Sanırım 1987 kış’ıydı. Sabah 10.00 daki siyaset bilimi sınavına gitmek için 08.00 de kalktım. Camdan dışarı baktığımda her yer bembeyazdı. Yollarda ise yaklaşık 40cm.lik kar tabakası. Haberlerde eğitime ara verildiğine dair bir bilgi yoktu.
Hemen evden fırladım. Minibüsler çalışmıyor, kısıtlı belediye otobüsleri ile insanlar bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Biraz yayan biraz otobüs derken sınava 15 dk. kala okula ulaştım. Ahmet Taner Kışlalı her zaman ki gibi tam saatinde sınıftaydı ancak 48 mevcuttur sadece 8 öğrenci okula ulaşabilmişti.
Kürsüye oturdu ve ” arkadaşlarınızı bekleyelim” dedi.
İlerleyen dakikalarda birer ikişer gelen olsa da saatler 12 yi gösterdiğinde halen ulaşamayan 14 arkadaşımız vardı. Bizde bir an önce sınıfın tamamlanmasını ve sınavın yapılmasını istiyorduk. Bir kez daha sınav stresi yaşamamak için.
Sonunda Ahmet hocam yerinden kalktı, “arkadaşlar bu olağanüstü bir durum. Gelemeyen arkadaşlarınızın hangi şartlarda olduklarını bilmiyoruz. Onların sınav hakkı yanmasın diye sınavı erteliyorum. Mevcut ne zaman tam olursa o gün yaparız sınavı, bu şartlarda buraya erişebilenlere ise teşekkür ediyorum” dedi ve cıktı.
“Ulaşan nasıl ulaşıyor, ben nasıl geldim” gibi kolaycılığa kaçmadan her bir ferdin hakkını sonuna kadar düşünen değerli hocam, her daim aklımızdasın, kalbimizdesin.
Sanırım 1987 kış’ıydı. Sabah 10.00 daki siyaset bilimi sınavına gitmek için 08.00 de kalktım. Camdan dışarı baktığımda her yer bembeyazdı. Yollarda ise yaklaşık 40cm.lik kar tabakası. Haberlerde eğitime ara verildiğine dair bir bilgi yoktu.
Hemen evden fırladım. Minibüsler çalışmıyor, kısıtlı belediye otobüsleri ile insanlar bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Biraz yayan biraz otobüs derken sınava 15 dk. kala okula ulaştım. Ahmet Taner Kışlalı her zaman ki gibi tam saatinde sınıftaydı ancak 48 mevcuttur sadece 8 öğrenci okula ulaşabilmişti.
Kürsüye oturdu ve ” arkadaşlarınızı bekleyelim” dedi.
İlerleyen dakikalarda birer ikişer gelen olsa da saatler 12 yi gösterdiğinde halen ulaşamayan 14 arkadaşımız vardı. Bizde bir an önce sınıfın tamamlanmasını ve sınavın yapılmasını istiyorduk. Bir kez daha sınav stresi yaşamamak için.
Sonunda Ahmet hocam yerinden kalktı, “arkadaşlar bu olağanüstü bir durum. Gelemeyen arkadaşlarınızın hangi şartlarda olduklarını bilmiyoruz. Onların sınav hakkı yanmasın diye sınavı erteliyorum. Mevcut ne zaman tam olursa o gün yaparız sınavı, bu şartlarda buraya erişebilenlere ise teşekkür ediyorum” dedi ve cıktı.
“Ulaşan nasıl ulaşıyor, ben nasıl geldim” gibi kolaycılığa kaçmadan her bir ferdin hakkını sonuna kadar düşünen değerli hocam, her daim aklımızdasın, kalbimizdesin.