Yazı Hakkında

Başlık:Üçüncü Kimlik…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Aralık 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üçüncü Kimlik…

Hamburg… Hannover…

Almanya’ya her gidişimde.. Türkler arasında bir
“üçüncü kimliğin” giderek yeşerdiğini görüyorum. Anadolu’dan Almanya’ya gidenler, çoğunlukla bir “kimlik
bunalımı “na giriyorlar… Karşılarında çok farklı bir kimlik Ve kendilerini dışlayan, aşağı gören, içine almayan
bir toplum.

Korku başlıyor.

Yitme korkusu!..

Gereksinme başlıyor.

Dayanışma gereksinmesi.. Başını dik tutma gereksinmesi… “Bende varım”ı kanıtlama gereksinmesi.

Kimisi dinciliğe sarılıyor… Kimisi “şoven” bir milliyetçiliğe…

Kimisi tarikatçı oluyor… Kimisi de Türkçü yada Kürtçü..

Ve o “tepki kimlikleri”, Alman toplumunun onları daha da dışlaması ve küçümsemesi sonucunu doğuruyor. “İkinci sınıf insan “lıkları kesinleşiyor.

***

Almanya’ya hemen her gidişimde, yeni bir  ADD’nin.
yeni bir ÇVDD’nin konuğu oluyorum, Ve “üçüncü kimliğin” doğmakta olduğunu görmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Yurtdışında yaşayan Türkler için, dinsel ya da ulusal kimliğe “abartılı bir biçimde”,, hatta “geriye gider bir görünümde”. sarılmanın dışında bir seçenek yok mudur?

Avrupalıya ters düşmeden.. ikinci sınıf konumuna kendi kendini mahkum etmeden,. “Ben sana eşitim” anlamını taşıyabilecek başka bit kimlik yok mudur?

Vardır!

Kemalist devrimin Anadolu insanına sunduğu “çağdaş insan “kimliği.. Batı’ya karşın Batı’nın düzeyine ulaşma istencini yansıtan bir kimlik…

Dinine saygılı, ama laik… Ulusal değerlere bağlı,
ama insancıl.. Kökeninden kopmamış, ama evrensel…
Geçmişiyle onur duyan, ama tüm insanların ve ulusların eşitliğini savunan…

Harnburg ADD’nin Başkanı Gökten Küçük… Hannover ADD’nin Başkanı Ziya Atay… Ve her yeni ADD
ile birlikte, Almanya’daki genç kuşak Türklere sunulan “çağdaş kimlik” seçeneği biraz daha netleşiyor.

Köln’deki Dursun Atılgan’dan Viyana’daki Erol
Güçlü’ye kadar… Yurtdışındaki ADD’lerin yönetcilerinin ve üyelerinin ortak bir özelliği var.

Hepsi de kendilerini Avrupalıya kabul ettirmiş… Onların önünde ezilmeyen., onlara “eşit” düzeyde ve kimlikte insanlar…

Prof. Dr. Ziya Atay’ın Hannover’deki “şitolaji laboratuvan” dünyada bir numara!

Müşterileri 7 üniversite, 100’ün üzerinde hastane,
10 binin üzerinde muayenehane ve küçük klinik… Kanserde kesin teşhis yapılıyor. Kanser tanımı konulan
bazı hastaların da kanser olmadığı saptanıyor… Yılda
ortalama 110 bin dolayında analiz yapılan bir laboratuvar söz konusu.

Ve birçok kuruluşun başkanı olan Prof. Atay. en çok
da geçen haziran ayında kurulan Aşağı Saksonya
ADD’nin başkanlığından onur duyuyor.

Türkler Almanya’da güçleniyorlar.

Almanya siyasal iktidarı da Türkleri A8 de istemiyor.

Türk hükümetinin A8 karşısındaki son kararlı tutumu çok olumlu bir etki yapmış. Çünkü o tepkide “üçüncü kimlik”yansıyor.

Almanya’daki Türk sivil toplum örgütlerinin genel
sözcüsü konumundaki Prof. Hakkı Keskin çok mutlu. TV’ler, gazete ve radyolar peşindeler. Sorulara açık,
net. inandırıcı yanıtlar veriyor,

Genel izlenimi şöyle:

– Türk hükümetinin son tutumunu buradaki bütün
Türkler alkışlıyor. Almanya ise kendi kendisini sorgulamaya başladı!

Geçenlerde SPD bir üst düzey yöneticisi Türkiye’ye
gelmişti. CHP grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye’yi
haklı gördüğünü vurgulamıştı… Oysa aynı kişi geçmişte Türkiye’ye karşı en katı çizgiyi savunanlar arasındaymış:

Acaba niçin değişti?

***

Almanya, AB’de büyük ağırlığa sahip.. Ve de Türkiye’yi engelliyor.

Ne yapmalı?

Bir.. Almanya’daki Türkleri “Alman yurttaşı” olmaya özendirmeli! Bir milyon Türk. Almanya’da,seçmen
olduğunda da. Kohl’lerin Kinkel’lerin nasıl konuşacaklarını, nasıl davranacaklarını -eller cepte- keyifle seyretmeli!

İki… “Üçüncü kimliğin” güçlenmesi için elden gelen her şeyi yapmalı!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: