TBMM Konuşmaları

Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim

Yazı Hakkında

Başlık:Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim
Kaynak:Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi
Tarih: 21 Şubat 1980, Perşembe

Yazı

Son olarak bir noktaya daha işaret etmeyi faydalı mülahaza ediyorum. Radyolara, konservatuvarlara girememekle birlikte, son yıllarda cemiyetimizde süratle yaygınlaşan bazı müzik gelişmelerine şahit oluyoruz. Dolmuşlarda bu tür müziğin rahatsızlığını çoğumuz duymuşuzdur genellikle. Umumiyetle arabesk nitelikteki bu gelişmeler seviyesiz ve musikimizden sapmalar olarak görünmektedir. Ancak bu olguyu ve süratle yayılma hadisesini Kültür Bakanlığımızın ciddi bir şekilde ele alması ve incelemesi gerekmektedir.

Nedir bu hadise, neyi temsil ediyor? Yahut neyi anlatmak istiyor ve bu gelişmeler karşısında ne yapılabilir?

Bakanlık bütçesinin hayra vesile olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Kösoğlu.

Sayın Kışlalı, siz 70 nci maddeye göre söz istediniz. «İslamı kovmuştur» cümlesini ben de sataşma olarak kabul ettiğim için size söz veriyorum.

Lütfen, ikinci bir sataşmaya meydan vermeyeceğinizden emin olmakla beraber, hatırlatmak isterim. (AP sıralarından «cevap mı» sesleri)

Cevap değildir efendim. Bir ithamı kaldırmadır bu.

AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Millet Meclisinin sayın üyeleri; bu, benim bu Mecliste hazır bulunduğum 3 ncü bütçe görüşmeleri. İlk ikisini Kültür Bakanı olarak, bu 3 ncüsünü de muhalefete mensup bir parlamenter olarak izliyorum.

Kültür Bakanlığı bütçesinin geçen yılki görüşmelerinde de dikkatimi çeken bir özellik, bütün temennilerime karşın bu görüşmelerde de devam etti. Diğer parti sözcüleri, bir kısmına katılmamakla birlikte, düşüncelerini bu Parlamentonun kutsallığına uygun bir ölçü içerisinde dile getirirken, geçen yılki ve daha önceki yılki geleneği, ne yazık ki Adalet Partisi Grubunun sayın sözcüsü bozmadı.

Eğer düşüncelerimizi hakaret ederek, en sivri biçimde ifade ettiğimizde daha haklı olacağımızı sanıyorsak, bunun büyük bir yanılgı olduğunu öyle sanıyorum ki, şu anda aranızda bulunan arkadaşlarımın çok büyük bir kısmı kabul eder.

Adalet Partisinin sayın sözcüsü doğru olmayan çok şey söyledi benim Kültür Bakanlığının başında bulunduğum 22 aylık dönemle ilgili olarak. Bunların hepsine elbette ki İçtüzüğün bana verdiği bu olanaktan yararlanırken yanıt vermem, bu zaman çerçevesi içerisinde sözkonusu değil.

3 noktaya, özellikle hakaretle ifade edilen 3 eleştiriye kısaca değinmek istiyorum.

Sayın sözcü, benim 22 aylık dönemde, İslamı Kültür Bakanlığından kovduğumu iddia edecek kadar, soğukkanlılıktan ve en azından – Böyle yumuşak kelimeler bulmaya çalışıyorum – hakkaniyetten uzaklaştı. Nasıl ki milliyetçilik bu çatı altındaki kimsenin tekelinde değilse, İslam da, dinsel inançlar da bu çatı altındaki kimsenin tekelinde değildir ve olamaz. Nasıl ki, milliyetçiliğin gereklerini 22 aylık Hükümetimiz döneminde Kültür Bakanlığı dahil en iyi biçimde yerine getirdiğimize inanıyorsak, bu ülkenin insanlarının çok büyük bir kısmının ve aynı zamanda benim de inancım olan İslamın, kültürel yanıyla ilgili olarak da gerekeni yaptığımız kanısındayım. Ama, biz, hiç bir zaman İslâmî ya da kutsal inançları bir sömürü aracı olarak kullanmayı düşünmedik ve hiç bir zaman Anayasanın çizdiği çerçevenin dışına ne bu alanda, ne başka alanda Bakanlık yayınlarının çıkmasına hoşgörüyle bakmadık.

Eğer Adalet Partisi Sayın Sözcüsünün kastettiği, şimdi okuyacağım bölümdeki düşünce ise, o düşünceyi ben Bakanlığımdan kovdum ve bunun başında bulunduğum Bakanlığın gerektirdiği bir görev olduğuna bugün de inanıyorum.

Şimdi o kovduğum düşüncenin ne olduğunu izinlerinizle bir örnekle gözlerinizin önüne sermeye çalışacağım. Düşünce özgürlüğü vardır; ama Anayasaya aykırı düşünce devlet eliyle yayılamaz. Nasıl ki, Atatürk’e devrimlere aykırı düşünce devlet eliyle yayınlanamayacağı gibi, onun da örnekleri var, zamanım olursa onu da okurum size…

ALİ AK (İçel) — Düşünceleriniz birbirine uymuyor.

AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eskiden bir şebeke halinde vatan sathına yayılmış şifahi kültür müesseselerini bugün tamamiyle kaybetmiş bulunuyoruz.

Mesela, yarım asır evveline kadar içtimai bünyenin birer canlı uzvu halinde yaşayan ve çalışan hücreler, birer küçük akademi vazifesini görmekte bubulunuyordu. Dergâhlar, zaviyeler hep halkın hizmetinde olan eğitim müesseseleriydi. Bu görüşün Kültür Bakanlığı eliyle yayılmasına bu Anayasa cevaz vermez arkadaşlar.

AGÂH OKTAY GÜNER (Konya) — Ama onlar tarihi bir gerçektir.

 

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: