Yazı Hakkında

Başlık:Üç Yol Ağzı!…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Ocak 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üç Yol Ağzı!..

Ecevit dışı sol, üç yol ağzında.

Birinci yol, Karayalçın-Baykal İkilisi ile devam etmek…
Ve bu yolun nereye götüreceği fazla belli oldu. Ama gene
de bir şansı var. Çünkü büyük kurultay delegelerinin -en
azından- bir bölümünü kendilerine göre oluşturmuşlar.

Birisinin genel başkan olması, ya da ikisinin birlikte yö-
netime talip olmaları hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü ikisi de,
inandırıcılıklarını yitirmişler.

Kuşkusuz ikisinin de önemli nitelikleri var. Birikimleri var…
Ama “ideolojik” kaygılan yok! (Belki en önemli ortak nok-
talan da bu.)

Kişisel olarak sempati duyduğum Sayın Karayalçın için
ideoloji değil, “iş yapmak” önemli. Eski parti ve hükümet
arkadaşım Sayın Baykal içinse; belirgin bir biçimde sağda
olmamak ve kendisi başta olmak kaydıyla “her ideoloji”
makbul.

Onlar, numaracı Cumhuriyetçi ile de kol kola olabilirler,
Kemalist ile de ve hatta liberal sağcı ile de… İnandırıcılık-
larını -başansızlıklarından çok- bu nedenle yitirmişlerdir.

CHP-SHP ortak kurultayı bu birinci yolu seçerse, oyla-
rın DSP’ye kayışı hızlanır.

Ecevrt’in “almam” demeyeceği isimler de, arkalarına bi-
le bakmadan kapıyı çarpıp çıkarlar.

Parti, yapılacak ilk seçimde barajı geçemez… Ve biter!

İkinci yol, Cem-Karakaş çizgisidir.

İkisinin de birikimlerine üreticiliklerine, dürüstlüklerine
ve bunların ürünü olan kişiliklerine saygı duyarım. Ama-
özellikle Karakaş çizgisinin -“Altıok”lu bayrakla bağdaşma-
yacağına, ona zarar vereceğine, ona saygısızlık demek ol-
duğuna inanırım.

O çizginin toplumda “ciddi” bir desteği olmadığına ina-
nırım…

Gene de bu yol denenebilir. Belki de denenmelidir!

Denenmelidir ki, Kemalizm dışı solun 21. yüzyıla girer-
ken Türkiye gerçekleri ile ne ölçüde bağdaşabildiği.. Boy-
ner hareketinden bir farkı olup olmadığı.. seçmenden yüz-
de kaç oranında oy alabildiği anlaşılsın!

Ve de soldaki kafa karışıklığı son bulsun!

Bu durumda “Altıok”lu bayraktan ve isimden vazgeçilir.
Parti küçülür, ama tutarlılık kazanır. Bir süre daha yoluna
devam eder. Sonra da Boyner ile Ecevit arasında paylaşı-
lır…

★★★

Üçüncü yol, Kemalizm yoludur.

İnançsızlardan, çıkarcılardan, yıpranmışlardan arınmak-
tan.. sıfırdan başlayarak, yeni baştan yapılanmaktan.. “Ku-
vayi Milliye” ruhunu 21. yüzyıl koşullarına taşımaktan.. em-
peryalizmin dayattığı “yeni dünya ideolojisi”nin gerçek an-
lamını kitlelere iyi anlatmaktan.. “düzeni değiştirme” isten-
cine -içtenlikle- sahip olmaktan geçer.

İnsan ve ulus sevgisini, toplumu “yeniden” aydınlığa çı-
karma heyecanını, kişisel amaç ve beklentilerin önüne ge-
çirebilme özverisinden geçer!

Ve bu durumda da, DSP ile ayrı ayrı çatılar altında olma-
nın bir anlamı kalmaz!

Sol da tıkanıklıktan kurtulur.. demokrasi de.. Türkiye de.

★★★

Seçmek serbest.

Her yolun nereye götüreceği belli.

Ama seçimlerin çok yaklaştığı ve “deneme” için yeter za-
man kalmadığı da bir gerçek. Ve acaba, şu düşüncenin
sahibi Oktay Ekşi mi haklı:

“Bulunacak en güçlü isim, adresi belirlenmiş olan topar-
lanmayı geciktirmekten -bir bölücü rolü oynamaktan- baş-
ka sonuç vermeyecektir. Beğensek de beğenmesek de
bilelim ki, o adres artık Ecevit’in DSP’sidir.”
Birinci ve ikinci yol, oylann Ecevit’e akışını hızlandınr.
Üçüncü yolun sola getireceği “katkı” ise daha uzun vade-
lidir…

CHP-SHP ortak kurultayının delegeleri “yaşamsal” bir
tercih yapmak durumundalar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın