Yazı Hakkında

Başlık:Zana, Y. Kemal ve Nobel
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Ekim 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Zana, Y. Kemal ve Nobel

Yıllarca, Yaşar Kemal’den hak ettiği Nobel edebiyat ödülünü esirgediler, Ve şimdi onu Leyla Zana’ya vermeye hazırlanıyorlar.

Niçin?

Yaşar Kemal, “Kürt kimliği”ni öne çıkarmadığı, bölücülük yapmadığı için… Leyla Zana ise PKK’nin yaşlı, kadın, çocuk ve hatta bebek ayrımı yapmadan “savunmasız ” insanları öldürmesini kınayan tek bir sözcük bile etmediği için…

Üstelik de o öldürülenlerin çoğunluğu kendisi ile aynı etnik kökenden olduğu halde!

Yaşar Kemal’den “Türk kimliği” önde görüldüğü için- “edebiyat ödülü “nü esirgediler. Leylâ Zana’ya “Kürt kimliği” adına işlenen cinayetleri, en azından
susarak onayladığı için*-“barış ödülü” veriyorlar…

★★★

Bayan Zana’yı, bu ülke insanı ilk kez Meclis kürsüsünde tanıdı.

PKK renkleriyle donatılmış bir eşarp ve Kürtçe yapılan bir konuşma ile…

Bir Bröton ya da Korsikalı, benzer bir davranışı Fransa Ulusal Meclisi’nde yapabilir miydi? Türk kökenli bir Alman yurttaşı, Almanya Ulusal Meclisi’nde
yapabilir mi? ABD’de Temsilciler Meclisi kürsüsünden İspanyolca ya da Kızılderilice yemin eden bir Amerikalı düşünebiliyor musunuz?

Böyle bir şey olsa; İskandinavyalı “dostlar”ın, bunu yapana ödül vermek için kolları sıvayacaklarını düşleye biliyor musunuz?

Sayın Zana’nın birçok “eski milletvekili” yakın arkadaşı, bugün yurtdışında… PKK uzantısı değil “kendisi” olduklarını da saklamak gereğini “artık” duymuyorlar.

Peki Sayın Zana, onlarla yollarının ayrıldığını söylemek gereğini duyuyor mu?

PKK’nin Güneydoğu’da öğretmenler, din adamlarını öldürmesini -hiç değilse alacağı “Nobel Barış Ödülü” hatrına- iki tümcecik olsun kınamak gereğini duyuyor mu?

Ve de, o iki tümceyi bile esirgeyen birisine “barış ödülü” vermeye hazırlananlar; acaba “birazcık olsun” utanmak gereğini duyuyorlar mı?

★★★

Sayın Leyla Zana -ödülü hak edebilmek için- Norveç’in bayan başbakanına bir mektup yazmış… Türkiye’yi şikâyet ediyor.

Türk devletinin PKK ile masaya oturmasını ve ‘karşılıklı tavizler” verilmesini istiyor. “Kürt sorunu “nun BM’ye ve Avrupa Konseyi ne götürülmesi için yalvarıyor.”

Verdiği “bilgiler” içinde bir tanesi var ki altını çizmeden geçmek olanaksız: Meğer Türkiye’de yaşayan Kürtlerin ortalama yıllık geliri  204 dolar iken Türk –
lerinki 3760 dolarmış!

Sanırsınız ki Türkiye’de insanları okula yada işe alırken ihale kazandırırken önemli görevlere getirirken “köken araştırması” yapılıyor… Sanırsınız ki Türkiye’de insanların alacakları ücret “kökenlerine göre “belirleniyor”… Sanırsınız ki Türkiye’nin en büyük zenginleri arasında çok sayıda Kürt yok…

Sanırsınız ki Türkiye’de insanlar, bakkallarını, manavlarını, doktorlarını, avukatlarını seçerken “safkan Türk belgesi” arıyorlar…

Bırakın “Kürt halkı”nın, Güneydoğu’nun “sömürüldüğü ” savlarına bile birçok Kürt kökenli iktisatçı gülüyor… Güneydoğu ile Doğu Karadeniz’i karşılaştırın: İç Anadolu’nun bazı yörelerini karşılaştırın…

Hesap-kitap ortada…

Ve de PKK terörü öncesi ile şimdiki Güneydoğu
ekonomisi arasındaki büyük “olumsuz fark” ortada!

★ ★★

Attila İlhan‘ın “Hangi Batı” kitabını, yeniden okumanın şimdi tam zamanı…

Bir de yıllar önce “Nobel Ödülü “nü kabul etmeyen Jean-Paul Sartre‘ı anımsamanın tam zamanı.

Hani, “Bu kadar siyasete alet edilmiş bir ödüle benim gereksinmem yok” diyen ünlü Fransız yazar ve düşünürünü…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: