Yazı Hakkında

Başlık:Zap’tan Şırnak’a Uzanan Işık
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Ağustos 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Zap’tan Şırnak’a Uzanan Işık

60’lı yılların ortalarındaydı.

DP’nin baskı dönemi geride kalmıştı. 27 Mayıs sonrasının özgürlükçü ortamının
gençleri umutluydu, idealistti. Yurt ve insan sevgisi doluydu.

Halkla aralarındaki uçurumları kapatmak gereğini duyuyordu. Kendi halkıyla
bütünleşmek istiyordu.

Ve ODTÜ’lü mühendislik  mimarlık Öğrencileri bir araya geldiler. Kafa kafaya verdiler. Türkiye’nin en geri kalmış bir yöresindeki, en önemli sorunlardan birisini çözme kararı aldılar.

Geçilmez diye bilinen Zap suyunun üzerine sicimden bir köprü yapacaklardı.

Mete Akyol, o dönemin en popüler gazetecilerindendi. Tasını tarağını toplayıp
gençlerin kafilesine katıldı. Onlarla birlikte yattı kalktı. Bir düşün gerçekleşmesini
adım adım yaşadı. Ve yaşadıklarını Milliyet’te bir dizi olarak yazdı.

Başlangıçta köylülerin nasıl bu bir avuç genci ciddiye almadıklarını.. Hafiften alay cı alaycı baktıklarım.. Ama her geçen gün bu yaklaşımın nasıl değiştiğini.. Küçümsemenin yerini nasıl saygı ve sevginin aldığını.. Taşınan yiyecekleri, armağanları.. Yardım için sıvanan kolları..

Ve de bir mutluluğun nasıl insanları bütünleştirdiğini..

★★★

Siirt.. Mardin.. Adıyaman.. Şırnak.. Urfa.. Diyarbakır.. Batman..

Birkaç hafta önce bu köşede duyurduğum bir “cüretli” düş, adım adım gerçekleşiyor Gürer Aykal ve Bilkent Orkestrası bir uçurumun nasıl aşılacağını gösteriyorlar.

Yerel müzikle çok sesli müzik.. Ulusal ile evrensel.. Büyük kentin insanı ile taşranın
insanı..

Buluşuyorlar, kucaklaşıyorlar, aralarında bir sevgi köprüsü oluşturuyorlar. Ya bancılaşmayı yeniyorlar.. Anadolu’nun en uzak, en yoksul yörelerinde bile binlerce
insan alanlarda toplanıyor.

Görmek, dinlemek, anlamak ve sevmek için.

Ama bazı TV’lerde kısa görüntüler.. Bazı gazetelerde birkaç izlenim.. Hepsi bu!

Aralarında bir Mete Akyol yok. Bir Mete Akyol’a görev ve destek veren bir Abdi
İpekçi yok.. Bu heyecan ve umut verici “uzun yürüyüşü” halkın içinde yaşayacak ve de yaşatacak!..

Bir zamanlar Köy Enstitülü çocukların Shakespeare oynamalarının..  Müzikte ulusal ile evrensel bütünleşmesini özümseyebilmelerinin arkasındaki süreci yakalayacak ve okurlarına anlatacak!

Yaşanan bir olay paylaşıldıkça büyür.. Büyüdükçe de, hem onu yaşamış olanları
daha çok etkiler, hemde yaşamamış olanları yaşamaya ve de yaşatmaya özendirir.

★★★

ÇYDD iki yıldır Şırnak İdil’de ve Hakkâri’de eğitim ağırlıklı projeleri başarı ile yürütüyor, Ve bu gönüllüler ordusu, zaman zaman da yurt ve insan severliği görev aşkına dönüştürmüş kaymakamlara rastlıyor.

Bu gibi yörelerde kız-erkek tüm gençlerin kaymakam olmak istediklerine..
okumak ve ülkeye yararlı olmak istediklerine.. çabalarının ve başanlarının arttığına
tanık oluyorlar.

Mutlu oluyorlar…

Ama bir de ne görsünler!

Daha geçen yıl Kağızman’a atanmış olan, bu çok başarılı kaymakamlardan Süleyman Erdoğan apar topar Doğu Beyazıt’a postalanmakta.. Niçin? Bazı millet vekilleri bu başarıların “kendilerini gölgelediği”ne inandıkları için..

Kağızman halkı üzgün.. ÇYDD Genel Başkanı Prof. Türkan Saylan ve ÇYDD Kırsal Kalkınma Koordinatörü Doç. Ayşe Yüksel tepki içinde.. Bir ANAP Kars milletvekili ise onlara gözdağı veriyor.

– Siz bu işlere karışmayın! Kaymakamın geleceğiyle oynamış oluyorsunuz..

Mülkiye’den sınıf arkadaşımız Kutlu Aktaş şimdi İçişleri Bakanı.. Yıllarca kayma kamlık ve valilik yaptı. Bu utanç verici durum karşısın da acaba nasıl bir tavır takı nacak?

★★★

Zap gönüllüleri.. Bilkent sanatçıları.. ÇYDD savaşçıları.. Hizmet aşkıyla gözleri parlayan genç kamu görevlileri.. Güzellikleri duyurmak, aynı heyecanı başkalarına
da aşılamak için çırpınan gazeteciler..

Ve de demokrasi katili.. kendi kişisel çıkarlarının bir adım ötesini göremeyen bazı siyasetçiler.

Bu sonuncular yenilmedikçe, Türkiye’nin esenliğe çıkmasına olanak yoktur.

Güzeli her yerde desteklemeli.. çirkinle de her yerde savaşmalıyız.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: