Yazı Hakkında

Başlık:Umut ve Umutsuzluk!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 01 Mart 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Umut ve Umutsuzluk!

Geçen günlerde iki büyük insanı andık.

Ne yazık ki yakından tanıyamadığım, ama uzaktan büyük saygı ve hayranlık duyduğum iki insanı… Hasan Ali Yücel ile Hıfzı Veldet Velidedeoğlu‘nu.

Birisini Antakya’daki bir toplantıda andık. Ötekisini Ankara’da.

Her iki toplantıyı da Atatürkçü Düşünce dernekleri düzenlemişti (Bu konuya yeniden döneceğim).

★★★

Antakya’nın bambaşka, kıskanılacak, ‘örnek’ alınacak bir ortamı var.

Sünni, Alevi, Ortodoks, Katolik, Protestan, Süryani, Yahudi… Türk, Kürt, Arap… Birbirlerini sayarak, severek, barış içinde yaşıyor.

Gece yarısı sokakta korkusuzca yürüyen genç kızlar
gördüm. Hataylı dostlar, bunda şaşılacak ne bulduğuma
şaştılar.

Orucunu tutan ‘toplumsal baskı’dan değil, gerçekten
de içinden geldiği için tutuyor. Ne oruç tutan tutmayana
farklı bir gözle bakıyor ne de tutmayan tutana.

Katolik kilisesi, yanı başında cami, az ötede havra…

Hele –Hazret! Hızır‘ın türbesinin olduğu- Samandağ ‘da
insan daha da bir mutlu oluyor. Farklı din ya da mezhepten insanların, birbirlerinin bayramını kutlamaları, onların güzel günlerini paylaşmaları ne güzel!..

Farklı ile iç içe yaşamak insanları farklıya alıştırmış. Farklıya ‘hoşgörü‘ ise demokratik kültürün temeli… Bizim gibi ‘kültürel çeşit zenginliği‘ yaşayan bir toplumda, aynı zamanda toplumsal barışın da temeli.

★★★

Ve bir de madalyonun ‘öteki yüzü’var.

Çanakkale Üniversitesine bağlı Biga Eğitim Enstitüsü’nde bazı öğretmenler, Hatay’ı Türkiye sınırları dışında sayıyorlar!

Onlara göre, Azerbaycan da Kırgızistan da Türk… Ama Hatay değil!..

Dinar’da bir imam-hatipli genç, Şükran Soner’e bağırıyor:

– Sivas’ta yakılan o 37 kişi insan değil, düşman!

Kendinden farklı görüş ya da inanç taşıyanları ‘insan’ bile saymayan, yakılmalarını neredeyse ‘sevinç’le karşılayan bir gencecik beyin… Özel olarak ‘din eğitimi’ görmüş, yarın belki de ‘din adamı’ alacak bir genç bu…

Dinin temeli ‘sevgi’ ve ‘iyilik’ değil midir?

Yıllar önce, Ankara’da bir Katolik papaz, bir Türkle evlendikten iki yıl sonra Müslüman olmaya karar veren genç bir Fransız bayana şöyle demişti:

– Hepimiz de aynı Tanrı’ya inanıyoruz. Dinlerin temeli aynıdır, içinden nasıl geliyorsa öyle davran!

Ve geçen gün Antakya’da, Katolik kilisesini gezerken kıskandığımız bir manzara: Bilardo masası, iki adet masa futbolu makinesi, televizyon, müzik seti, buzdolabı, satranç, iskambil, çay ocağı bulunan bir salon.

Gençler kahvehane köşelerinde eğleneceklerine, kilisede eğlensinler diye…

Çok uzun yıllar önce İsviçre’de bir ‘köy papazı‘ tanımıştım. Köy çocuklarına parasız müzik dersi verirdi. İçinde ‘eski yazı‘ Arapça kitapların bile bulunduğu çok büyük bir kitaplığı vardı…

★★★

Hatay’ı ve Hataylıları tanıdıkça insan ‘huzur’ buluyor.
Hatay’daki ‘toplumsal barış’ın, ‘demokratik kültür’ünTürkiye’nin her yerinde-günün birinde- olabileceği umudu doğuyor insanın içinde.

Ama Biga’yı, Dinar’ı ve daha nice benzerlerini duydukça, bu umut da ‘isyan ’a dönüşüyor. Bu toprakların üzerinde yüzyıllardır barış içinde yaşamış insanlarımıza bu kötülüğü yapmaya hakkımız var mı?

Cumhurbaşkanından milli eğitim bakanına kadar… Devletin yücelerindeki insanlar, sorumluluk duygusunu ya da sağduyularını bu kadar mı yitirdiler? Gözleri niçin bu kadar körleşti, kulakları niçin bu kadar sağırlaştı?

Elleri, dilleri niçin bu kadar tutuldu?..

★★★

Eski dostum Şerafettin Elçi ile Adana Havalimanı’nda karşılaştım.

Türkiye’de “Ben Kürtüm!” diyen ilk bakan olmanın bedelini 12 Eylül döneminde ödemişti. Ama ‘ayrılıkçılığa’ da karşıydı, ‘PKK‘ye de.

Bu topraklar üzerindeki insanların barış içinde bir arada yaşamaları için demokratik yollar olduğuna inanıyordu. Bu inancı yansıtan bir parti çalışmasının heyecanı içindeydi.

Hatay’dan geldiğimi duyunca, iç çekti:

– Hatay bambaşka!.. Keşke o ortam bütün Türkiye’ye
yayılsa!

Evet, keşke bu gerçeği herkes anlasa!..

Demirel’den Türkeş’e, Nevzat Ayaz’dan Erbakan‘a, Çiller‘e kadar…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın