TBMM Konuşmaları

Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim

Yazı Hakkında

Başlık:Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim
Kaynak:Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi
Tarih: 12 Şubat 1979, Pazartesi

Yazı

kuruluşlara devrine karşı olduk. Karşı olmamızın gerekçesi, Anayasamızın 141 ve 129 ncu maddeleri, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun amaç ve ilkeleridir, Bakanlığın kuruluş amacıdır. İdare hukukumuzun mitil birlik ve bütünlükle ilgili genel kuralları ve ilkeleridir.

Şimdi sözlerimi şu son cümle ile bağlamak istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü sayın arkadaşımın, parlamenter arkadaşımızın burada yaptıkları iddia çok büyüktür, büyük iddia, isnat ve suçtur. Sayın Başbakan, sanıyorum buralarda idiler; istirham ediyoruz, bu büyük suçlamayı ispat etmek için iktidara soruşturma açması yetkisini tanıyoruz.

Bizi adli veya icrai veya yasama organı içinde soruştursunlar, arasınlar, eğer sömürü düzenini savunucu, sömürü düzenini devam ettirici en ufak bir tutum ve davranışımızı görürlerse, biz parlamenterlikten istifa ederiz, utanır, özür dileriz. Ne yapacağınızı size bırakıyor, saygılar sunuyorum. (AP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Akyol.

Grupları adına yapılan görüşme bitmiştir.

Buyurun Sayın Bakan; süreniz 20 dakikadır efendim. (CHP sıralarından alkışlar.)

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;

Biraz önce bu kürsüden çok güzel bir konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü Sayın Mustafa Gazalcı’nın belirttiği gibi, çoğulcu bir demokraside yaşıyoruz ve çoğulcu bir demokrasinin gereği olarak da Adalet Partili arkadaşlarımla, muhalefet partilerine mensup arkadaşlarımla bizim görüşlerimiz arasında bazı farklılıklar olmasını doğal karşılıyoruz. Ancak bu farklılıklar, bu arkadaşlarımızın, bizim yaptıklarımızı eleştirirken ciddi bir araştırmaya bile gerek görmeden bazı suçlamaları buraya getirmelerini, öyle zannediyorum ki hoş göstermez. Zamanımın el verdiği ölçüde yöneltilen suçlamaları teker teker, somut delilleriyle, somut kanıtlarıyla yanıtlamaya çalışacağım.

Bazı suçlamaları geçen yıl bu kürsüye getirdiler. Kendilerine yanıt verdik. Bütçe Karma Komisyonuna getirdiler 1 saat 40 dakika yine yanıtladık, Senatoda da getirdiler yine yanıtladık; öyle anlaşılıyor ki aynı şeyleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanıyorlar, bu nedenle de her getirişlerinde zamanımın elverdiği ölçüde yanıtlamaya çalışacağım. Eğer bu suçlamaların bir kısmını bugün 20 dakika içerisinde yanıtlayamazsam öyle zannediyorum ki birkaç gün sonra gelecek olan bütçede aynı konuları yine getirecekler, gene bu konulara değinmek olanağım bulacağız.

MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Gel çizgiye, gel.

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın arkadaşlar, buraya bir sataşma nedeniyle çıkan bizden önceki Hükümetin Sayın Kültür Bakanı o sataşma sırasında, sataşmaya yanıt verirken bana sataştı. Bir noktada haklıdırlar. Arkadaşlarımız, sayın arkadaşımız Kültür Bakanlığı döneminde gerçekten de büyük bir hoşgörü içerisinde olmuşlardır. Milliyetçi Hareket Partili belediyelerden sahte «sınav kazandı» belgesiyle gelen arkadaşlarımıza memuriyet verirken son derece hoşgörülü davranmışlardır. Bir Bakanlık Müşaviri Ülkü Ocaklarında, Doğu Anadolu’da konferans vermek için kendisinden açıkça izin istediği zaman, bu konferansta ülkücülüğü övdüğü zaman gene son derece hoşgörülü davranmışlardır. Bizim hukuk devleti anlayışımız, bu hoşgörüyü göstermemize engel olmaktadır.

Arkadaşlar, hakkımda verilen Gensoru önergesinde şu cümle yer alıyor ; «Kültür Bakanının, çoğulcu demokrasi görüşünün Anayasamızca benimsendiğini yazarak Türk Milletini buna inandırmaya çalışması, milli kültürümüzü nereye götüreceğini veya götürmek istediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Yani çoğulcu demokrasimizin Anayasamızca benimsendiğini ben yazdığım ve söylediğim için, öyle anlaşılıyor ki büyük bir Anayasa suçu işlemişim. Sayın arkadaşımız veya bu önergeyi hazırlayan sayın arkadaşlarımız, öyle anlaşılıyor ki, çoğulcu demokrasiyi Marksizm, Leninizm, Komünizm vesaire zannediyorlar. Hiç korkmasınlar, çoğulcu demokrasi, hani bugün bizim sahip olduğumuz ve bize şu çatı altında bu düzeyde tartışma olanağı veren rejim vardır ya, işte bunun adıdır, çoğulcu demokrasi, yoksa bunun dışında farklı bir şey değildir. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar.) Eğer sayın arkadaşlarım bu sözlerimden kuşku duyarlarsa, bu çatı altında iki tane sayın Anayasa profesörü vardır; bir tanesi Sayın Muammer Aksoy, ötekisi Sayın Tu ran Güneş. Her ikisi de halen yürürlükte olan Anayasanın yapıcıları arasındadır, eğer onlara güvenleri yoksa (partili oldukları için) yanındaki Meclisin, Cumhuriyet Senatosunun iki kontenjan Senatörü de bu konuda kendilerine yardımcı olabilir, örneğin; Sayın Profesör Kübalı ve Sayın Profesör Onat, onlara da sorabilirler, merak etmesinler, onlara da inanmazlarsa, zahmet edip bir Anayasa kitabı karıştırırlarsa, bizim bugünkü rejimimizin, bu Anayasanın kabul ettiği rejimin, çoğulcu bir demokrasi olduğunu anlarlar. Çoğulcu demokrasi demek, toplumda çıkarları birbirinden farklı olan grupların varlığını, sınıfların varlığını doğal olarak değerlendiren ve bunlar arasında eşit koşullar altında bir mücadele sonunda bir dengenin oluşmasını bekleyen demokrasi demektir. Yani o farklı çıkarları temsil eden birden fazla siyasal partinin varlığını doğal olarak sayan demokrasi demektir. O demokrasiye dayanarak siz ve biz buradayız.

MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Seks filmleri sansüre tabi olacak mı, onu anlat. (AP sıralarından gürültüler)

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI

(Devamla) — Sayın arkadaşlarım, sabrederseniz hepsine geleceğim.

MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Böyle şeylerle mi millet kültüre sahip olacak?

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eğer sözümü kesmezseniz hepsine

geleceğim, hepsine geleceğim. (CHP sıralarından «Onlar anlayamazlar» sesleri)

MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Sansürü kaldıracağınızdan bahsediyorsunuz. Bunlar mı çoğulcu

demokrasinin gerekleri? (Gürültüler)

BAŞKAN — Sayın Bayraktar, rica ediyorum, müdahale etmeyin.

Buyurun efendim.

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlar, bu kürsüde konuşan muhalefet partisine mensup arkadaşlarım kuşku duymasınlar; bir şeyden kuşku duymasınlar; nasıl ki, gerçek milliyetçiliği, gerçek milliyetçiliğin gereklerini yerine getiriyorsak, Türk kültür kalıtının gereği gibi değerlendirilmesi için, Trük diline gereği gibi sahip çıkmak için de ne gerekiyorsa onu biz yapıyoruz ve yapacağız.

Başka bir ifade dikkatimi çekti, hakkımda hazırlanan önergede; milli kültür varlığını evrenselliğe dönüştürmek istiyormuşuz. Bir defa böyle şey olmaz. Bir defa böyle şey olmaz; yani bir ulusal kültür evrenselliğe dönüşmez. Olsa olsa ulusal bir kültür zenginleşerek evrensel kültüre değerlerin oluşmasına katkıda bulunur. Ve o zaman da eğer Türk kültürü bu düzeye ulaşırsa (ki, bir çok alanda ulaşmıştır, bunun örneklerini vermektedir) o zaman da sizin, bu ulusun bir parçası olarak bundan gurur duymanız gerekir, bundan kıvanç duymanız gerekir.

 

Arkadaşlar, bu önergenin ne kadar acele hazırlandığını gösteren çok ilginç bir örneği dün bu kürsüden konuşan sayın önerge sahibi, ki, aynı zamanda Adalet Partisi Grubunun sözcüsüydü. Okuduğu bir liste vardı, kendilerini dinlerken bir yanda kuşkuya kapıldım. Diyorlardı ki; «Buyurun 10 Şubat tarihli gazetede yayınlanan ilan, Devlet Tiyatroları bakın ne tür oyunlar oynatıyor.» Okudular, «Mona Lisa’nın Çalınışı» «Maskerade (1934)», «Güzel Kadınlar Gözdesi (Bel Ami)» vesaire… Hayretler içinde kaldım. Acaba ben bilmeden, acaba Devlet Tiyatroları ben farkına varmadan, benden gizli olarak birtakım oyunlar mı oynatıyorlar diye kendilerinden rica ettim, «şu gazeteyi bana yollar mısınız?» diye.

Arkadaşlarım, okuyorum. «Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü sunar:

Avusturya Büyükelçiliği ve Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi işbirliği ile toplu film gösterisi.» (CHP sıralarından gülüşmeler) Ee, arkadaşlarım, bundan sonra da, buna dayanarak gelip ona dayanarak gelip eleştirilerde bulunan başka bir muhalefet partisinin sayın sözcüsünü de dinledikten sonra, bu suçlamaların hâlâ ciddi olduğuna inanmakta zorluk çekersem beni hoş görsünler.

Gene bu Gensoru önergesini hazırlayan arkadaşlarımız Sayın Adalet Partisi Sözcüsü dediler ki: «Gitmiyorum artık tiyatroya, gitmiyorum. Artık bu bana hitap etmiyor. Onun için milli olmayan,» kendi deyimleriyle «ulusal olmayan yapıtlar sergiliyorlar» dediler.

MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Sayın Başkan, yanlışlık var; ya Sayın Bakan yanılıyorlar, ya ben yanlış anlıyorum. Burada, ilanda «Türkiye Cumhuriyeti Devlet Tiyatroları ilanı» diyor.

BAŞKAN — Sayın üye, sayın üye…

MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Bu ilanın altındakileri okudum ben.

BAŞKAN — Sayın üye, müdahale etmeyiniz.

Buyurun, siz devam edin Sayın Bakan.

KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın arkadaşlarım, 1977 – 1978 mevsiminde, yani bizim Hükümete gelmemizden önceki yönetime ait olan tiyatro mevsiminde, Devlet Tiyatrolarının oynadıkları 21 oyundan 11’i yabancıydı; yani yarıdan fazlası yabancıydı, yabancı yapıtların çevrilmesiyle ortaya çıkmıştı, 10 tanesi yerliydi.

Biz ise 1978 – 1979 tiyatro mevsiminde şu ana kadar sergilediğimiz 26 oyundan 14’ünün yerli olduğunu burada açıkça belirtebilecek durumdayız.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: