Bazı insanları birebir tanımasanız bile seversiniz. Ahmet Taner Kışlalı, Atatürk Havalanı’nda bizi Sovyetler Birliği’ne yolcu etmek için geldiği ana benim için böyle uzaktan sempati duyduğum bir kişiydi. Ama o gün hepimizin hayranlığını kazandı.
Kültür Bakanlığı görevlisi olarak Sovyetler Birliği’ne uzun bir turneye gidiyorduk. Şanar Yurdatapan programın organizasyonunu yapıyordu. Melike Demirağ, Ercan Turgut, Kerem Yılmazer, Banu Kırbağ, Kupa Kızları, Mustafa Budan, Gülseren Erdağ ve bendenizin Turgay Noyan Orkestrası…
Ahmet Taner Kışlalı o sırada Kültür Bakanımızdı ve hiç erinmeden kendi görevlendirdiği kişileri yani bizleri havaalanında yolcu ediyordu…
Bu bile nasıl bir tevazu içinde olduğunu gösteriyordu.
Hayatımızda unutulmaz bir sayfa açan bu uzun turneden döndükten sonra Kışlalı ile bilgi edinmeye çalıştım. O zamanlar şimdiki gibi öyle internete gir bak, her şey elinin altında değil. İlk öğrendiğim hemşehri olduğumuzdu. Övünmek gibi olmasın ben Gaziantepliyimdir…
Ardından bir başka ortak noktamız yani gazeteciliğe spor muhabiri olarak başladığı ortaya çıkmaz mı!
Ona olan hayranlığımı zirveye çıkartan da Atatürk sevdasıydı. Onunki kuru kuruya bir hayranlık değil, anlayarak, sindirerek, uygulayarak yolunda gidilen bir sevda…
“Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil geleceğin öncülüğüdür” sözü bu özelliğini tam anlamıyla yansıtmıyor mu?
O uğursuz 21 Ekim günü de gazeteye her zaman olduğu gibi erkenden gitmiştim tıpkı Çetin Emeç suikastında olduğu gibi.
Yine dünyalar başıma yıkıldı, yine inşallah yanlış haberdir diye aramadığım insan kalmadı.
Ama bir kanser gibi çoğalarak sağlam hücrelerini yiyen habis zihniyet, memleketin bir pırlantasını da bizlerden, ülkemizin geleceğinden koparmıştı…
Gerçek olan bu…
Ama bir gerçek daha var. Bizler bu can bu bedende oldukça buna geçit vermeyeceğiz. Geleceğimizin öncüsü olmayı şiar edinmiş Kışlalı ve onun gibi kaybettiğimiz değerlerimiz rahat uyusunlar…
Geleceğimizin Öncüsü
Bazı insanları birebir tanımasanız bile seversiniz. Ahmet Taner Kışlalı, Atatürk Havalanı’nda bizi Sovyetler Birliği’ne yolcu etmek için geldiği ana benim için böyle uzaktan sempati duyduğum bir kişiydi. Ama o gün hepimizin hayranlığını kazandı.
Kültür Bakanlığı görevlisi olarak Sovyetler Birliği’ne uzun bir turneye gidiyorduk. Şanar Yurdatapan programın organizasyonunu yapıyordu. Melike Demirağ, Ercan Turgut, Kerem Yılmazer, Banu Kırbağ, Kupa Kızları, Mustafa Budan, Gülseren Erdağ ve bendenizin Turgay Noyan Orkestrası…
Ahmet Taner Kışlalı o sırada Kültür Bakanımızdı ve hiç erinmeden kendi görevlendirdiği kişileri yani bizleri havaalanında yolcu ediyordu…
Bu bile nasıl bir tevazu içinde olduğunu gösteriyordu.
Hayatımızda unutulmaz bir sayfa açan bu uzun turneden döndükten sonra Kışlalı ile bilgi edinmeye çalıştım. O zamanlar şimdiki gibi öyle internete gir bak, her şey elinin altında değil. İlk öğrendiğim hemşehri olduğumuzdu. Övünmek gibi olmasın ben Gaziantepliyimdir…
Ardından bir başka ortak noktamız yani gazeteciliğe spor muhabiri olarak başladığı ortaya çıkmaz mı!
Ona olan hayranlığımı zirveye çıkartan da Atatürk sevdasıydı. Onunki kuru kuruya bir hayranlık değil, anlayarak, sindirerek, uygulayarak yolunda gidilen bir sevda…
“Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil geleceğin öncülüğüdür” sözü bu özelliğini tam anlamıyla yansıtmıyor mu?
O uğursuz 21 Ekim günü de gazeteye her zaman olduğu gibi erkenden gitmiştim tıpkı Çetin Emeç suikastında olduğu gibi.
Yine dünyalar başıma yıkıldı, yine inşallah yanlış haberdir diye aramadığım insan kalmadı.
Ama bir kanser gibi çoğalarak sağlam hücrelerini yiyen habis zihniyet, memleketin bir pırlantasını da bizlerden, ülkemizin geleceğinden koparmıştı…
Gerçek olan bu…
Ama bir gerçek daha var. Bizler bu can bu bedende oldukça buna geçit vermeyeceğiz. Geleceğimizin öncüsü olmayı şiar edinmiş Kışlalı ve onun gibi kaybettiğimiz değerlerimiz rahat uyusunlar…
Turgay Noyan