nin bugün Azerbaycan’da olanlar karşısındaki ‘acıklı’ çaresizliği iki hatanın bedelidir Kendisine ‘büyük hedef koyup ‘küçük’ davranmanın, bir. Caydırıcılıktan caymanın, iki..”

Belki biraz duygusal davranarak eski parti ve hükümet arkadaşım Hikmet Çetin’i dışarıda tutuyor ve Türkiye’nin, bugün, ‘pısırık’ bir Oemirel-lnönû çizgisinin bedelini dış dünyada ağır ödediğini düşünüyorum!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: