Yazı Hakkında

Başlık:Yanlış Hesap!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:16 Mayıs 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yanlış Hesap!

Tehlikeli bir tırmanış var

RP önceleri orduyu karşısına almamaya özen gösteriyordu. Sivriler susturulmuştu. MGK kararlarıyla ilgili tepkiler ölçülüydü.

Adnan Menderes‘in oğlu sağduyulu mesajlar veriyordu. Bir grup arkadaşı ile birlikte RP’den ayrılmalarına, bir ‘zamanlama meselesi’ olarak bakılıyordu.

Bu hükümetin artık gideceği belli gibiydi. Kafalardaki soru, gidiş biçimi ile ilgiliydi. Ve Hoca’nın ünlü formülü akla geliyordu

– Kanlı mı, kansız mı?

Derken görüntü değişti… Birdenbire.. Bir sihirli el değmişçesine…

Acaba niçin?

★★★

Soyadı Çelik olan bir bakan, orduya karşı kabadayılık gösterisi yaptı. Soyadı Çelik olan bir milletvekili. “şeriat düzeni”nin çok kan dökülerek geleceğini söyledi… Açıktan meydan okudu.

Menderes -tekerlekli sandalyesinde- ip cambazlarına parmak ısırtacak bir perende attı, 180 derece geriye düştü…

RP yapar da DYP durur mu!

Şaibe ailesine yönelik suçlamaları susturmak için girişilen “şehir eşkıyası” yöntemleri… Flash TV olayı… Silahlı Humiyet gazetesi baskını… Polisin “görmedim,
duymadım, söylemem” maymunlarına benzetilişi…

Ağzından köpükler saçan bir başbakan yardımcısı… Velinimetinin elini öpen bir bayan bakan Neredeyse saldırganları öven DYP sözcüleri…

Ve kafalarda bir soru

– Neye güveniyorlar?

★★★

DYP’nin güvendiği bir şey yok!

Bir kadın kendini ve kocasını kurtarmak için çırpınıyor. Çırpındıkça batıyor… Batarken kendisi ile birlikte partisini ve hatta ülkeyi de sürüklüyor.

Para gücünü deniyor… Kaba kuvveti deniyor… Tehdidi deniyor… Yalanı deniyor

“Askerler arkamda” diyor. Gerçeğin tam tersi olduğu, bazılarının onu görmeye bile tahammül edemedikleri anlaşılıyor. Ve de arkasından ağır hakaretler edildiği…

Bu kez kapalı kapılar ardında, “Arkamda ABD var” havaları basıyor:

– Amerika ile her gün görüşüyorum… Darbe olmayacağı yolunda bana güvence verdiler!..

Genelkurmay Başkanı’nın karşısında, önce demir leydilik oynuyor: “Ya beni destekleyin ya da komutanları emekliye ayırırım.”

– Elinizden geleni ardınıza koymayın!

Bu kez de Pamuk Prenses: “Bu konuşmayı yapılmamış sayalım, unutalım!”

– Hayır!.. Bu konuşma yapılmış sayılacaktır.

DYP’nin tepelerinde tutarlık falan yok. Panik içindeki çırpınışlar var. Ama RP olayı daha karmaşık.

RP olayında panik de var. yanlış hesap da.

Panik var çünkü “imam okulları” olayı, RP’nin yumuşak karnı… Meclis grup toplantısında açıktan söylediler İmam okullarının orta kısımlarının kapatılması
ve lise bölümünü bitirenlerin üniversitede başka dallara sıçrama yollarının tıkanması demek.. RP’yi besleyen ana damarın kesilmesi demektir.

Yüz binlerce imam okulu mezununun, dinci demek ve kuruluşların ve de RP’nin kendisinin, panik içinde her yolu denemesinden daha doğal ne olabilir?.. Ölüm
kalım savaşı bu!

Yanlış hesabın temelinde ise şu yargı var: Nasıl olsa darbe olmayacak!

Niçin?

– Amerika güvence verdi…

– Dört kuvvet komutanı da ağustosta emekli oluyor. Karadayı Paşa da zaten demokrasiye bağlı..

– Ordu darbe istemiyor

★★★

Bir… Dört komutanın değişmesi temelde hiçbir şeyi değiştirmez, değiştiremez! Çünkü ordunun bugünkü tavrı, şu anda başında bulunan komutanların kişisel eğilimlerinin ürünü değildir: ordudaki genel eğilimlerin ürünüdür.. Hatta alt kademelerdeki tepkilerin yumuşatılmış, ılımlılaştırılmış biçimidir.

Komutanlar değişse de. bu tavır değişmez!

İki… Karadayı Paşa gibi diğer komutanlar da demokrasiye inanmaktadır. Hem Atatürk çizgisine bağlı oldukları için, hem de geçmiş darbelerden gerekli
sonuçlan çıkardıktan ve içinde yaşadığımız dünyanın koşullarını bildikleri için… Ama tıpkı bizler gibi onlar da, yüzde 20 oyla rejimi değiştirmeye kararlı bir yönetimin, demokrasi ile bağdaşmadığını bilmektedirler. Hukuk devletinin bizzat hükümetin eliyle tahrip edildiğini görmektedirler.

Üç… ABD -kendi çıkartan gereği olarak- hiçbir zaman tek yanlı oynamaz Hiç kuşkusuz, el altından ya da üstünden RP ile de ilişki kurmuştur. Ama eğer darbe kaçınılmaz hale gelirse, ABD bunu engellemez. Hatta “sınırlı” da olsa bir destek verir… Çünkü ABD’nin, askerleri karşısına alması için hiçbir nedeni yoktur!

Dört… Evet, ordunun darbe heveslisi olmadığı doğrudur Ama “Şeriat mı, darbe mi?” ikilemi karşısında hiç tereddüt etmeyeceği de bir gerçektir!.

Bir yerlerde binleri çok tehlikeli bir hesap hatası yapıyor.

Umalım ki, o hata sadece kendilerine değil, ülkeye de çok pahalıya mal olmasın!.. Bunun olup olmaması ise, silahlı kuvvetlere değil, silahsız kuvvetlere bağlıdır.
Öncelikle de, Meclis’teki aymazlık içindeki partilere, genel başkanlarına ve “yeniden seçilmekten başka bir şey düşünemeyen milletvekillerine..

Siyaset biliminin bize öğrettiği bir gerçek var: Kendi kendilerini yönetemeyenler, başkalarının kendilerini yönetmesine çağrı çıkarmışlar demektir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: