Yazı Hakkında

Başlık:Toktamış’lı Bir Yazı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:16 Eylül 1994, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Toktamış’lı Bir Yazı…

Bazı olayların arkasından sıcağı sıcağına yazmamayı
yeğlerim. Ve bunun iki yararı olduğuna inanırım.

Birincisi, ilk günlerde zaten konuya eğilenin çok olmasıdır. Bir eksik bir fazla, çok şeyi değiştirmez. Oysa tam herkes susmuşken külleri eşeleyip ateşi yeniden ortaya çıkarmak, olay üzerinde yeniden düşünme fırsatı yaratabilir.

Her yeniden düşünme, birikime eklenen yeni bir damladır!

İkincisi ise, olayın heyecanı azaldıkça soğukkanlı düşünme olanağının artmasıdır.

Çok yakınım olduğu halde, Hıncal Uluç’a yapılan saldırıdan sonra da daktilomun başına geçmeden önce bir süre beklemiştim.

★★★

Sevgili Toktamış Ateş ‘e ve onu sevenlere yönelik eylemin amacı neydi?

Öldürmek mi? Korkutmak mı?

Ne fark eder! Siyasal amaçlı her öldürmenin gerisinde. geride kalanları korkutma ereği zaten yok mudur?

Her iki olasılıkta da amaç, korkutmak ve sindirmektir!

Hocam Muammer Aksoy’dan Bahriye Üçok’a, yaşamlarını kalleşçe saldırılarla yitirmiş birçok ismin ortak yanı neydi? İnanmış ve etkili Kemalistler olmak!

Onlar öldürüldü diye Uğur Mumcu sustu mu?

Uğur Mumcu susturulunca Kemalistler sindi mi? Yoksa sönen “mumun yerine, yüzlerce, binlerce yeni mum mu yandı?

Toktamış Ateş’e binlerce mumun en çok ışık verimlerindendir.. İsmi en öne çıkarılarındandır… Eğer Uğur öldürülmeseydi, belki Toktamış da bugünkü konumunda olmayacaktı.

Uğur öldürüldü, Atatürkçü Düşünce Dernekleri’nin sayısı 3’ten 72’ye çıktı… Üyelerinin sayısı onlardan onbinleri buldu. Kemalizm ile ilgili yapıtlar, inanılmaz bir hızla okunuyor, tüketiliyor.

★★★

Bomba kondu diye. Toktamış Ateş ya da benzerleri
susar mı? Toktamış Ateş’i okuyanlar azalır mı?

Korku, en insancıl duygulardandır… Herkes korkar!

Ama korkunun biçim değiştirdiği biran vardır. Bazen
“ölüm” korkusunun yerini, ölümden korkmak “korkusu
alır. Ve insan korksa da, adımlarını yavaşlatacağına hızlandırır!

Kahramanlar korkusuz insanlar değildir! Sadece,
korkmalarına karşın doğru bildikleri yolda yürüyenlerdir!..

Kimdir Toktamış Ateş?

Bilgili kalemi de sesi de güçlü, etkili, tutarlı bir Kemalist.. Bir yurtsever Bir insansever.

Sevecen, hoşgörülü ve barışçıl.

Nefret dolu değil ki korksun! Sevgi dolu.

Geçen günkü yazısını ne güzel noktalıyordu:

“Bu satırların yazarı, kalemini, namusu sayan bir bilim emekçisidir, inanmadığı hiçbir şeyi yazmaz, hiçkimseyi hor görmez ve küçültmeye çalışmaz. Herkeste sevilecek bir şeyler bulmanın gayreti içindedir Laik bir
özgürlük düzeninin ve demokrasinin kavgası içindedir. Kim bilir, belki de bombanın patlamasına engel olan ‘takdir-i ilahi’, bu tutum ve yaklaşıma karşı hoşnutluğun gerçekleşmesidir.”

★★★

Uğur Mumcu, ödünsüzdü; gerektiğinde de sert ve kavgacıydı. Toktamış Ateş ise ılımlı: kavgacı olmaktan çok, uzlaşmacı…

Ama “terörist” için ikisi de ‘hedef’. Çünkü ikisi de etkili bir “Kemalist’i… Gerisi “üslup” farkı, ayrıntı…

“çağdaş terorizm”in kurucusu sayabileceğimiz Hasan Sabbah ‘ın 9 yüzyıl önce yaptıklarına bakın, bugünü anlarsınız.

Sabbah, örgütünün üyelerim dokuz aşamalı bir deneyim ve eğitim süzgecinden geçirerek seçiyordu. Katı disiplin içinde, verilen buyruğa uyarak “düşünmeden”öldürmek ya da ölüme atılmak temel İlkeydi

Sabbah -disipline uymadı diye-kendi oğlunu bile acımasızca öldürtmüştü…

“Kabarılmış bölgeler” deyimini ve “vurkaç” taktiğini
terörizme kazandıran da oydu. Amacına ulaşmak için.
Haçlı Ordusu’na bile yardım etmişti.

Kendi başlattığı terörü sürdürebilmek ve ona taban kazandırabilmek için, devleti de halka karşı benzer yöntemler kullanmak zorunda bırakmaya çalışıyordu. Amacı, devleti “zalim konumuna iterek, kendi yaptıklarını
yasallaştırmaktı.

En değerli vezirleri öldürtüyor ve böylece, devletin
kendi kendisini bile koruyamadığını halka göstermeye
çalışıyordu…

Terörist öldürebilir, korkutabilir… Ama 9 yüzyıl önce
amacına ulaşabildi mi ki, bugün ulaşabilsin!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın