Yazı Hakkında

Başlık:Umudunu Ertelemek, Yitirmekten İyidir!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:06 Eylül 1992, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Umudu Ertelemek,
Yitirmekten İyidir!

Dostoyevski, “Karamazof Kardeşler”in bir yerinde.
“Eğer” der. “Tanrı olmasaydı, O’nu biz yaratmak zorunda
kalırdık.”

Sayın Ecevit de, CHP konusunda düş kırıklığı yaratan
ünlü önerisini yaparken önemli bir doğrunun altını çizdi:
“SHP olmasaydı, bir SHP yaratmak gerekirdi. Bizde olma-
yacak bazı kişiler de, siyaset yapmak ihtiyacındadır.”

Küçük kalmayı, herkesi dışlamayı marifet saymak ne
kadar yanlış ise, benzemeyenlerin bir araya gelmesinden
güç doğacağını sanmak da o ölçüde yanlıştır.

Genel olarak siyasal partiler ve özel olarak da sol parti-
ler, tutarlılıklarını koruyabildikleri ölçüde etkilerini arttırır-
lar.

Kemalist ile anti-Kemalistin, birlikçi devlet yanlısı ile fe-
derasyon savunucusunun, çağdaş ekonomilerde de plan-
lamaya ve devlete yer olduğuna inanan ile “gizli” Özal
hayranının, “2 cumhuriyet”çi ile bunu “safsata” ya da
“şer güçlerin marifeti” sayanın aynı partide -ve örneğin
CHP’de- olmasından güç mü doğar, güçsüzlük mü?..

Böyle bir yapı kitleleri inandırabilir mi?

Güven verebilir mi?

İktidara ulaşabilir mi?

Ulaşsa da başarılı olabilir mi?

★★★

CHP’nin kapılarını yeniden açmasına üç gün kaldı. Ku-
rultayın doğal üyelerinden birisi olarak, tarihsel bir sorum-
luluğun ağırlığı altında bunaldığımı hissediyorum.

Tarihsel bir fırsatın harcanma olasılığı artıyor.

“Umut”, giderek yerini umutsuzluğa bırakmaya başlı-
yor.

Yanlışlıkları ve çıkmazları apaçık görünen iki parti mo-
deli, CHP’yi de kendilerine benzetip yolu büsbütün tıkama
savaşındalar.

Kapalı kapı, güçlü lider, güçsüz kadro ve bunun sonucu
olan cansızlık.. İşte DSP!

Açık kapı, güçsüz lider, güçlü kadro, sürekli didişme..
Benzemeyenlerin bolluğu, her kafadan bir ses çıkması,
kendisinden oy beklenen toplumsal taban ile örgüt arasın-
daki benzemezlik, kitlelere inandırıcı mesajların ulaştırılıp
bir heyecan yaratılamaması, kıyasıya iç savaşım nedeniy-
le güçlü kadroların yarıdan çoğunun kullanılamaması…
İşte SHP!

Birisi seçim barajını güç aşmış. Ötekisi, CHP’nin yüzde
42’lik oyunun yarısını alıp hükümete sığıntı gibi girmekle
övünüyor.

Ve ikisi de, CHP’yi kendisine benzetmek, daha doğar-
ken öldürmek sevdası ile yanıp tutuşuyorlar.

★★★

Kırk katır mı, kırk satır mı? CHP kurultay delegesi şaşkın,
üzgün ve elbette kızgın

Ecevit’e “evet” dese; gene birçok değerli insanın dışla-
nacağından, aşırı kuşkuculuk ile önemli bir potansiyelin
devre dışı kalacağından, önemli kararların aile çevresin-
de alınacağından korkuyor

Erdal Bey e “evet” dese; kanıtlanmış çözümsüzlüğü pe-
şinen kabul etmiş, daha sağlıklı, daha tutarlı bir yapı oluş-
turma şansını daha başlarken elinin tersi ile itmiş olacağı-
nı biliyor.

Baykal’a “evet” dese: SHP’nin de DSP’nin de, küçülerek
de olsa yollarına devam edecekleri açık. Üstelik, CHP de
küçük doğmuş olacak!

Ne yapmalı?

Belki de, umudu söndürmemek için ertelemeli!

Kimseye itici gelmeyen bir “geçiş yönetimi” ile birkaç
ay daha kazanmalı. Böylece, şu anda kurultay delegesi ol-
madıkları için seçilme olanağına sahip bulunmayan bir-
çok değerli isme de yolu açık tutmalı!

Altı ay sonrasında: CHP’nin toplumsal tabanı, o tabanın
gereksinmelerine öncelik veren programı, o tabanı yansı-
tan örgütü, örgüt piramidinin tepeye ittiği kadroları bir öl-
çüde netleştiğinde, herkes külahını bir kez daha önüne ko-
yup düşünmeli.

Eğer o zaman da, meydan gene SHP içindeki bir gruba
kalırsa herhalde kimsenin diyecek bir lafı olamaz!

Umudu ertelemek, yitirmekten kuşkusuz ki daha iyidir!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: