Yazı Hakkında

Başlık:‘Türk Olmak’ Ne Demek?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:03 Mayıs 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Türk Olmak’ Ne Demek?

23 Nisan’ın yıldönümünde İzmir ve yöresindeydim.

Hava çok güzeldi ve tatil günüydü. Ama insanlar saatler boyu kapalı salonlardaydılar.

İnönü Kültür Merkezi’nde bin kişinin izlediği bir açıkoturum… 60 bin nüfuslu Ödemiş’te 400 kişinin katıldığı bir toplantı… İmza günleri… Ve sorular, sorular.

İzmir toplantısında sadece bana yöneltilen soru kâğıtlarının sayısı altmışı buluyordu. Prof. Ergün Aybars, Suphi Gürsoytrak, Prof. Türkan Saylan ve Ayla Selışık Tamar da kendilerine yöneltilen soruların çoğunu yanıtlayacak zamanı bulamadılar.

Genci yaşlısı heyecanlıydı. Bilinçliydi. Araştırıcıydı. Umutluydu.

Uzayan toplantı sonunda şalondan çıkarken, kalabalığın arasından sesler yükseliyordu: “Sorularımıza bari köşenizde yanıt veremez misiniz?”

★★★

Kemalist dönem, dünyada faşizmin yükselme dönemidir.

Demokrasi gerilemektedir. Moda olan ırkçılıktır.

Dönemin ‘yükselen değerler’i elbette ki Türkiye’yi de etkiler. Birçok yazarın, ozanın kaleminden “disiplin” ve “ırkçılık” akar. Kemalist partiyi “faşist” modele göre yeniden biçimlendirmek isteyenlerin önünde “tek engel” Atatürk’tür.

Aynı zamanda milletvekili olan Ishak Rafet Işıtman şöyle der:

“Ne mutlu bana ki Türk yaratıldım!

Gönlümün tek gururudur bu.

Ne esir edildim ne satıldım.

Türk benliği, Türk şuurudur bu.”

Zamanın ünlü ozanlarından Mehmet Emin Yurdakul’un bir dizesi ise hemen tüm dillerdedir: “Ben bir Türk’üm, dinim ırkım uludur!”

Atatürk, işte bu önlenemez tırmanışı, o ünlü özdeyişi ile önler:

-Ne mutlu Türküm diyene!

Türk kökenli olmanın ya da Türk doğmanın değil, “Türk’üm” demenin önemli olduğunu vurgular… Tıpkı Korsika kökenli Napolyon dünyada İtalyan kökenli Platini‘nin ve Yves Montand‘ın -kökenlerini yadsımadan-
“Fransızım” demesi gibi. Tıpkı Adalı Rum Lefter ‘in “Türk olması” gibi.

★★★

Bazı “medya” bülbülleri, M. Kemal Kürt kökenli doğsaydı “Atakürt”, bugünkü Türkiye de “Kürdiye” olurdu, savındalar. Eğer “gaflet” ya da “hıyanet” içinde
değillerse, Prof. Aybars’a soru soranlar kuyruğuna katılıp “cehalet”ten kurtulabilirler.

Türkiye’ye Türkiye adını ne Atatürk koymuştur ne de Türkler!

Daha 12. yüzyıl sonlarından başlayarak “Türkiye”diyenler, Venedik ve Cenevizlilerdir. Napolyon’un taç giyme töreninde “Türk Elçisi” diye tanıtılan Osmanlı elçisinin tepki gösterdiğini, bunu hakaret saydığını, “Ben Türk değil Osmanlıyım” dediğini tarih kitapları yazar.

Avrupa için Osmanlı padişahının adı “Le Grand Turc”tür (Büyük Türk).

Ne Türk ne de Türkiye adlarını Mustafa Kemal icat etmiştir.

Anadolu halkının büyük çoğunluğu ile Türkçe konuşmasının “günahı” da Mustafa Kemal’e ait değildir.

O sadece “ulus”laşamadan “çağdaş”laşılamayacağının bilincindedir. Ve 24 etnik kökenden bir ulus yaratmak kararlılığında olan bir devrimcidir!

★★★

Bugün, bana en çok yöneltilen sorulardan birisini yanıtlamaya çalıştım.

Bin yıllık bir beraberliğin, bir “küttür ortaklığı “yaratmaması olanaklı mı?

O sentezde, Hitit’ten Urartu’ya, Rum’dan Ermeni’ye, Kürt’ten Türk’e “herkes” var. Gidin bakın: Kırgızla mı ortak noktanız daha çok, yoksa Güneydoğulu bir Kürtle mi? Yüzyıllardır Suudî Arabistan’da yaşayan bir Türkle mi, yoksa İstanbullu bir Ermeni ya da Tekirdağlı bir Yahudi ile mi?

Atatürk “ulus “u, bir ırk üzerine değil, bir kültür ortaklığı üzerine kurdu. O “ulus”un ismi ise Atatürk’ten önce zaten vardı.

Atatürk sadece, varolan ismi yüceltti Farklılıktan değil, benzedikleri kurumlaştırdı, güçlendirdi. Ve ulusa “güven” duygusu aşıladı…

Türk ırkçıları ve Turancılar, Kemalizmi hiçbir zaman benimsememişlerdir. Kürt ırkçılarının benimsememesi de doğaldır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: