Yazı Hakkında

Başlık:Toplumu “Dil”e Göre Bölmeli mi?..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:01 Kasım 1992, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Toplumu “Dil”e Göre Bölmeli mi?..

Aynı devlet içinde yaşasalar bile Türk kimliği ile Kürt kimliğini “mutlaka” ayırmak isteyen “Kürt milliyetçileri”nin elinde kala kala tek bir ölçüt kaldı: Dil farkı!..

Türkiye’de 70’ı aşkın kökenden insan ”kan” olarak karışmış. “Coğrafya” olarak karışmış. Toplumsal “konum” olarak karışmış.

Bütünleşmiş. Simdi öne sürülüyor ki Kürt kökenlilerin hiç
değilse bir bölümü “dil olarak” toplumun diğer kesimleri ile
bütünleşmemişler. Konu madem ki açıldı, tartışmayı sonuna
kadar götürmekte yarar var.

Dil olarak Türkçe ile bütünleşemeyenler, acaba kendi içlerinde “ortak bir dil”de bütünleşebilmişler mi?

Gerçekten de dil farkına dayalı ayrı bir toplum kesimi oluşturuyorlar mı? Gerçekten de ayrı bir “kültürel kimlik” içinde
mi yer alıyorlar?

Kendilerini “Kürt” olarak tanımlayanlar, acaba aynı dili mi
konuşuyorlar? Aynı değerleri mi paylaşıyorlar?

Birbirlerine, diğer yurttaşlara olduklarından daha mı yakınlar?

Önümde, Strasbourg Üniversitesi öğretim görevlilerinden
Goichi Kojima’nın hazırladığı bir “tez” var. Japon dilbilimci,
gelip Türkiye’de çok uzun incelemeler yapmış.

Türkiy’ de “Kürtçe” konuştukları varsayılanlar önce ikiye ayrılıyor: Kırmançi ve Zazaca konuşanlar. Bu iki grupta olanlar birbirlerini anlamıyorlar.

Kırmançi ile Zazaca arasında, bazı ortak sözcüklere karşın, “hiçbir anlaşılabilirlik yok.” Buna karşılık, zamanla Türkçe ile Zazaca arasında ortak yanlar oluşmuş.

Japon dilbilimciye göre; Kırmançi’yi de kendi içinde 5-6 ayrı dile bölmek gerekiyor. Bunlar arasında sözcükler çok farklı olduğu gibi fiil çekimleri de çok farklı. Adıyaman, Diyarbakır, Hakkari, Sivas, Erzurum, Cihanbeyli ve Haymana’da konuşulan Kırmançileri ayrı diller saymak gerekiyor.

Hatta bu ayrım bile çok kez yeterli değil. Bazı durumlarda, iki komşu köy bile farklı dil konuşuyor. Üstelik konuşulan Kırmançi ile yazılan Kırmançi arasında da büyük farklar var.

Peki Zazaca için durum farklı mı?

Araştırmacının buna da yanıtı “hayır”!

Paris Kürdoloji Enstitüsü’nce yayımlanan “Hévi” dergisinde
kullanılan Zazacayı, araştırma yaptığı köylerde oturanların
“kesinlikle” anlamayacaklarını söylüyor.

Goichi Kojima’nın, bir dilbilimci olarak çok açıklıkla yanıtladığı bazı sorular ise bizim için daha da önemli:

– Kırmançi eğitim dili olarak kullanılabilir mi?

– “Hayır!..”

– Peki okulda Kırmançi öğretilebilir mi?

– “Kırmançi dialektleri arasında çok büyük farklar vardır. Şayet bunlardan birisine ayrıcalık tanınırsa, diğer dialektleri konuşanlar cezalandırılmış olur. Böyle bir durumun doğduğunu farz edersek, çocuklara okulda önce Türkçeyi, sonra kendi şivesiyle ilgisi olmayan başka bir Kırmançi şivesini öğretmek gerekecektir.”

– Zazaca, bir eğitim dili olarak kullanılabilir mi?

– “Hayır!.. Sözcük sayısının yetersizliği, Zazacanın birçok biçiminin olması ve yazılı biçiminin ise hiç bilinmemesi nedeniyle bu olanaksız.”

Bilmeyenlere de Türkçe öğretmek ve herkese eşit eğitim olanakları sağlamaya çalışmak mı daha ilerici ve çağdaş, yoksa Kürt kökenliler arasındaki benzerlikleri arttırıp bu toplumdan koparmak için olağanüstü bir çaba göstermek mi?

Hangisi Kürt kökenli yurttaşların daha yararınadır?

Yugoslavya, toprakları üzerinde yaşayan insanlar arasındaki ortak noktaları çoğaltmak yerine, ayrılıkları, farklılıkları kurumlaştırdığı için, farklı olmayı özendirdiği için, bugün “komşu kanı-kardeş kanı” içinde boğuluyor.

Herkes amacına göre davranmalı.

Amaç, gerçekten de herkesin özgürce ve barış içinde “yan yana” yaşayabileceği bir toplum mu yaratmak?

Yoksa şu anda var olmayan bir “kültürel birlik” oluşturarak, toplumla bütünleşmeyi engellemek ve geleceğin bölünmesini mi hazırlamak?

Ne kendimizi ne de başkalarını kandırmayalım!.

TEŞEKKÜR

Başarılı bir ameliyat ile sağlığıma kavuşmamı sağlayan Prof.
Dr. Mehmet HABERAL’a, Dr. Gülnaz ARSLAN’a, Dr. Ergun
VELİDEDEOĞLU’na, Dr. Mahmut KOÇ’a, Hemşire Mücella
ERTEKİN ve Teknisyen Kerim AY’a, Türkiye Organ Nakli ve
Yanık Tedavi Vakfı Hastahanesi’nin bakımım için gerekli itinayı gösteren tüm elemanlarına ve bu vesile ile yakın ilgilerini sergileyen Devlet Bakanı Tansu ÇİLLER’e, Ankara Anakent Belediye Başkanı Murat KARAYALÇIN ve eşine, Gaziantep Belediye Başkanı Celal DOĞAN’a, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Emre KONGAR’a, Ankara Anakent Belediyesi Genel Sekreteri Timur ERKMAN’a, Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tevfik Rüştü GÖKALP’e, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Yücel ERTEN’e, CSO Müdürü Hüseyin AKBULUT’a ve bu vesile ile sevgilerini yineleyen tüm arkadaş ve dostlarıma en içten teşekkürlerimi sunarım.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın