Yazı Hakkında

Başlık:Türk Sağını Bekleyen Tehlike!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:13 Haziran 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Türk Sağını Bekleyen Tehlike!

Çok kişinin dikkatinden kaçtı. Seçimler öncesinde,
köktendinci bir kesimin temsilcisi özetle şöyle demişti:

– Bu kez Fazilet Partisi’ni desteklemeyeceğiz!

Niçin? Parti çizgisinden saptığı, ödün verdiği, ılımlaştığı için mi?

Hayır!

Tam tersine, iktidarda iken sivrilikleri sırıttığı, tepki
çektiği için…

Olayda hiçbir çelişki yok. Dinci sağ eskiden sağcı partileri kullanırdı. Bir kesimi birine, bir kesimi diğerine destek verir ve karşılığında isteklerini yaptırırdı. Ve
bu işi yapan Erbakan değil de Menderes, Demirel ya da Özal olduğu için, geniş kesim fazlaca tedirgin olmazdı.

Bizler yırtınırdık, ama toplum tınmazdı..

Refahyol uyuyan devi uyandırdı. Gözler açıldı. Dinciler zarar gördü, Saman altından su yürütmenin erdemleri (!) yeniden keşfedildi.

Ve anladılar ki. “Atatürk’e deKemal’izme de hayır!”
siyaseti yanlıştır. “Atatürk’e evet, Kemalizme hayır!”
iki yüzlülüğü, kendiler açısından çok daha akılcıdır.

★★★

Çok deneyimli bir solcu siyaset adamı şöyle diyor:

– Dinciler başlangıçta sağın koltuk değneği iken, yıllar içinde sağ dincilerin koltuk değneğine dönüştü. Ve dengeleri altüst ettiler. Bu da laiklerin sabrını taşırdı.

Bu sözler bizden birine ait değil, Şimon Peres’ e ait.

Çünkü İsrail’in de -tıpkı bizimki gibi- köktendincileri var. Çünkü onların sağ partileri de bizimkilerle aynıaymazlığa düştü.

Benzer nedenlerin benzer sonuçlar yaratması doğal değil mi?

Sayın Penes, Nilgün Cemahoğlu ile söyleşisini şöyle sürdürüyor:

– Siyaset ödün ve uzlaşma sanatıdır. Dinde ödün yok. Dinciler siyasete kendilerini dayatınca, ödün veren siyaset oluyor… ABD’de Katolik Parti, Protestan Parti, Musevi Parti gibi partiler olsaydı ABD olur muydu? Bugünkü Ingiltere ya da Fransa olur muydu?.. Tanrı’nın bir partiye ihtiyacı var mı?

Ve söyleşi, Türkiye ile ilgili önemli bir saptamayla
noktalanıyor:

– Köktendinciliğin önderliğini Iran, modemizmin önderliğini Türkiye yapıyor. Yalnız İsrail değil, tüm dünya Türkiye’yi böyle görüyor.. Modern genç kuşaklan ve gelişmiş orta sınıfıyla Türkiye’nin artık demokratik geleneklerden ayrılmayacak bir ülke olduğunu düşünüyorum.

Bir yanda İsrail, bir yanda Türkiye.

Birisi Musevi, ötekisi Müslüman.

Ama ikisinde de köktendincilik ciddi bir sorun. İkisinde de dinciler ılımlı sağı kullanarak bugüne geldiler. İkisi de, laikliği çağdaşlığın önkoşulu olarak görüyor. Ve ikisi de, laikliği köktendinciliğe karşı koruma sorunuyla karşı karşıya.

Izak Şamir bir zamanlar bir Batık aazetecıye şöyle demişti:

– Dincilerin isteklerinin önemli bir kısmını yerine getirdik. Oylarını bize vereceklerini tahmin ediyorum…

Köprülerin artından çok sular geçti. Ve İsrail sağı
uyanmaya, gerçekleri görmeye başladı.

Sıra şimdi bizimkilerde,özellikle de MHP ve ANAP’ta.

Ama Sayın Mesut Yılmaz ve arkadaşları, seçim yenilgisini hâlâ yok “türban “a, yok sekiz yıllık temel eğitime falan bağlarlarsa., hâlâ asıl nedenin ‘çürümüşlük’görüntüsü olduğunu görmezden gelirlerse…

Sayın Devlet Bahçeli ve dostları, seçim başarısını
hâlâ “tekbir” getirerek saldıran gençlerine… hâlâ “türban “a ve “imam hatiplere sahip çıkmaya bağlarlarsa.. ve asıl nedenin, ılımlaşma görüntüsü ve güven
verme olduğunu unuturlarsa.  Türkiye’yi yakın gelecekte bekleyen yeni sıkıntılar vardır demektir!

Köktendincilerin yeniden eski stratejilerine dönmeye başlaması, Türk sağı için de, Türkiye için de yeni bir tehlike anlamına gelebilir. Ve İsmet Paşanın ünlü
sözünden yola çıkarak, şöyle bir uyan yapmak, pek
de yanlış olmaz:

– Orta sağcılar da en az dinciler kadar akıllanmadıkça, Türkiye için esenliğe çıkmak çok zordur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: