Yazı Hakkında

Başlık:Yanlışlık Nerede?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:14 Ocak 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yanlışlık Nerede?

Anasının şu sözleri ile büyümüş:

“-Gazi Mustafa Kemal olmasa, bu şanlı bayrak dalgalanmaz, bu ezanlar olmazdı. Senin adında Dimitri olurdu!..
Zaman olmuş, o köylü çocuğu milletvekili olmuş. Demirel‘in partisinde savaşmış. 70 yaşına gelmiş… Ama Atatürk sevgisi, içinde, çocukluğundaki kadar canlı kalmış.

Yıl 1995, günlerden 6 Şubat.

Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinin yıldönümü kutlanmaktadır. Törene herkes çağrılır; ama Atatürkçü Düşünce Derneği çağrılmaz. Onlar yine de çelenklerini koymak için giderler ama -tüm uyanlara karşın- yok sayılırlar.

Ve anasının sözleri kulaklarında çınlayan Behrem Eker, dayanamayıp devletin valisine bağırırır: “- Yazıklar olsun size!”

★★★

Sayın Demirel’in özel koruması altındaki bu vali
kimdir?

ADD yöneticilerinin görüşme isteğini, tam 17 kez
yanıtsız bırakan… ADD etkinliklerini baltalayan…
Toplantılarına “üye olmayanları” sokturmamak isteyen… Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın konuşması için bile, mahalle muhtarından onaylı belge
isteyen… ADD etkinliklerine salon verilmesini ve
duyurulmasını engellemek için elinden geleni yapan bu “vali” kimdir?

Kimisine göre “şeriatçı”… Kimisine göre, “kafatasçı”… Kimisine göre, “Abdülhamid Han hayranı”…

Kimisine göre; Mülkiye Öğrenciliği döneminden beri bir “Atatürk düşmanı”…

Dört olasılıkta da Cumhuriyetin kurucusuna elbette ki yer yok!

Ben bu olaya, 12 Nisan 1995 tarihli yazımda değinmiştim. 0 yazı şöyle noktalanıyordu:

“Hükümetteki tam on koltukta, Atatürk’ün kurduğu partiye temsil ettiğini öne süren on adam var. İçişleri Bakanlığı koltuğunda da DYP ‘nin ‘Atatürkçü’ bir bakanı oturuyor… Peki Rıza Akdemir adlı adam, Balıkesir ‘de acaba kimi temsil ediyor?

Bu ülke sınırlan üzerindeki bazı “vali”ciklerin talimat’ aldıktan, buyruklarını uyguladıktan acaba başka bir ‘güç odağı’ mı bulunuyor?”

★★★

Beklediğim yanıt, çok geçmeden gelmişti.

Bazı “kafatasçı” kalemler, bana küfürler yağdırmakta gecikmediler. Yazımda ayrıntılan ile anlattığım somut olayları yalanlayamıyorlardı. Ama kafa
yapılarını ve düzeylerini çok iyi yansıtan bir ilkellikle bana saldırıyorlardı.

Perde inmiş, arkada ipleri çekenlerin hangi eller olduğu ortaya çıkmıştı.

Korumak isterken, adamlarını -ve de kendilerini- ele verdiklerinin ayrımında bile değillerdi.

Bu arada Rıza Akdemir adlı “vali” de boş durmuyor, Behram Eker‘in yazdığı gazetenin ilanlarını kestiriyordu. “Görevli memura hakaret” davası açıyordu.

Görevli memur kendisi idi. Atatürk’e saygıya davet etmek de “hakaret” sayılıyordu…

Halkın önünde olan bir olayın tüm tanıkları dinlendi. Herkesin duyabileceği şekilde sarf edilmiş bir “Yazıklar olsun!” sözünün dışında, herhangi bir
hakaret sözcüğü kullanılmadığı saptandı.

Ve de mahkeme, Behram Eker’i 2.5 ay hapse
mahkûm, cezayı da tecil etti. Ama o karara dayanarak, “o adam”250 milyon liralık bir “tazminat davası” açtı.

Sayın Eker, böyle bir parayı ödeyebilecek güçte
değil. Olaya tepki duyanlar, Balıkesir ve çevresinde giderek artıyor…

★★★

Ortada bir yanlışlık var, ama nerede?

Atatürk’ün kurduğu devletin, “vali” koltuğuna oturttuğu adamda mı?

Onu, o koltuğa oturtan “devlet “te mi?

O devletin “yargı “sında mı?

Yoksa Atatürk’ün kurduğu devleti temsil ettiği
öne sürülen kişinin, Atatürk’ü içine sindirememesini “içine sindiremeyen “eski bir milletvekilinde mi?

Sorunun yanıtı, Türkiye’nin bugün içine saplandığı bataklığın da yanıtıdır!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: