Yazı Hakkında

Başlık:Yarası Olanlar Gocunmuşlar!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Mayıs 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yarası Olanlar Gocunmuşlar!

Önümde bir mektup duruyor.

Atatürk’ün kurduğu. 12 Eylül’ün kapattığı bir kurum adına (!) yazılmış. Atatürk’ün miras haklan çiğnenerek el konulan kuruma, devlet tarafından atanan bir “memur”un imzasını taşıyor.

Mektubun altında, “Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu” yazıyor.

★★★

İşte uzun mektubun can alıcı bölümleri:

“atv televizyonunda yayınlanan ‘İktidar Oyunu’ adlı programda, tarafımdan ‘Tarihimizi gençlerimize, gerçek manada doğru olarak öğretmeliyiz. Doğrular İslam Ansiklopedisinde bile mevcuttur’ demiştim (…) Sözlerimin devamında ‘büyük Atatürk de, biz her zaman hakikati arayan, onu buldukça da söylemeye cür’et eden insanlar olmalıyız demektedir’ dedim. Öte yandan Atatürk’ün Samsun’a nasıl çıktığı sorusuna da, ‘Atatürk Bandırma vapuruyla İngilizlerden kaçarak değil, İstanbul hükümeti tarafından, İngilizlerle de ‘olur’uyla 16 Mayıs
1919 günü İstanbul’dan hareketle, 15 Mayıs sabahı Samsun’a çıkmıştır’ dedim ve ekledim ‘Bu bilgiler İslam Ansiklopedisinde bile var’. Vapurun büyüklüğü-küçüklüğü ile ilgili hiçbir şey söylemedim.”

Bu açıklamadan sonra, Prof. Halaçoğlu’nun beni suçlamaları başlıyor:

1) Kendisi hakkında “devletin memuru olan bu adam”demiş olmamı, eski bir bakana yakışmayan “düşük bir üslup” olarak nitelendiriyor. “Konuştuğu dil de Atatürk’e karşıydı ve belli ki kafasının içi de’tümcemi, önyargılı olmama bağlıyor.

2) Geçmişle başında bulunduğum Kültür Bakanlığı tarafından çıkarılan ‘İslam Ansiklopedisinin içeriğinde nelerin yer aldığını bilmediğimi söylüyor.
“Sanırım bu ansiklopedide İslami bilgiler verildiğini zannediyorsunuz” diyor.

Ve ekliyor:

“Büyük Atatürk’ün Samsun’a şu veya bu şekilde çıkması O’nun büyüklüğünü ve Türkiye için yaptıklarını hiçbir zaman küçültmez. Ancak, yakın zamanımıza kadar gençlerimize öğretilen lise tarih kitaplarında buna benzer hatalar bulunmaktadır.”

★★★

Gelelim gerçeklere.

1) atv’de tamamen Atatürk’e gölge düşürmeyi, Vahdettin’İ kahramanlaştırmayı hedeflediği açık olan bir program yayınlanıyor. RP’nin propaganda işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı konuşuyor. Sazı tarikatların ve dinsel “cemaat”ların şeyhleri ya da sözcüleri konuşuyor. Tarihsel gerçekler altüst ediliyor. Sonunda da ekranda “Türk Tarih Kurumu Başkanı” görülüyor.

Söyledikleri ortada: “Tarihimizi gençlerimize gerçek manada doğru olarak öğretmeliyiz… Gençlerimize öğretilen lise tarihi kitaplarında buna benzer
hatalar bulunmaktadır… Doğrular İslam Ansiklopedisi’nde bile mevcuttur…’’

Bilgiyi değil “kitap”ı öğretmek gibi anlatım yanlışlarını bir yana bırakıyorum. Ama “benzer hatalar”ı içeren bu sözlerin çizdiği çerçeveyi ayrıca yorumlamaya gerek var mı?

Atatürk’ün kurduğu kurum yaşasaydı, başında bilim adamlarınca seçilmiş bir başkan bulunsaydı, acaba böyle mi konuşurdu? O ekrana bir Şerafettin Turan, bir Ergün Aybars, bir Ünsal Yavuz, bir Ahmet Mumcu, bir Sina Akşin çıksaydı, acaba
neler söylerlerdi?

2) Ben de “memuri’luk yaptım. Kuşkusuz ki, kamu görevlisine saygım vardır.

Ama Atatürk’ün “demek”olarak kurduğu ve kendi “mirasçıları” olarak belirlediği Türk Dil ve Tarih kurumlarını kapatanlara saygım yoktur. O kurumların başına devletçe atanmış, hak etmedikten bir sanı kullanan ve Atatürk’e saygının gereğini yerine getirmeyen “memurlara saygım yoktur.

3) Atatürk’ün kurduğu kurumu temsil ettiğini öne süren kişinin, önce O’nun dil devrimini benimsemiş olması gerekir. “Arzu ettiği tarz… teşrif… statü…
detay… mevcut” gibi sözcükleri -hiç değilse yazılı dilde- kullanmaması gerekir. Ve de “ilim adamı” değil, “bilim adamı”olması gerekir.

★★★

Atatürk’ü ve Kemalizmi kötülemek için, yıllardır yoğun çabalar sarf ediliyor Atatürkçü Düşünce Derneği ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de
bunlarla savaşıyor. Yalanların karşısına gerçekleri çıkarıyor.

Peki “Türk Tarih Kurumu “adını taşıyan devlet dairesinin başındaki memurlar ne yapıyorlar?

atv’den “yanıt hakkı” istediler mi’? “Bize Nasıl Kıydınız?” filmindeki “büyük yalan’a karşı yargıya başvurdular mı? “ İskilipli Atıf Hoca”nın gerçek yüzünün ne olduğunu kamuoyuna duyurmak için girişimde bulundular mı?

Marifet bana yanıt vermek değil, Atatürk’ü ve tarihi karalayanlara yanıt vermektir! Eğer o karalamaları paylaşmıyorlarsa elbette!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: