Yazı Hakkında

Başlık:Ya Sol, Ya Asker!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Mart 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ya Sol, Ya Asker!

Haftalardır herkes sorunu yanlış tanımlıyor:

– Ya şeriat ya darbe ikileminden kurtulmalıyız!

Yanlış tanım yanlış tanı (teşhis) demektir. Yanlış
tanıdan yola çıkınca da hastayı iyileştiremezsiniz.

Türkiye’nin yeniden karanlığa çekilmesine rıza
gösterilmeyeceği, gösterilemeyeceği belli oldu. Bir
Iran örneği burnumuzun dibinde iken -ve gözlerimizin önünde oluşmuşken- aymazlığın da bir siniri olması doğaldır.

Ülkeyi adım adım bir yüzde 20’nin diktatörlüğüne terk etmek… Bu olmayacak!

Öyleyse sorunu doğru tanımlamalıyız ki çözüme
giden yolda boşuna zaman yitirmeyelim.

★ ★★

Sorunun çözümü şu ikilemde gizli:

– Ya sol, ya asker!

Adım adım bir din devleti ne gidilimesine göz yummak söz konusu değil. Buna engel olabilecek güç ise ya soldur ya da asker… Çünkü Refah zihniyetinin güçlenip bugüne gelmesini sağlayan, ANAP ve DYP’nin temsil ettiği sağdır.

Ve o sağın, hatasını anladığına dair, açık bir belirti yoktur.

İmam okullarını laik okullara rakip haline getiren
onlardır. Cumhuriyeti yıkma yeminlerinin edildiği
Kuran kurslarına göz yuman onlardır, İmam okullarının orta kısımlarını 8 yıllık temel eğitimin dışında tutma düşüncesinin şampiyonları da onlardır.

Daha bir yıl önce zamanın başbakanı Mesut Yılmaz aynı şeyi savunmuyor muydu? Daha iki ay önce, “Milli İhanet Eğitimi” Bakanı Mehmet Sağlam
aynı düşüncede değil miydi?

Ordu kararlı bir tutum takınmasa, “hidayet”e ererler miydi?

CHP ve DSP zaten hazır ANAP ve DYP de içtenlikli ise MGK kararlarının yaşama geçirilmemesi için ne engel var?

★ ★★

– Ya sol, ya asker!

Bu gerçeği anlayanlar giderek çoğalıyor… Ama
Sayın Ecevit ile eşi -ve de etraflarındaki bir avuç
siyasetçi- gözlerini yummakta, kulaklarını tıkamakta ısrarlılar.

Rejim elden giderse okkanın anma ilk gidenin de
Refah olacağı belli. Ama ötekiler de Erbakanlarla, Ceylanlarla, Gökçeklerle, falan ve filanlarla birlikte tarihe gömülecekler.

DYP ve ANAP, Menderes’ten bugüne gelen çizginin sorumlusu oldukları için… DSP ve CHP ise tek “sivil çıkış” yolunu tıkadıkları için…

Getirin ikisini “ödünsüz bir ortak program “da bir
araya… İşçi, esnaf ve kadın kuruluşlarını, ADD’leri, ÇYDD’leri, meslek odalarını toplayın etrafınıza…
Bakın Türkiye de her şey nasıl birdenbire değişiyor.
Ve bakın!.. DYP’nin, ANAP’ın tabanında “karanlık
korkusu” içindeki insanlar, size nasıl koşuyorlar.

Ama bunu yapamıyorlar… Yapacakları da yok!..
Peki yapamıyorlar diye, yeni bir sol parti mi kurmalı?

Hayır!.. Çünkü yeni bir parti, solda yeni bir bölünme demek. Uzun vadeli bir toparlanmaya ise ülkenin ve rejimin zamanı kalmadı.

Olacaklar gün gibi ortada!

Bu hükümet, MGK kararlarının suyunu çıkaracak… Bakkal kurnazlığı ile gün kazanmaya çalışacak… Şeriatçı kadrolaşmayı sürdürecek.

Darbeden önceki son çare olarak 15-20 DYP
milletvekilinin hükümeti yıkmaya katılması sağlanacak. .. Ya ondan sonrası?

Bir “reform hükümeti “nin kurulması olasılığı var
mı?.. Korku dağlan tutmazsa hayır!

Yoksa erken seçim bir çözüm mü?.. Eğer solda
ve sağda -özellikle de solda- oyların birleşmesini
sağlamayacaksa., hatta çağdaşlıktan yana oyların
-çağdışı azınlık diktasına karşı- “cephe beşmesine
olanak vermeyecekse.. Hayır!

Demokrasimizin geleceği, kısa vadede bu “hayır’’ların en az birisinin “evet”e çevrilmesine., orta vadedeki geleceği ise solun güçlenmesine ve tarihsel işlevini yeniden üstlenmesine bağlı.

Birincisi zaman kazandırır. İkincisi ise sorunu çözer.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: