Yazı Hakkında

Başlık:Yoklar ve Çoklar…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Haziran 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yoklar ve Çoklar...

Bugün dört perdelik bir oyunumuz var.

Acıklı, bilinmesi ve unutulmaması gereken bir oyun… Yakın geçmişle ilgili, ama günümüze ışık tutan bir oyun.

İnanılmaz bir ışık!

SHP’li iki bakan telefonla konuşmaktadır. Devlet Bakanı olanı, Adalet Bakanı olanına bir ricada bulunur. Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun, 12 Eylül’ce kapatılmasından önceki son başkanına bir randevu vermesi ricasıdır bu.

Prof. Şerafettin Turan, aynı zamanda -eski üyelerin bir araya gelmesiyle oluşan-Dil Derneği’nin de başkanıdır. Atatürk’ün miras hakları ve hukuk çiğnenerek yapılan bir tarihsel ihanetin düzeltilmesi için çaba göstermektedir.

Ama Atatürk’ün kurduğu partinin devamı olduğunu öne süren partinin Adalet Bakanı bu randevuyu hiçbir zaman vermez.

Sadece “dinleme” ricasında bulunan bakan, Prof. Türkan Akyol‘dur. Dinleme için zaman ayıramayan da Seyfi Oktay’dır!

★★★

İkinci perde.

12 Eylülün belki de en haksız işleminin -bir ölçü- de olsun- düzeltilmesi amacı ile, bir yasa tasarısı hazırlanır. İlgili bakanlıklardan görüş istenir.

Sadece Atatürk’e ihanetin değil, aynı zamanda bir hukuk cinayetinin açtığı yaraya “pansuman yapılması” çabasına da Adalet Bakanlığı karşı çıkar.

Dönemin Adalet Bakanı’nın adı Seyfi Oktay’dır!..

★★★

Üçüncü perde.

ANAP, anayasa değişiklikleri için harekete geçmiştir. Bir tür öncülük görevini üstlenmiştir. Kaldırılmasını önerdiği maddeler arasında, ünlü 134. madde de bulunmaktadır.

Yani Atatürk’ün kurduğu Türk Dil ve Tarih Kurumlarını kapatıp, Atatürk’ün onlara bıraktığı miras gelirlerini iki devlet dairesine peşkeş çeken ünlü madde.

Ve SHP adına partilerarası görüşmelere katılan temsilci, 134. maddenin kaldırılmasına karşı çıkar.

O temsilci, zamanın SHP Grup Başkanvekili Seyfi Oktay’dır!

★★★

Dördüncü perde.

Bülent Ecevit, 134. maddenin değiştirilmesi için bir önerge hazırlayıp imzaya açmıştır. Yeterli sayıya ulaşılması için, imzalarını esirgemeyenler arasına
CHP’li milletvekilleri de katılırlar. Ama SHP sırtını döner!

CHP, Atatürk’ün TDK ve TTK’sının yerini -“hukuka aykırı” olarak- alan iki “kukla kurum”a karşı dava açmıştır. Ama SHP’yi karşısında bulur!

★★★

Dört perdelik “acıklı oyun”la ilgili bilgileri “ilk el”den aldım.

Önce inanamadım. Ama olayların üç önemli tanığının söyledikleri hep birbirini tamamlıyordu.

Avukat Erbaşar Özsay, halen CHP’nin avukatı ve Parti Meclisi üyesidir. Ertuğrul Günay, birleşme öncesi CHP’nin Genel Sekreteri idi. Sevgi Özel de,
Atatürk’ün kurumunun devamı olan Dil Derneği’nin Genel Yazmanıdır…

Bugün TBMM, sözüm ona 12 Eylül Anayasasını “temizleme “çabasında… Ama en büyük lekeye dokunan yok!

Bugün iktidar, bir “özelleştirme isterisi” içinde… Ama Atatürk’ün devletleştirilmiş, el konulmuş kurumlarını “yeniden özelleştirme”yi düşünen yok!

Bugün numaracı cumhuriyetçiler, her Allah’ın günü, Atatürk yıkılmadan “sivil toplum” kurulamayacağını, yırtna yırtna haykırıyorlar… Ama Atatürk’ün bir ortaçağ toplumuna getirdiği “sivil toplum” kurumlarına karşı işlenilmiş olan cinayete sesini çıkaran yok!

Bugün toplumda Atatürk yeniden doğuyor, Kemalizm yeniden güncelleşiyor… Ama Atatürk’ün kurumları yok, Kemalizmin partisi yok!

Ve de oyun çok… Perde çok… Sahtekâr çok…

Batak çok, pislik çok, sorun çok!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: