Yazı Hakkında

Başlık:Üç Güzellik
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Nisan 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üç Güzellik

Bir yöre düşünün!

Her yıl 29 Ekim’de kurbanların kesildiği…
Kuran okunduğu… Dinsel bayramlardaki benzeri panayırların kurulduğu… İnsanların bayramlıklarını giydiği… Ellerin öpüldüğü… Çocuklara bayram harçlıklarının verildiği… Evlerin pencerelerine bayrakların asıldığı… Hatta bayram tebriklerinin yollandığı bir yöre.

Bu bir düş değil… İskenderun’un Arsuz’u…

Bir kent düşünün!

Caminin, havranın, Katolik kilisesinin, Ortodoks kilisesinin yan yana olduğu…
Müslümanın. Hıristiyanın, Yahudinin, birbirinin bayramını kutladığı… İnsanların etnik kökenlerine değil, insancıl niteliklerine göre saygı gördüğü… Üniversitesinde “irtica”nın değil de çağdaşlığın egemen olduğu… Gece yansından sonra bile genç bir bayanın sokakta yalnız başına ‘korkusuzca’ yürüyebildiği bir kent.

Bu bir düş değil.. Antakya…

Ve bir vakıf düşünün!

Atatürk Bilim Akademisi kurmak için… Atatürk Teknoloji Merkezi kurmak için…
Atatürk Kütüphanesi kurmak için… Kemalizmin izinde okullar, öğrenci yurtları kurmak, dershaneler açmak için… Yayınevi kurmak için, yayınlar yapmak için… Burslar vermek için.. Kısacası, yıllardır dinci vakıfların yaptıklarının tersini yapmak için oluşturulmuş güçlü bir vakıf…

Bu bir düş değil… Atatürkçü Düşünce Vakfı (Ata Vakfı}…

★★★

Yıllar sonra yeniden Antakya’da idim.

O güzel ortamı.. hoşgörü, çağdaşlık, sevgi kokan ortamı.. Anadolu Aydınlanmasının sonsuzluğuna olan inancı, bu kez de Antakya’nın üniversitesinde yaşadım. Mustafa Kemal‘in adını taşıyan üniversitesinde.

Yönetimi ile, eğitim kadrosu ve öğrencileriyle o isme layık bir üniversitede…

Büyük amfinin yetmeyeceği düşünüldüğü için toplantı spor salonundaydı. Düzenleyen de üniversitedeki en güçlü öğrenci kuruluşuydu Atatürkçü Düşünce Topluluğu…

Anadolu’da birçok üniversite gördüm.

Tutucu ve hatta “genci” toplumsal ortamın baskısı altına sokulmuş… Çağdışı kafaların denetimine verilmiş… Aydınlık öğretim elemanlarının kaçmaya zorlandığı…  Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrencilerin sindirildiği, baskı altına alındığı…

Ve de devletin kaynaklarını cömertçe akıttığı üniversiteler… Karanlığı yaymak istercesine …

Devletin güçlendirmesi gereken üniversiteler onlar değil. Mustafa Kemal Üniversitesi ve benzerleridir.

★★★

İskenderun’daki toplantıyı Güney Eğitim Vakfı düzenlemişti.

Ruslan Coşkunırmak ve arkadaşlarını harekete geçiren, iç karartıcı bazı olaylar olmuş. Yükseköğrenim için kentim terk edip de dinci vakıfların tutsağı olan gençler Döndüğünde babasının elim sıkmayan kızlar… Anasının elini sıkmayı günah sayan delikanlılar…

Vakıf geçen ağustos ayında kurulmuş. Ve az zamanda çok yol almış.

Şimdiden 41 öğrenciye burs sağlamışlar. Genel merkezlerinde başlattıkları seminerleri, bazı beldelerdeki kadınlara kadar yaymışlar, öğrencileri dinci dershanelerden kurtarmak için parasız kurslar açmışlar.

Vakfın merkezi, seminer odasıyla oturma salonu ile, oluşmakta olan kitaplığı ile pırıl
pırıl.

Kızı vakıftan burs kazanmış olan bir ana gelmiş bir gün. Bakmış ki birçok kadın harıl harıl el işleri yapıyor. Nedenini sormuş:
“Bunları yapıp satıyoruz ve o paralarla sizin çocuklarınıza burs veriyoruz” yanıtını
alınca duygulanmış. Ve ertesi gün elinde kocaman bir çıkınla karşılarına dikilmiş:

– Bu işlemeleri, dantelleri yıllardır kendi ellerimle yaptım. Kızıma çeyiz olsun diye…
Alın hepsini de satın! Nasıl olsa o eğitimini sizin sayenizde yapıyor.

★★★

İskenderun’da bir de 12 derslikli bir ‘Atatürkçü Düşünce İlkokulu” var.

Dış cephesinde “İlkelerinin izindeyiz’ yazılı. Bir dersliğin Yekta Güngör Özden adını taşıdığı… Tüm sınıflarda Altıok’un çok özlü bir biçimde açıklandığı köşelerin bulunduğu… Eğitimin hizmetinde tam 35 tane bilgisayara sahip… Yoksul bir semtin çocuklarına hizmet veren bir ilkokul.

İskenderun ADD kolları sıvamış. Vali Utku Acun‘dan, ADD Genel Başkan Yardımcısı Tevfik Kızgınkaya’ya kadar birçok kişi etkin çaba harcamış. Başta Ziraat Bankası olmak üzere, herkes bir ucundan tutmuş. Ve “mucize”gerçekleşmiş.

★★★

Antakya’sı ile, İskenderun’u ile, bütünü ile Hatay bir güzellik demeti. Güzel insanlar. o güzelliklerin bozulmaması için kolları sıvamışlar.

ADD’nin öncülüğünde kurulan Ata Vakfı ise o güzellikleri tüm Türkiye’ye yayma
amacını taşıyor. Ve tüm Türkiye’nin aydınlık insanlarından destek bekliyor. (Vakıfbank Kızılay Şubesi 2046889)

İki yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı. İskenderun’a bir “müfettiş” yollamış. “Atatürk İlkeleri ve Devrimi” dersini de denetleyecek olan bir denetçi… “Türban”lı bir bayan denetçi!…

Karanlığı istemeyenler, aydınlık için savaş vermek zorundadırlar. Aydınlığı yaratmak zor, yitirmek ise kolaydır.

“Ben kendim nasıl olsa aydınlıktayım” rehavetinde olanlar… Az ötelerindeki karanlığın günün birinde kendilerine kadar uzanabileceğini ve de savaşmak için artık çok geç kalmış olacaklarını unutmamalıdırlar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: