Yazı Hakkında

Başlık:Üç Kutuplu Türkiye’ye Doğru
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:26 Mayıs 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üç Kutuplu Türkiye’ye Doğru

Bir partinin İstanbul ‘daki 18 ilçe başkanı bir araya geliyor.

Partilerin program taslağını tartışırken bir soru ivedilik kazanıyor. “Türkiye için başkanlık sistemi mi daha iyi, yoksa parlamenter sistem mi?”

18 ilçe başkanından sadece 2’si “parlamenter sistemi” savunurken, geri kalan büyük çoğunluk, yarı ya da tam bir “başkanlık sistemi” üzerinde birleşiyor.

Bu 18 ilçe başkanı ANAP’lı mı, yoksa DYP’li mi?

Bilemediniz.. CHP’li!..

Eğer Türkiye’de halkın seçtiği bir “başkan” olsaydı, nelerle karşılaşacağımız belliydi: Ya Özal ya da Demirel seçilecekti.. Türkiye “Körfez savaşı”na etkin bir biçimde
katılacaktı. Başkanın “kişisel” iktidarı güçlendikçe, toplumda “cepheleşme” oluşacak ve -demokrasinin temeli olan- “hoşgörü ve uzlaşma” alışkanlığı tümden yok olacaktı.. .

Eğer “kazara” başkan ayrı “cephe”den, Meclis çoğunluğu ayrı “cephe”den oluşursa da.. Tam bir “rejim bunalımı” doğacaktı.

Hep bir “baba” arayışı içindeki bir toplumda; bundan 70 yıl önce “başkanlık sistemi”nin sakıncalarım görüp, elinin tersi ile iten Mustafa Kemal’in kurduğu partinin, 1993’lerdeki bilinçli (!) temsilcileri bunlar…

★★★

DSP, belki diğer sol partilerle karşılaşır diye, aynı sokaktan geçmekten korkuyor.. Sayın Ecevit, diğer iki sol partinin de temsil edildiği tüm toplantılardan kaçıyor..

İstanbul’da “sosyal demokrat” üniversiteli gençlerin oluşturduğu ciddi bir ortamda, temel ideolojik düşüncelerini açıklama fırsatını bile kullanmıyor Ecevit.. Çünkü
orada Erdal İnönü ve Baykal da konuşacak.

Ya SHP? Hani şu solun “iktidar” (!) partisi?

Yeni planı hazırlamak için 300 tanınmış isimden oluşan komisyonları basına açıklayarak, topluma “güven” verme düşü içinde. Ve de orada yer alan isimlerin bir
bölümüne sormak gereğini bile duymayan bir ciddiyetsizlikte!..

Türk siyasal yaşamı, gözle görülür bir hızla, üçlü bir kutuplaşmaya doğru gidiyor

Bir yanda “liberal” sağ.. Bir yanda “dinci” sağ.. Bir yanda da solun “demokratik” kesimleri..

“Yurdu kurtardığı” için Atatürk’e saygı duyan, ama Kemalizme karşı olanlar. Özelleştirmeci ve Batıcılar.
Birinci grupta.

Atatürk ve laik devlet düşmanları Bosna’da ve Azerbaycan’da Müslümanların kıyılmasına göz yuman Hıristiyan dünyasına karşı tepkiyi “açıktan” dile getirenler.
İkinci grupta.

Ve.. Kemalistlerle Kemalizm karşıtlarının, cumhuriyetçilerle cumhuriyeti numaralandırma meraklılarının, tekil devlet yanlıları ile federasyoncuların, laiklik yanlıları ile imam-hatip okullarının sayısını arttırma yarışçılarının, İsmet Paşa “ekolü”nün uzantıları ile gizli Özal hayranlarının çorbasını yapmak isteyenler.. Üçüncü grupta..

Solun bu haliyle ne iktidar ne de ana muhalefet olabileceği belli. Ama “dinci sağ”ın önce İstanbul’daki “yerel”, sonra da Ankara’daki “merkezi” iktidarı ele geçirme olasılığı, ANAYOL birleşmesini ergeç sağlayacaktır.

Batı da bunun için “elinden geleni” yapacaktır; içteki “etkili” sermaye çevreleri de..

Üç kutuplu bir siyasal yaşam kaçınılmaz görünüyor. Çok kişi bunun farkında ve “uzun vadeli hesabını” ona göre yapıyor. Solu yönettiği iddiasında olanların önemli
bir kesimi ise “gaflet” içinde.. Burunlarının dibindeki ağaçları seyretmekten ormanı göremiyorlar..

Üç kutuplu bir siyasal yaşam içinde “üç kutuplu bir sol” olanaklı mı?

Üç kutuplu bir sol, “solsuz bir demokrasi” anlamına gelecektir.. Tabii eğer demokrasi diye bir şey kalırsa!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın