Yazı Hakkında

Başlık:Yarını Hazırlamak…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Kasım 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yarını Hazırlamak…

Alanya’da bir çay bahçesindeydik.

Az ilerimizdeki masada, genç bir Alman ailesi
oturuyordu. Karı-koca sakin sakin kahvelerini yudumlamaktaydı. Ancak iki yaşlarında olan çocukları da kendi kendine oynuyordu.

Oynarken, yanı başlarındakı çöp kutusunu devirdi. Ve hemen oradan uzaklaştı.

Baba sakin ayağa kalktı. Çocuğu elinden tutup,
yeniden devrik kutunun yanına götürdü. Ona sakin bir dille bir şeyler anlattı. Çocuğun, devirdiği çöpleri teker teker yerden alıp kutuya doldurmasını sabırla bekledi.

Ne bağrışma oldu ne çağrışma… Baba ile anne sohbetlerine, küçük çocuk da oyununa devam etti.

Kendi kendimize sorduk… Acaba orada Alman
ailenin yerinde bir Türk ailesi olsaydı nasıl davranırdı diye?..

Birinci olasılık… Aldırış etmezdi.

İkinci olasılık. Çocuğu pataklayıp, döktüklerini kendisi doldururdu.

★★★

Kaldığımız otelde Türk müşteri sayısı parmakla sayılacak kadar azdı. Çoğunluğu Alman turistler oluşturuyordu. Az sayıda da Rus turist görülüyordu.

Büyüklerin havuzunun yanında küçüklerin havuzu vardı. Ve her iki havuzda sabahtan akşama eğlenen çok sayıda çocuk…

Ama ne rahatsız edici bağırmalar duyuluyordu..
ne de ikide bir ağlayan hırçın, şımarık yaramazlar.

Yemekhanede de dikkatimizi çekti.

Bir keresinde bir Alman küçük çocuk, isteği olmadığı için yere oturup kalkmamakta direndi. Ailesi oralı olmadı.. O da kimsenin aldırış etmediğini görünce, bir süre sonra kalkıp tıpış tıpış yerine oturdu.

Aralarında yemek yemek istemeyip mızmızlananlar da oluyordu kuşkusuz.

Ama aileleri ısrar etmiyordu. Aç kalacağını anlayan çocuk da mızmızlığı tadında bırakmak zorunda kalıyordu…

Acaba onların yerinde Türk aileleri olsa nasıl
davranırlardı dersiniz?

Acaba o ailelerin yetiştirdiği çocuklardan bir
avucu bir araya gelse, etraftakilerin huzuru kalır
mıydı dersiniz?

Bir süre önce Mehmet Yılmaz’ın Radikaldeki
bir yazısı çok ilgimi çekmişti. Beşliği “Benim Çocuğum Yapmaz”dı

Bir araştırmadan esinlenerek, çocuğun gelecekteki yanlışlarını hazırlayan sekiz kural sıralıyordu.

“1- Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi
vermeye başla.(!) Bu şekilde o, bütün dünyanın onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

2- Kötü sözler söylediği zaman gül(!). Böylece
o, kendisinin akıllı, başkalarının aptal olduğuna
inanacaktır.

3- Ona manevi ve ahlaki eğitim verme; 21 yaşına gelince kendisi karar versin diye beklet(!).

4- Yerde bıraktığı her şeyi kaldır; onun için her
şeyi sen yap ki, o bütün sorumlulukları başkalarına yüklemeye alışsın(!).

5- Onun önünde sık sık kavga edin(!). Bu sayede bir gün aile parçalanırsa, o da o kadar şaşırmayacaktır.

6- Çocuğa istediği kadar harçlık verin; hiçbir zaman kendi parasını kendisi kazanmasın(!). Hayatta karşılaştığınız güçlüklerle onun da karşılaşmasının ne anlamı var ki?

7- Yiyecek, içecek ve konforla ilgili bütün arzuları yerine getirin(!). İstediklerini yapmamak tehlikeli soğukluklara neden olabilir.

8- Komşulara, öğretmenlere, polislere, arkadaşlarına karşı hep onun tarafını tutun(!)… ”

İşte size sekiz “altın”öğüt.., Çocuğunuzun ilerde mutsuz, başarısız, sorumsuz, huysuz, sevimsiz ve hatta “suçlu adayı” olması için!

***

Kültür nedir?..

Geçmişle gelecek arasında bir köprü… Kuşaktan kuşağa aktarılan bir değerler ve davranışlar bütünü.

Bize aktardılar, biz de aktarıyoruz.

Ve de ektiğimizi biçiyoruz!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: