Yazı Hakkında

Başlık:Zor Zanaat!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Temmuz 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Zor Zanaat!..

Demokrasiyi olanaklı kılan koşullar çoktur da.. İçlerinden iki tanesi vardır ki. demokrasinin “olmazsa olmaz” koşuludur.

Birincisi, güçler dengesi.

İkincisi, hoşgörü ve uzlaşma..

Gücün gücü dengelemediği yerde tek bir gücün egemenliği olur. O güç de, kendi çıkarına yada alışkanlıklarına ters gelen hiçbir düşüncenin yayılmasına ve örgütlenmesine izin vermez.

Demokrasi farklı güçler arasındaki bir dengeye dayandığına göre . Farklıya hoşgörü ve farklı olanla uzlaşma da oyunun temel kuralıdır. Bu olmayınca toplumsal barış biter. O bitince de demokrasi bitmeye başlar.

Türkiye’de farklı güçler var, ama aralarında denge yok.

Hoşgörü yetersiz.. Uzlaşma geleneği ise henüz yeterince oluşmamış.

★★★

Hükümetimiz üç partili.

Yani, bir uzlaşma olmadan yürümesi olanaklı değil.

Hükümetin küçük ortağına bakıyorsunuz; esip savuruyor:

– Kamu görevlilerinin aylıkları yüzde 20 değil, yüzde 40 artmalı.. Bundan gerilememiz söz konusu bile olamaz.. İsteğimiz olmazsa, kararnameleri imzalamayız!

Hükümetin en küçük ortağı.. Ama kendi kararını dayatma peşinde..

Hükümetin büyük ortağına bakıyorsunuz; Başbakan sanki Hitler:

-Yarım puan bile daha fazla vermem.. Artış yüzde 20.5 bile olamaz. Çünkü IMF’ye öyle söz verdim!

Peki neye güvenerek o sözü verdin?

Ortaklarına danıştın mı? Olurlarını aldın mı?

Daha yakın geçmişte, Baykal‘la anlaşıp da, ortaklarından “hayır” gelince güç durumda kaldığını ne çabuk unuttun?

Cart curt ancak baskı rejimlerinde olur. Demokrasilerde “Ben yaptım, oldu” diyemezsiniz.. Tek başınıza hükümet kurduğunuz zaman bile diyemezsiniz!

Eğer diyebiliyorsanız: demokrasi olmuştur size “memokrasi”..

★★★

Başkanlık sisteminin, özellikle Türkiye koşullarında ne büyük sakıncalar taşıdığı ortada.. En büyük sakıncası da, toplumda uzlaşmayı değil, iki kutba ayrılmayı özendirmesi.

Öyleyse bu deveyi gütmek zorundayız.

Toplum zaten çoğulcu hale gelmiş. Buna bir de 12 Eylül’ün ürünü yapay bölünmeler eklenmiş. Hiçbir partinin tek başına iktidar olma şansı yok.

Bu durum belki siyasal istikrarı zortaştırıyor. Ama siyasal partileri uzlaşmaya zorlama gibi, olumlu bir yanı da var.

Uzlaşmanın doğal olanı, ideolojileri birbirine yakın alanların bir araya gelmesidir. O durumda da, dörtlü bir siyasal yelpaze ortaya çıkar.

Ilımlı sağ: ANAP, DYP, DTP.

Ilımlı sol: CHP, DSP.

Ülkücü sağ: MHP, BBP.

Dinci sağ: FP.

Ilımlı solun dışındaki sol partilerin ise -seçim sistemi değişmedikçe- şansları yok.

Yelpazedeki her kanat kendi içinde bütünleşse ya da bir “ortak program”la seçmenin karşısına çıkabilse.. Türkiye’de siyasal istikrar sorunu büyük ölçüde çözülebilir.

İkinci seçenek ise ANASOL modelidir.

Eğer gerçekten de ideolojiler arasındaki ayrımın azaldığına inanıyorsanız..

Böyle bir modelin, siyasal gerilimin azalmasına, uzlaşma geleneğinin güçlenmesine katkısı çok olabilir.

Bazı temel sorunların çözümü sırasında rastlanabilecek toplumsal tepkilerin yumuşaması açısından da bu model çok elverişlidir. Ama bu modeli yürütebilmek, ötekisinden daha kolay değildir..

★★★

Kabahat kimde?

Oyunun kurallarında mı? Yoksa oyunu o kurallara göre oynamamakta direnenlerde mi?

Daha açıkçası..

Acaba kabahat demokraside mi? Yoksa demokrasinin kurallarını içlerine sindirememiş olan siyasal yöneticilerde mi?

(AÇIK TEŞEKKÜR – ADD’nin yem yönetiminin oluşumu nedeniyle bana yöneltilen tüm iyi niyet ve kutlama mesajlarına teker teker yanıt vermek olanağına sahip bulunmadığım için üzgünüm. Hepsine, herkese teşekkür ediyorum.)

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın