Yazı Hakkında

Başlık:Yenilginin Başarısı (!)
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Şubat 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yenilginin Başarısı (!)

Siyasal Düşünceler ve Rejimler dersindeydik.
Öğrencilere sordum:

– Türkiye 65 milyon nüfuslu bir ülke. Futbola çok önem veriyor. Büyük kaynaklar aktarıyor. Uluslararası çapta ünlü teknik adamlar ve futbolcular Türk takımlarında görev alıyorlar. Ama neredeyse bizim onda birimiz büyüklüğündeki ülkelerin ulusal takımlarından bile dörder gol yiyoruz.. Acaba niçin?

Sınıftan genellikle çok ilginç, tutarlı yanıtlar çıkar, En karmaşık sorunlarda bile… Ama bu kez birkaç “kem küm” dışında kimse bir şey söyleyemedi.

Acaba niçin?

Basketbolda yükseliş, futbolda gerileyiş.. Basketbolcu gençlerimizin eğitim düzeyleri daha yüksek.. Oğuz başta olmak üzere, birçok önde gelen futbolcumuz Almanya’da yetişip gelmişler..

Acaba tek neden eğitim mi?

Beşiktaş ile Türk Futbol Milli Takımı arasında ilginç bir benzelik var: ikisi de yenildikçe, çukura battıkça, teknik direktörüne daha çok sahip çıkıyor.

Siyah-Beyazlılar belki de tarihlerinin en kötü dönemini yaşıyorlar. Ama iktidar da Toshack hayranı, muhalefet de… Ay-yıldızlı takım mahalle takımına dönmüş. Ama federasyon Mustafa Denizli‘nin arkasında, dimdik, ayakta. Basında ise “Bu
ne rezalet!” diyen yok.

Sayın Denizli, bir “enkaz” devraldı da, düzeltmek için zamana gereksinmesi mi var?

Hayır! Devraldığı malzemeyi giderek enkaza çeviriyor. “Yeni bir şeyler yaratmak” kompleksi içinde. Hiç değilse “adam keşfetmek” sevdasında.
Almanya 2. liginden İsrail maçına “kurtarıcı” bulma arayışında,

TV’de izleyen milyonlarca kişi, maç sırasında ulusal takıma girip çıkanların neredeyse yarısını tanımıyordu. Birbirlerine soruyor olmalıydılar.’

– Yahu kim bu? Hangi takımda oynuyor?

“Milli takım deneme tahtası değil, bir ulusun temsilcisidir” diyen yok… Takımı gençleştirmek birden olmaz, aşama aşama olur. Bir takımın iskeleti bozulmaz, “taze kan” birer-ikişer aşılanır.

★★★

Futbol Federasyonu, ulusal takımın teknik sorumlusuna yedi maddelik bir “ültimatom” vermiş.
“Şunları mutlaka yap, şunlara da mutlaka dikkat et” diyor.

Seçtiği ve seçmediği oyunculardan tutun da..
aklınıza gelebilecek hemen tüm teknik konulara
kadar. Orada söylenenlerin Türkçesi şu:

– Yaptığın her şey yanlış!

Ve eşzamanlı olarak basına yapılan açıklama:

– Teknik direktörümüze güveniyoruz!

İyi mi!..

Beşiktaş ile milli takım birbirine çok benzeyen
“hal-i pür melali” içinde, hiç benzeşmeyen bir nokta var.

Beşiktaş yönetimi, teknik direktörüne toz kondurmuyor. Ama o, “Böyle giderse istifa ederim, yetti artık!” diyor. Federasyonumuz, milli takımın
teknik direktörünü baştan aşağıya çamura buluyor. Ama o, “istifa lalan söz konusu değil!” diyor.

Acaba “Batılı kafa” ile “Şarklı kafa” arasındaki
fark burada mı?!

★ ★

Beşiktaş geçen yıl Rasim Kara ile başarılıydı.

Derbilerin şampiyonuydu. Eğer hakemler – kimsenin yadsıyamadığı- yaşamsal “hataları” yapmasaydı, yansız olsalardı, ligin de şampiyonuydu.

Beşiktaş geçen yıl-hak ettiği şampiyonluğu- kıl
payı He yitirdi Ve Rasim Karay gönderdi… Bu yi!
şampiyonluğun düşünü bile göremiyor. Kupaya
da havlu atarsa, gelecek yıl büyük olasılıkla Avrupa’da maçı olmayacak. Ama 2000 yılına kadar
Toshack’la yürüme kararlılığında.

Beşiktaş.. milli takım.. Toshack.. Denizli..

Yükselen basketbolumuz.. Eğik bir düzeyde geri geri kayan futbolumuz.

Ve statlardan yükselen çirkin küfürlere bile, yıllardır çözüm bulmaktan aciz spor yönetimimiz..

Bir yanlışlık var. var olmasına da., acaba nerede?!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: