Yazı Hakkında

Başlık:Üç Güzel Şey!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:04 Nisan 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üç Güzel Şey!..

Özgen Acar, pazartesi yazısında, Kazlıçeşme’nin yı-
kılmasından duyduğu mutluluğu dile getirmişti. Bir bü-
yük çirkinliğin yıkılıp, bir pisliğin temizlenmesinin, yeri-
ne bir güzelliğin geleceği umudunun çok güzel bir anla-
tımıydı bu.

Haliç’in çevresi yıkılıp yeşillendirilirken duyulanların
bir benzerini yeniden yaşayanların sayısı kuşkusuz ki
çok.

Boğaz çirkinleşip yeşili azalırken, bazı yerlerin güzel-
leşip yeşillendiğini görmek, İstanbul’u sevenlerin ruhsal
dengeleri açısından yaşamsal bir önem taşıyor.

Ama araştırmaların ortaya koyduğu bir siyaset bilimi
gerçeği var.

Seçmen, bir yönetimin yaptıklarını, onun ilk yılında
yaptıklarından aldığı izlenimle değerlendiriyor. İlk yıl
umut vermişse “pembe “gözlüklerle, yoksa “kara”…

İstanbullu, yapılanları değerlendirirken, sporseveri
ile sanatseveri ile hatta kendi kendisiyle kavgalı bir be-
lediye görüntüsünden kurtulamıyor. Örneğin Çırağan
Sarayı’nın önünden geçerken, o güzelliği görmesine
olanak bırakmayan duvarların yıkılmasına kimin engel
olduğunu unutamıyor!

★★★

“Güzel”i yakalamak, Ankara için daha kolay. Çünkü
İstanbullunun tersine, bugüne ve yarına, bir “umut” per-
desinin arkasından bakabiliyor.

Kazılar nedeniyle trafik daha da ağırlaşmış..

Toz ve çamur daha da artmış..

Ama ne şoförü ne yayası belediyeye küfrediyor..

Önümüzdeki birkaç yıl içinde Ankara’nın çağdaş bir
başkent görünümüne kavuşacağına inanan bir belediye
başkanı var. O inananı kitlelere de yansrtmasını biliyor.

Çünkü kendi kendisiyle barışık. Ve elbette “insan”lar-
la barışık..

Bu uyum, iyimserlik; iyimserlik de “umut” yaratıyor..

Ulaşımın en yoğun noktalarda yerin altına indiği.. Ye-
şili ve su lekeleri olabildiğince artmış.. Çanağın çeke-
meyeceği kalabalıklar uydu kentlere çekilmiş.. Tarihsel
dokusu yeniden güncelleşmiş ve güzelleşmiş.. “Temiz
hava kenti” bir Ankara…

Başkent oluşunun 70. yılında, birçok Ankaralı artık bu
düşe, yarının gerçeği gibi bakabiliyor!

★★★

Üçüncü “güzel şey ” de, bir dizi gazete ilanları… Ve o
ilanların arkasındaki gerçek…

“Aziz Nesin, Manavgat ilçe Halk Kütüphanesi’nde sizi
bekliyor!”… “Orhan Pamuk, Oran Sevgi Yılı Halk Kütüp-
hanesi’nde sizi bekliyor!”… “Shakespeare, Antalya
Halk Kütüphanesi’nde sizi bekliyor!”…

Nazım Hikmet’ten Yaşar Kemal’e, Virginia Woolf’tan
Haldun Taner’e, yerli ve yabancı önemli yazar ve ozan-
ların yapıtlarını yanı başınızda ve parasız bulabileceği-
nizi bilmek ne güzel şey!

Halk kitaplıklarının sayısını 1057’ye çıkarmak ve özel-
likle gençliğin ilgisini çekecek yapıtlarla donatmak çok
güzel.. Bu güzelliği böylesine güzel bir biçimde duyur-
mak da ayrıca güzel..

Tıpkı TV-2’de, toplumda kitap sevgisini yaygınlaştır-
mak amacıyla yapılan yayın gibi.. Ama o yayını yapanla-
nn Türk diline yeterince saygılı olmamaları, örneğin
“aydın” diyecek yerde “entellektüel” demekte direnme-
leri, o güzelliği karartıyor..

Acaba, amaç ile araç arasında bir uyum olmasa gerek-
tiğini söylemek, çok şey istemek midir?

★★★

Yapılan bir araştırma, birçok küçük güzel şeyin bir bü-
yük güzellikten daha çok mutluluk yarattığını ortaya ko-
yuyor. Ama asıl önemli olan, o küçük güzelliklerin sü-
rekliliği..

Bugün -hiç de küçük olmayan- üç güzellikten söz et-
mek beni de mutlu etti. Gönül, yapılan güzel şeylerin ço-
ğalmasını ve eleştiri ile övgü arasında bir denge kurma
olanağının doğmasını istiyor..

Çünkü övgünün de yerginin de ancak gerçeklere otur-
duğu zaman anlam ve önem kazandığım unutmaya ola-
nak yok!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: