Yazı Hakkında

Başlık:Üç İndi İkiye…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:14 Mart 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üç İndi İkiye…

Ekranda bir büyük partinin Ankara belediye başkan adayı. Eski önemli bir bürokrat. Cumhuriyetçi kesimlerin oylarına ortak olması için özellikle seçilmiş.

Sinirli bir biçimde karşısındakinin sözünü kesip bağırıyor:

– Sen seçimleri şimdiden kaybettin!

Allah Allah!.. Acaba niçin?

Çünkü karşısındaki aday, seçildiği takdirde Başkentin eski amblemini yeniden geçerli kılacağını söylüyor… I. Melih Gökçek’in minareli ambleminin yerine…

Hışımlanan ANAP adayı Vahit Erdem.

Saldırıya uğrayan da Murat Karayalçın..

***

Amblem tartışması niçin önemli?

Tarafların kafa yapılarını ve ideolojilerini ortaya koyduğu için!

İstanbul’u camisiz minaresiz simgeleştirmek yanlış olurdu. Çünkü oraya dünyanın en güzel ve en görkemli camileri damgasını vurmuş.. Siluetini çizmiş.

Ama benzer bir simgeyi Atatürk’ün başkenti için kullanmak demek, Cumhuriyetin temelindeki ilkelere meydan okumak demektir!

Sayın Erdem, uzun yıllardan kullanılan ve halen Turizm Bakanlığı’nın da simgesi olan Hitit Kursu’na karşı… Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden önceki döneme ait olduğu için.. Kimbilir, belki de onu “İslam dışı”saydığı için.

“Amblem Ankara Kalesi olabilir, ama Hitit Kursu olamaz!” diyor.

Ankara Kalesi’ni Bizanslıların yapmış olduğunu bile bilmiyor. Belki de Osmanlı falan sanıyor.

Aslında Sayın Vahit Erdem’e teşekkür borçluyuz.

Kafa yapısını bize çok açık sergilediği için… Cumhuriyetin başkentine dinci amblemin dayatılmasında, belediye meclisindeki ANAP’lı üyelerin rolünü bize bir kez daha anımsattığı için..

Ve geçmiş dönemde, Türkiye genelinde, ANAP’lıların nasıl Fazilet’li belediyelere can-ı gönülden destek vermiş olduklarının unutulmasına izin vermediği için…

Başkentin FP’li fanatik belediye başkanının karşısında üç ciddi aday vardı. TV’deki tartışma, Cumhuriyetçi seçmenlerin büyük çoğunluğunun gözünde,
onların sayısını ikiye indirdi.

Üstelik de o ikinin teke inmesi umudunu yarattı.

Karayalçın çok somut bir öneriyle çıktı ortaya:

– Oy bölünmesinden dolayı Ankara halkını bir kez
daha bir çağdışı zihniyete teslim etmeye hakkımız
yok!.. Sayın Doğan Taşdelen ile ikimizden hangisinin seçilme şansı daha çoksa, diğeri yarıştan çekilmelidir. Ben buna hazırm.

Karayalçın da, Taşdelen de, belediyecilikte deneyimliler, başrılılar ve çağdaş bir doğrultunun temsilcisiler. Ankara’nın bugünkü belediye başkanı, başta
metro olmak üzere, Sayın Karayalçın’ın başlattığı ya da hazırladığı projeleri bitirmekle övünüyor.

Ve de elindeki büyük gücü, Cunhuriyet karşıtı bir
ideolojinin güçlenmesi için kullanmaktan çekinmiyor.

Aklın yolu ve milyonlarca Cumhuriyetçi seçmenin dileği birdir. O dileğin Ankara’daki yansıması ise Karayalçın’ın önerisidir.

Seçim döneminde kamuoyu yoklaması sonuçlarını yayımlamak yasak.. Ama kamuoyu yoklaması yapmak yasak değil!

İki tarafın üzerinde anlaşacağı ciddi bir kuruluşa, Başkent seçmenini kapsayan bir kamuoyu yoklaması yaptırılır. Sonucuna göre de iki adaydan şansı
daha az olan çekilir.

Ankara’nın I. Melih Gökçek’ten kurtulmasının başkaca bir yolu yoktur.

Bu çözüme yanaşmayanın d,. 19 Nisan günü Ankaralıların karşısına çıkacak yüzü olmayacaktır!..

Atatürk, kültür alanında üç şeyi aynı anda başlattı.

Türklerin kökenlerini araştırmak için Orta Asya’ya
kadar uzanmayı. . . Anadolunun tüm geçmişine sahip
çıkmayı… Ve evrensel kültüre kapıları açmayı…

Atasözlerimizin bile yirmi kadarı Sumerlerden geliyor. Hititleri bizden saymamak demek. Kendi kendimizi yadsımak demektir,

Bizler tüm geçmişiyle ve bugünüyle Anadolu’nun
gerçek sahipleriyiz.

Türkleri Anadolu’nun son bin yıllık kiracısı sayanların, Atatürk’ün başkentini temsil etmeye hakları yoktur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: