Yazı Hakkında

Başlık:Uzlaşmada Uzlaşmak!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Şubat 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Uzlaşmada Uzlaşmak!

Bir okurum telefon etti:

– Demokrasinin bir hoşgörü ve uzlaşma rejimi olduğunu yazıyorsunuz. öyleyse Yaşar Kemal ‘e, Zafer Üskül ‘e tepkin iz neden ? Hatta şeriatçılarla bile uzlaşmanız gerekmez mi?

Anlaşılıyor ki, üç konuyu da ayrı ayrı açıklığa kavuşturmak gerekiyor.

★★★

Yaşar Kemal daha çok demokrasi isterken haksız mı?
Haklı!. “Düşünce suçu “Kavramına karşı çıkarken de haklı!

Ama bu ülkede demokrasinin temellerini Atatürk‘ün attığı da bir gerçek.. Son 40 yılda “daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok sivil toplum” isteminin öncülüğünü Kemalistlerin yaptığı da bir gerçek!

Yaşar Kemal, işte bu gerçekleri yadsırken haksız!

22 Mart 1987 tarihli şu sözler kendisine ait:

“Ben üç şeyle övünmesini isterim Türkiye’nin: Atatürk’ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası. Hakkı Tonguç‘un gerçekleştirdiği demokratik eğitim ve Nâzım Hikmet ‘in getirdiği insancıl, ulusal şiir.. Az  değildir bunlar. İnsanlığa, atom icat etmekten daha büyük katkıdır. “

Sayın Kemal, bunları bana söylediğim ve Haftaya Bakış dergisinde de yayımlandığını acaba unuttu mu? Tonguç Baba da Kemalist Devrim’in bir uzantısı olduğuna göre; bu ulusun övünmesi gerektiğine inandığı üç öğeden ikisini 1923’ten bu yana sürdüğü “kara “nın içine nasıl yerleştirecek?

Elbette ki, Yaşar Kemal ırkçı değildir. Elbette ki. Yaşar Kemal Anadolu’nun bölünmesini istemez!

Suna inanıyorum ve her yerde savunuyorum.

Yaşar Kemal ‘i bugün de seviyorum, sayıyorum, dost biliyorum.

Ama Der Spiegei’deki yazısının bazı bölümlerini, O’nun-bu toplumun bir bireyi olarak- gurur duyduğum kişiliğiyle “uzlaştırmayı‘ da bir türlü beceremiyorum…

★★★

Gelelim Zafer Üskül’e…

Aslında Prof. Üskül’ün de saygı duyduğum bir kişiliği vardı. Atatürk’e saygılı solcu bir aydınla uzlaşmamam için herhangi bir nedenin olmaması gerekirdi.

Sayın Üskül, TV’de Mehmet Altan’ın karşısında söylediklerini herhangi bir açıkoturumda “kendi adına” söyleseydi, gene saygı ile karşılardım.

Ama Atatürk ve Kemalizm düşmanlarının karşısına “Kemalizm “ adına çıkınca iş değişir!

Sen Kemalistim” diyecek kadar Kemalizmi benimsemiş, Kemalizme inanmış olmayanların, Kemalizm adına konuşmaya da hakları olamaz!

Kimse ne Atatürk’ü sevmek ne de Kemalizmi benimsemek zorundadır! Ama onlar adına konuşursa bunun sorumluluğunu üstlenmek durumundadır!

Örneğin Aziz Nesin Atatürk’e saygılıdır. Kemalist değildir. Kendisini sever ve sayarım. Ama katılmadığım bazı düşüncelerini “Kemalizm adına” savunmaya kalkarsa, tepki duyarım!..

Sayın Üskül “Ben Kemalistim! Türkiye ‘de Kemalist olmadan sosyal demokrat olunamayacağına inanıyorum!’’ diyebiliyor mu?

Eğer diyebilirse, tepkimin fazla sert olduğunu kabul edeceğim… O tepkiyi paylaştıklarını telefonla duyurmak gereğini duyan gazeteci, sanatçı, siyaset adamı, bilim adamı dostlar da herhalde bundan memnunluk duyacaklar!

★★★

Peki “şeriatçı” ile uzlaşmalı mı?

Toktamış Ateş “Uzlaşmadan yanayım!” diyor. Hikmet Çetinkaya “Demokrasi düşmanlarıyla uzlaşma olmaz!” kanısında. Bedri Baykam‘a göre de, “Su ile yağ karışmaz!”

Bense soruyu bir başka soru ile yanıtlamaktan yanayım:

Acaba şeriatçı bizlerle uzlaşmak istiyor mu? Demokrasi ile uzlaşmak istiyor mu?

Herkesle uzlaşılabilir; ama “uzlaşmak istemeyen “le uzlaşılamaz!

Ve insanlar, ancak kendi isteklerini “zorla ve tamamen” kabul ettiremeyeceklerini anladıkları zaman, uzlaşmaya yanaşırlar!

Demokrasiyi yitirme pahasına “uzlaşmak” ise, uzlaşma olmaz, “gaflet” olur!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: