Yazı Hakkında

Başlık:Yunanlı Kardeş…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Şubat 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Yunanlı Kardeş…

Olay, yıllar öncesinde, Almanya’da geçer… Türklerin bu ülkeye işçi olarak değil, sadece öğrenci olarak geldikleri bir dönemde.

Bir gece kulübünde, birkaç Türk öğrenci ile bir Alman grubu arasında tartışma çıkar.. Almanlar kalabalıktır. Tartışmayı kavgaya dönüştürmek ve Türklere iyi bir ders vermek niyetindedirler.

Yakındaki bir masada ise bir grup Yunanlı öğrenci oturmaktadır.

Yunanlı gençlerden birisi ayağa kalkıp Türklerin yanına gelir;

– Kavga çıkarsa, biz  de sizinle beraberiz!

Güç dengesinin değiştiğini gören Almanlar sakinleşirler.. Olayın içinde yaşamış olanlardan birsi, benim ailemin bir bireyidir.

★ ★★

Denizcilik Bankası’nın Kuzey Akdeniz seferleri vardı. Basına İndirim yapıldığı için, gençken birkaç kez ben de yararlanmıştım. Pire’den Atina’ya geçer, birkaç saat dolaşırdım… Ve Türk olduğumu öğrenen herkesten, büyük ilgi ve yardım görürdüm.

Ama asıl unutamadığım olay, yıllar sonra San Fransisco’da geçti.

Birkaç Türk arkadaş, Muğlalı bir Rum lokantacı ile karşılaşmıştık 1931 yılında Türkiye’den ayrılıp Yunanistan’a gitmişti, 1960’lı yılların başında da Amerika’ya.

Kentte kaldığımız birkaç gün süresince, bize adeta özel aşçılık yaptı. Hangi yemeği istediğimizi soruyor, ertesi günü hazır ediyordu. Bir porsiyon parası
alırken de en az iki porsiyon dolduruyordu:

– Yiyin, yiyin… Bu gâvur memleketinde bir daha bulamazsınız.

Ertesi günü kenti terk edeceğimizi duyduğunda çok üzülmüştü… Lokantayı alelacele kapatıp bizi zorla evine götürdü, Karısı çilingir sofrası hazırladı: oğlu
Zeki Müren’in plaklarını dinletti. Tavla oynadık.

Ve Muğlalı Rum lokantacı efkârlandı: -Amerika ya geldim geleli, üç kez sinemaya gittim. Üçü de İstanbul’da geçen filmlerdi.. Aynı yemekleri, aynı içkiyi aynı müziği, aynı tavlayı seviyoruz. Bu iki halkın kardeş gibi yaşaması için, tek bir
koşul var. Tarih kitaplarını yakmalı ve çocuklarımıza okutmamalıyız!. Biz öğretiyoruz onlara düşmanlığı…

★ ★★

Kurtuluş Savaşı’nı -hem de Ege bölgesinde- yaşamış olan Rum bize düşman değil. “Benden Selam Söyle Anadolu ‘ya “nın yazarı, İzmirli Dido Sotiriyu bize düşman değil. Ama savaştan yarım yüzyıl sonra doğmuş olan Yunanlı genç, düşman.

Avrupa Konseyi kültür bakanları toplantısı için Atina’ya gittiğimde, Averof savunma bakanı idi. Hükümetin en etkili üç isminden birisiydi. Uzun bir görüşmemiz oldu.

Kendisine Muğlalı Rum lokantacıyı anlattım Gülerek tepki verdi:

– Ne yani, tarih kitaplarını mı yakalım ?

-Hayır. Fransızlarla Almanların yaptığını yapalım,
yeter!.. Ortak bir komisyon oluşturup tarih kitaplarını gözden geçirelim.  Abartılı, düşmanlık aşılayan bölümleri düzeltelim.

Ve Başbakan Ecevit’in, önerisini gündeme getirdim;

– Ortak çıkarlarımız, aramızdaki sorunları er geç
çözmemizi gerektiriyor. Ama bunun için önce ortamı hazırlamak gerekir. Düşmanlık duygularının aşılması için en iyi yol da kültürel ilişkilerden geçer. Gelin Sotiriyu ‘nun romanından, bir Türk- Yunan ortak filmi yapalım!

Heyecanlandı. Üzerinde görüş birliğine vardığımız
tasarıları, Başbakan Karamanlis’e ileteceğini söyledi. Ama hiçbir sonuç çıkmadı..

★ ★★

Zülfü Livaneli, Theodorakis’in kendisine yolladığı “Barış Mektubu “nu yayımladı geçenlerde. Ve kafamda bir anı canlandı.

Ünlü müzisyenin Ankara Hipodrom konseri nedeniyle, Yunan elçisi bir kokteyl vermişti. Beni tanıştırırken Fransızca konuşmayı kesip Yunanca birkaç tüm-
ce ekledi. İçinde Ecevit adının geçtiği, kısa birkaç
tümce… Sanıyorum ki benim Ecevit hükümetinin bakanlarından olduğum sırrını (!) vermişti.

Theodorakis’in birden buz gibi olduğunu ve bana tek bir nezaket tümcesi bile etmediğini anımsıyorum. .

Yunanistan Başbakanı Venizelos, 1934 yılında Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti…
Yunan ordularını bozguna uğratan Mustafa Kemal
Atatürk’ü!

Şimdiki Yunan devlet ve siyaset adamları ise Türkiye’ye Avrupa yolunu tıkamayı kendilerine yaşamsal bir erek yapmışlar. Bin yıl öncesinin düşü ile yaşıyorlar… “Barış havarisi” Theodorakis’leri bile “kin”ve “önyargı”dolu.

Düş ve kin üzerine “barış” ve “kardeşlik” kurulabildiği nerede görülmüş?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: