Yazı Hakkında

Başlık:‘Üçüncü Model’ Yok!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Ağustos 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Üçüncü Model’ Yok!

Prof. Sina Akşin’in, geçenlerde Cumhuriyet’te çok güzel bir incelemesi çıktı: ‘Türkiye’nin önünde üç model var.”

Hemen arkasından da son kamuoyu yoklamaları yayımlandı. RP yüzde 30’lara tırmanıyordu. DSP’de yükselme eğilimi sürüyordu. Diğerlerinin durumu ise
parlak değildi…

‘Üç model’ ve giderek arayı açan bir RP!

Ne anlama geliyor bu?

★★★

Türkiye’de üçlü bir siyasal kutuplaşma olduğunu hep savundum.

‘Atatürk’e de Kemalizme de evet!’ diyenler… ‘Atatürk’e de Kemalizme de hayır!’ diyenler… Ve ‘Atatürk’e evet, ama Kemalizme hayır!’ diyenler…

Bir şeyi daha savundum.

Bugünkü çıkmazların sorumlusu ne birinciler, yani
Kemalistler… ne de ikinciler, yani şeriatçılar.

Çünkü ülkenin son yarım yüzyılına damgasını vuran.. Menderes’ten Demirel’e. Marmaris’teki adamdan Özal’a. Yılnnaz’dan Çiiler’e ‘üçüncü kesim’!

Türkiye, onlarla birlikte batağa yuvarlandı, çünkü en tutarsızı da onlar.

Ya Atatürk ile Kemalizmin birbirinden ayrılamayacağının ayrımında değiller.. ya da giderek büyüyen bir ikiyüzlülük ve aymazlık içindeler.

★★★

Akşin, 1920 ile 1950 arasında Türkiye’nin yaşadığı modele ‘Atatürkçü model’ diyor.

Nedir Atatürkçülük?

Felsefi açıdan; özgür, dogmalardan kurtulmuş bireylere dayalı bir demokrasi… İdeolojik açıdan; Altıok’la özetlenen altı ilke… Kalkınma açısından da; ‘teknoloji-bilim-felsefe-kültür ve sanatın ayrılmazlığından’ yola çıkan bir bütünsel kalkınma modeli.

Akşın -bazı kısa aralıklar dışında- 1950 den bu yana Türkiye’de uygulanagelmiş olan modele ise “Dondurulmuş Atatürkçü model” diyor.

Nedir ‘dondurulmuş’ Atatürkçülük?

‘Maddi kalkınmayı’ kabul edip, özgür birey yaratmaya yönelik kurum ve süreçleri yadsıyan Halkevlerini, Köy Enstitülerini kapatıp, imam okullarını yaygınlaştıran.. ama Atatürk döneminde kurulmuş olan ‘devlet ve hukuk yapısı’nı koruyan bir ‘Atatürkçülük.’

Akşin’e göre: Türkiye’nin şimdi koşar adım gittiği model de, ‘şeriatçı-ortaçağcı model’dir.

’Milli’ derken ‘dini’ demek isteyen.. laik devleti ve Kemalizmin tüm kazanımlarını yıkma niyetini zaman
zaman açıklıkla sergileyen.. ama ‘alıştıra alıştıra, küçük adımlarla’ yerleşmek gerektiğim de bilen bir model.

★★★

Sevgili dostum Sina Akşın iki açıdan haksız.

‘Bütünsel kalkınma modelini ve aydınlanmacı yaklaşımı’ terk eden, devlet örgütünü adım adım şeriatçılara, Atatürk karşıtlarına teslim eden bir modele.. başına ‘dondurulmuş’ lafını da ekleseniz. Atatürkçü demeye hakkınız var mı?

Ülkeyi tam bir çıkmaza sürüklemiş yolsuzluklara toplumu alıştırmış, devleti yönetenlerin Karun’lar gibi zenginleşmesi geleneğini yaratmış.. ortaçağa dönüş yolunda bir ‘atlama taşı’ işlevini yarım yüzyılda yerine getirmiş, ‘iflas’ etmiş bir modeli hâlâ ‘seçenek’ olarak kabul etmeye hakkınız olabilir mi?

Hayır, Türkiye’nin önünde artık ‘üç model’ yok!

Sadece iki model var.

Ya aydınlığı, çağdaşlığı insana saygıyı seçeceksiniz; ya da karanlığı, ortaçağı ve insanın kulluğunu.

Toplum, iflası artık ‘tescil’ edilmiş olan bir model ile şeriatçılık arasında sıkışmış kalmış.. ‘Atatürk’e evet, ama Kemalizme hayır!’ soytarılığı tüm inandırıcılığını yitirdiği ve sermayesini tükettiği için, çaresiz insanlar çareyi RP’de arıyorlar.

Artık ANAP ve DYP gibi partilere verilen her oy ‘kayıp oy’dur.

Ve o kayıpların günahı.. toplumu ideolojisi, somut çözümleri ve demokratik yapısı ile tutarlı bir “Kemalist seçenek”ten yoksun bırakan DSP ve CHP gibi partilerindir!

Koyun toplumun önüne Atatürk’ün seçeneğini; Uğur Mumcu’nun arkasında ayakları ya da kafaları ile yürüyen milyonlarca kişiyi Kemalizm bayrağı altında bir araya getirin.. ve bakın bakalım toplum ‘hangi model’i seçiyor!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın