Yazı Hakkında

Başlık:Üniversite ve Siyaset…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Temmuz 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Üniversite ve Siyaset…

Siz hiç grev hakkına karşı olan işçi gördünüz mü?

Polislerin silah taşımasına karşı olan polis… Havuz yapımına karşı olan yüzücü… Okullara beden eğitimi dersi konmasına karşı olan atlet…

Ya da minarelere karşı olan imam?

Kendi kendinize “Bu saçma sorular da nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibi oluyorum… Hacettepe Üniversitesi Senatosu’nun bildirisinden çıktı.

Anayasa değişikliğinin önem verilen maddelerinden birisi de öğretim üyelerinin siyasal partilerin merkez karar organlarında görev alabilmeleriyle ilgiliydi. En tartışmalı bir anda, Hacettepe Üniversitesi adına konuşma hakkını kendilerinde görenler, buna karşı tutum takındılar.

“Siyasete katılan hocalar, kendi görüşünden insanları etraflarında toplarlar” gerekçesiyle…

★★★

Yıl 1968.

Gençler arasında sol akımlar tırmanışta… Doğramacı‘nın Hacettepe’si İstanbul Üniversitesi’nden solculuğu nedeni ile atılmış, bazı ‘sivri’ isimlere bile kapılarını açıyor. Demokratik ve katılımcı bir üniversite bayraktarlığı yapıyor.

Yıl 1971.

12 Mart dönemi… ‘Doğramacı’nın Hacettepesi’ en hızlı solcu avcısı. Kemalistlerin egemen olduğu ‘Türkçe bölümü’ bile kapatılıyor. Ve de onların yerini aynı hızla ‘milliyetçi mukaddesatçı’lar almaya başlıyor.

Yabancı dil bilmeyen bile asistan olabiliyor: Sınıfının sonuncusu, ama Hacettepe Ülkü Ocakları’nın başkanı… Ve de Doğramacı, bu durumu kendisine
saf saf anlatan bir öğretim görevlisine bas bas bağırıyor:

Senin bu milliyetçi vatan evlatlarından ne alıp ve-
remediğin var!?

Yıl 1974.

Kooperatifçiliğe çok önem veren Ecevit iktidarda… ‘Doğramacı’nın Hacettepesi’ yıldırım hızıyla yüksekokul açıyor: ‘Kooperatifçilik yüksekokulu… ’
Bir yıl sonra Ecevit hükümeti bitince, okul da kapatılıyor.

Pehlivan tefrikası’nı uzatmaya ne hacet!

Yıl 1995.

Kemalist bir bilim adamı, ‘Doğramacı ’nm Hacettepesi‘ne çağrılmak isteniyor Ve ‘sahibinin sesi’nden, öneriyi getiren dekana bir ses:

Olmaz! O, bu üniversitede konuşamaz!

★★★

İşte, siyaset dişilik çağrıları yapan, ‘en siyaset dışı’ üniversitemizden birkaç manzara…

Sorun bakalım. Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Emre Kongar’a, acaba o üniversiteden neden ayrılmış? Yeni kurulan 19 üniversiteden 16’sının başına, tarikatçı rektörler getirme başarısı acaba kime aittir?

O rektörlerin cımbızla bulunması aşamasında, eğer Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Özal değil de Evren olsaydı, acaba ‘üniversiteleri siyasetin dışında tutan’ ünlü kafa, gene aynı isimleri mi önerirdi?

★★★

Sorun, bilimin katkılarından siyaseti daha çok yararlandırma sorunudur.

Siyasal yaşamın düzeyini, nasıl yükseltebiliriz sorunudur.

Ama taşra üniversitelerini, hızlı bir ‘ideolojik kadrolaşma ‘ya terk edenler için… Kendi güdümlerindeki üniversiteleri, esen rüzgârlara göre yönlendirenler için…

Onlar için sorun farklıdır.

Onlar için sorun, ‘üniversitelere siyaseti sokmamak’ değildir! Üniversiteler üzerinde siyaset yapma tekelini ellerinde tutmaktır!

Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Alpaslan
Işıklı haklı: Onların, öğretim üyelerinin çokuluslu şirketlerde. özel ticarethanelerde para peşinde koşmalarına itirazları yok!

Ama -kendileri dışındakilerin- siyaset yapmalarına itirazları var!

Üniversite içinde demokrasiyi içlerine sindiremeyenlerin, seçilemeyecekleri yerlere atanmayla gelenlerin.. ülke düzeyinde, katılımcı bir demokrasiyi içlerine sindirmeleri kolay mı?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: