<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TBMM Konuşmaları arşivleri &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</title>
	<atom:link href="https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/tbmm-konusmalari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/tbmm-konusmalari/</link>
	<description>Dijital Arşivi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2020 22:26:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">167577252</site>	<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 1980 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7071</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 87.8191%; height: 51px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 10px;">
<td style="width: 17.0999%; height: 10px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="width: 154.614%; height: 10px;" width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim</td>
</tr>
<tr style="height: 17px;">
<td style="width: 17.0999%; height: 17px;">Kaynak:</td>
<td style="width: 154.614%; height: 17px;">Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr style="height: 24px;">
<td style="width: 17.0999%; height: 24px;">Tarih:</td>
<td style="width: 154.614%; height: 24px;"> 21 Şubat 1980, Perşembe</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Son olarak bir noktaya daha işaret etmeyi faydalı mülahaza ediyorum. Radyolara, konservatuvarlara girememekle birlikte, son yıllarda cemiyetimizde süratle yaygınlaşan bazı müzik gelişmelerine şahit oluyoruz. Dolmuşlarda bu tür müziğin rahatsızlığını çoğumuz duymuşuzdur genellikle. Umumiyetle arabesk nitelikteki bu gelişmeler seviyesiz ve musikimizden sapmalar olarak görünmektedir. Ancak bu olguyu ve süratle yayılma hadisesini Kültür Bakanlığımızın ciddi bir şekilde ele alması ve incelemesi gerekmektedir.</p>
<p>Nedir bu hadise, neyi temsil ediyor? Yahut neyi anlatmak istiyor ve bu gelişmeler karşısında ne yapılabilir?</p>
<p>Bakanlık bütçesinin hayra vesile olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Kösoğlu.</p>
<p>Sayın Kışlalı, siz 70 nci maddeye göre söz istediniz. «İslamı kovmuştur» cümlesini ben de sataşma olarak kabul ettiğim için size söz veriyorum.</p>
<p>Lütfen, ikinci bir sataşmaya meydan vermeyeceğinizden emin olmakla beraber, hatırlatmak isterim. (AP sıralarından «cevap mı» sesleri)</p>
<p>Cevap değildir efendim. Bir ithamı kaldırmadır bu.</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Millet Meclisinin sayın üyeleri; bu, benim bu Mecliste hazır bulunduğum 3 ncü bütçe görüşmeleri. İlk ikisini Kültür Bakanı olarak, bu 3 ncüsünü de muhalefete mensup bir parlamenter olarak izliyorum.</p>
<p>Kültür Bakanlığı bütçesinin geçen yılki görüşmelerinde de dikkatimi çeken bir özellik, bütün temennilerime karşın bu görüşmelerde de devam etti. Diğer parti sözcüleri, bir kısmına katılmamakla birlikte, düşüncelerini bu Parlamentonun kutsallığına uygun bir ölçü içerisinde dile getirirken, geçen yılki ve daha önceki yılki geleneği, ne yazık ki Adalet Partisi Grubunun sayın sözcüsü bozmadı.</p>
<p>Eğer düşüncelerimizi hakaret ederek, en sivri biçimde ifade ettiğimizde daha haklı olacağımızı sanıyorsak, bunun büyük bir yanılgı olduğunu öyle sanıyorum ki, şu anda aranızda bulunan arkadaşlarımın çok büyük bir kısmı kabul eder.</p>
<p>Adalet Partisinin sayın sözcüsü doğru olmayan çok şey söyledi benim Kültür Bakanlığının başında bulunduğum 22 aylık dönemle ilgili olarak. Bunların hepsine elbette ki İçtüzüğün bana verdiği bu olanaktan yararlanırken yanıt vermem, bu zaman çerçevesi içerisinde sözkonusu değil.</p>
<p>3 noktaya, özellikle hakaretle ifade edilen 3 eleştiriye kısaca değinmek istiyorum.</p>
<p>Sayın sözcü, benim 22 aylık dönemde, İslamı Kültür Bakanlığından kovduğumu iddia edecek kadar, soğukkanlılıktan ve en azından &#8211; Böyle yumuşak kelimeler bulmaya çalışıyorum – hakkaniyetten uzaklaştı. Nasıl ki milliyetçilik bu çatı altındaki kimsenin tekelinde değilse, İslam da, dinsel inançlar da bu çatı altındaki kimsenin tekelinde değildir ve olamaz. Nasıl ki, milliyetçiliğin gereklerini 22 aylık Hükümetimiz döneminde Kültür Bakanlığı dahil en iyi biçimde yerine getirdiğimize inanıyorsak, bu ülkenin insanlarının çok büyük bir kısmının ve aynı zamanda benim de inancım olan İslamın, kültürel yanıyla ilgili olarak da gerekeni yaptığımız kanısındayım. Ama, biz, hiç bir zaman İslâmî ya da kutsal inançları bir sömürü aracı olarak kullanmayı düşünmedik ve hiç bir zaman Anayasanın çizdiği çerçevenin dışına ne bu alanda, ne başka alanda Bakanlık yayınlarının çıkmasına hoşgörüyle bakmadık.</p>
<p>Eğer Adalet Partisi Sayın Sözcüsünün kastettiği, şimdi okuyacağım bölümdeki düşünce ise, o düşünceyi ben Bakanlığımdan kovdum ve bunun başında bulunduğum Bakanlığın gerektirdiği bir görev olduğuna bugün de inanıyorum.</p>
<p>Şimdi o kovduğum düşüncenin ne olduğunu izinlerinizle bir örnekle gözlerinizin önüne sermeye çalışacağım. Düşünce özgürlüğü vardır; ama Anayasaya aykırı düşünce devlet eliyle yayılamaz. Nasıl ki, Atatürk’e devrimlere aykırı düşünce devlet eliyle yayınlanamayacağı gibi, onun da örnekleri var, zamanım olursa onu da okurum size&#8230;</p>
<p>ALİ AK (İçel) — Düşünceleriniz birbirine uymuyor.</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eskiden bir şebeke halinde vatan sathına yayılmış şifahi kültür müesseselerini bugün tamamiyle kaybetmiş bulunuyoruz.</p>
<p>Mesela, yarım asır evveline kadar içtimai bünyenin birer canlı uzvu halinde yaşayan ve çalışan hücreler, birer küçük akademi vazifesini görmekte bubulunuyordu. Dergâhlar, zaviyeler hep halkın hizmetinde olan eğitim müesseseleriydi. Bu görüşün Kültür Bakanlığı eliyle yayılmasına bu Anayasa cevaz vermez arkadaşlar.</p>
<p>AGÂH OKTAY GÜNER (Konya) — Ama onlar tarihi bir gerçektir.</p>
<p>&nbsp;</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/sayfa-534/'>sayfa 534</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 14. Cilt 49. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-14-cilt-49-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7071</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 43. Cilt 56. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 1979 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7075</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 43. Cilt 56. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 43. Cilt 56. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 12 Nisan 1979, Perşembe</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>icap ettiği lüzumuna kani bulunuyorum ve bunu açıklıkla söylememekle beraber, bir ikaz sadedinde noktalamak icap ettiği kanaatim ve görevini ifa etmeye çalışıyorum.</p>
<p>Muhterem arkadaşlarım;</p>
<p>Bu konularda, zaman zaman dünya matbuatında da ve İslâm Aleminde de bazı haberler çıkmış, bazı girişimlerde bulunulmuş; fakat 1946’ların Türkiye Cumhuriyeti, o zamanlar yapılmış olan girişimlere fevkalade sert tepki göstermiştir. O zamanın gazetelerinde bunu görmek mümkündür. Sadece böylece ifade etmek istiyorum. 1946’ların Türkiye Cumhuriyetinin bu hususta göstermiş olduğu hassasiyeti bugünkü Hükümetin de göstermesi temennisiyle hepinize saygılarımı sunarım.</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkkür ederiz Sayın Yüce.</p>
<ol start="4">
<li>— Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı&#8217;nın mukaddes emanetler hakkında açıklaması.</li>
</ol>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir Milletvekilli) — Cevap vermek istiyorum Sayın Başkan.</p>
<p>BAŞKAN — Cevap vereceksiniz?..</p>
<p>Buyurun Sayın Bakan.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir Milletvekili) — Sayın Başkan, Cumhuriyet Senatosunun sayın üyeleri;</p>
<p>Birkaç gündür kamuoyunda, nereden kaynaklandığını bilemediğimiz yanlış bazı haberler ve o haberlere dayanan tamamen yanlış yorumlar yapılmaktadır. Bu nedenle, bu sabah da Kültür Bakanı olarak bu konuda yazılı bir açıklamayı basına vermiş bulunuyorum. Aynı konu, biraz Önce Cumhuriyet Senatosunun bir sayın üyesi tarafından da bu kürsüye getirildiği için, basına yaptığım açıklamayı burada da özetlemek isterim.</p>
<p>Bu yoldaki haberler tamamen hayal mahsulüdür, gerçekle en ufak bir ilgisi yoktur. Kutsal emanetlerin yurt dışına çıkarılması, sergilenmesi, hele rehin edilmesi hiç kimsenin, hiç bir sorumlunun hayalinden bile geçmemiştir.</p>
<p>Zaten bugün yürürlükte olan yasalarımızda, bırakın kutsal emanetler gibi bizim için özel önemi ve anlamı olan tarihsel maddelerin, onun dışında herhangi bir müzelik eski eserin yurt dışına çıkarılmasına bile bugünkü mevzuatımız olanak vermemektedir.</p>
<p>Bundan birkaç ay önce Bakanlar Kurulundan geçerek Meclislere sunulmuş olan bir yasa değişikliği önerisi vardır. O önerinin de bu konuyla hiç bir İlgisi yoktur. O öneri, Kültür Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının girişimiyle Bakanlar Kurulunun kararına bağlı olmak üzere, bazı eski eserlerin yurt dışında sergilenebilmesine olanak tanımak amacını gütmektedir.</p>
<p>Biliyorsunuz, son yıllarda birçok ülke, bütün dünyanın kendi kültürlerine ve kendi turistik değerlerine dikkatini çekebilmek için, müzelerindeki bazı önemli eşyayı başka ülkelerde sergilemek yoluna gitmişlerdir. Örneğin; Mısırlıların Tutankhamon hâzineleri bunun en açık bir örneğini oluşturmaktadır. Bu sergi Batı’nın biçok ülkesinde gerçekten de olağanüstü bir biçimde dikkatleri Mısır kültürü üzerine çekmiştir ve öyle zannediyorum ki, Mısır’ın turistik değerlerinin o ana kadar olduğundan da üstün bir düzeyde dikkati çekmesine olanak hazırlamıştır.</p>
<p>İşte bu amaçla böyle yerine konulamayacak eski eserler değil; yani kaybolduğu takdirde bir benzeri daha bulunamayacak tarihsel veya sanat değeri taşıyan eserler değil, benzerleri bulunabilen eserlerden oluşan bazı sergileri, gene Türk kültürünü yeterince tanıtabilmek amacıyla yurt dışına çıkarabilmek için hazırlanmıştır bu değişiklik tasarısı; ama bu değişiklik tasarısını hazırlayanların içerisinde olan bir kişi olarak söyleyeyim, kesinlikle bu tasarıyla kutsal emanetlerin yurt dışına çıkarılması düşünülmemiştir, örneğin neyi düşündük, size bir örnek vereyim:</p>
<p>Dünyanın en değerli minyatür koleksiyonlarından birisi Topkapı Sarayında bulunmaktadır. Örneğin; bu minyatür koleksiyonunun bir bölümünün bir sergi olarak gönderilmesini ve buna benzer bazı şeyleri düşündük ve bunun da hiçbir sakıncası olduğunu sanmıyorum. Tam tersine bizim kültürel değerlerimiz üzerine hak edilen bir ilginin yurt dışında da uyandırılabilmesine katkıda bulunacağına inanıyorum.</p>
<p>Bu açıklamayı yapma olanağını bana tanıyan Sayın Cumhuriyet Senatosu üyesine teşekkürlerimi sunarım.</p>
<p>Hepinizi saygı ile selamlarım.</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederiz Sayın Bakan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="5">
<li>— Sayın üyelerden bazılarına İzin verilmesine dair Başkanlık tezkeresi. (3/ 1633)</li>
</ol>
<p>BAŞKAN &#8212; Gündemimizin sunuşlar kısmına geçiyoruz efendim.</p>
<p>Genel Kurula</p>
<p>Aşağıda adları yazılı Cumhuriyet Senatosu üyelerinin hizalarında gösterilen müddetlerle izinli sayılmaları hususunun Genel Kurula arzı. Başkanlık Divanının 11. 4. 1979 tarihli toplantısında kararlaştırılmıştır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/sayfa-400/'>sayfa 400</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 43. Cilt 56. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-43-cilt-56-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7075</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 12. Cilt 102. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 1979 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7067</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 12. Cilt 102. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 12. Cilt 102. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 21 Şubat 1979, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri;</p>
<p>Milli Eğitim Komisyonundan başlayarak tüm komisyonlardan partilerüstü bir anlayış içerisinde geçerek Meclise kadar gelen Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Yasası Tasarısı, Meclisimizin desteği ile Cumhuriyet Senatosuna gitme aşamasına gelmiştir. Öyle sanıyorum ki, bu tasarı yasalaştığı zaman, Kültür Bakanlığı kendi işlevleri içerisindeki birçok alanlardaki görevlerini daha sağlıklı ve daha hızlı bir biçimde yerine getirebilme olanağını eline geçirecektir.</p>
<p>Bu olanağı bize tanıdığınız için, şükranlarımı ve saygılarımı sunarım. (Alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<p>Gündemin ilk sıralarına alınarak görüşülmesi Danışma Kurulunca oybirliği ile önerilen ve Genel Kurulun kabul ettiği tasarı ve tekliflerin görüşülmesi tamamlanmıştır.</p>
<p>Grup yetkilileri, Danışma Kurulunun yeni bir tasarı ve teklif listesinin hazırlanmasına olanak vermek için, birleşimin ertelenmesini istemektedirler.</p>
<p>Bu nedenle ve esasen çalışma süremiz de dolduğundan, 11/58 esas numaralı Gensoru önergesini görüşmek, 10/5 ve 10/19 esas numaralı Meclis Araştırması komisyonlarının raporları üzerindeki genel görüşmeyi yapmak ve diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 13 . 6 . 1979 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanılmak üzere birleşimi kapatıyorum.</p>
<p>Kapanma saati: 17.53</p>
<ol>
<li>— SORULAR VE CEVAPLAR</li>
<li>A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI</li>
<li>— Erzincan Milletvekili Timuçin Turan’ın, Erzincan &#8211; Kemaliye ilçesinin içme suyu ihtiyacına ilişkin sorusu ve Yerel Yönetim Bakanı Mahmut Özdemir’in yazılı cevabı. (7/531)</li>
</ol>
<p>13 . 4 . 1979</p>
<p>Millet Meclisi Başkanlığına</p>
<p>Aşağıdaki sorularımın Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ncı maddesi mucibince Yerel Yönetim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletinizi saygılarımla rica ederim.</p>
<p>Erzincan Milletvekili</p>
<p>Timuçin Turan</p>
<p>Soru :</p>
<ol>
<li>Erzincan İli Kemaliye ilçesinin İshakpaşa, Tapur, Kotan, Seydali ve Buluta mahalleleri ve Devlet Hastanesinin sıhhi ve temiz içme suyu yoktur. Belediye Başkanlığının müracaatı üzerine Bakanlığınızın 20 . 6 . 1978 gün ve 15697 sayılı onayları ile 100 000 TL. gönderilmesi kararlaştırılmış, ancak para takriben 6 ay sonra 22 . 12 . 1978 tarihinde bankaya gelmiş ve harcanabilmesi için Belediyeden sarf evrakı istenmiştir. Acil fondan gelen bu para ihtiyaca cevap vermekten uzak olup, hâlâ bankada durmaktadır. Bu ünitelerin sıhhi ve temiz içme suyuna kavuşabilmeleri için 2 milyon lira dolayında bir paraya ihtiyaç vardır. Bu problemin halli için ne yapmayı düşünüyorsunuz?</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li>Hükümet programında Doğu Anadolu’nun kalkınmasına her türlü önceliğin verilmesi yolunda laflar bulunduğuna göre, bu işin bitirilmesi için hemen acilen gerekli projeleri yaptırıp işi başlatma konusundaki düşünceniz nedir?</li>
<li>Bugüne kadarki icraatınız belediye başkanlarının mensup oldukları siyasi partilere göre tefrik olunmaları ve CHP li olmayan belediyelerin kendi kaderleri ile başbaşa bırakılmaları şeklinde tezahür etmiştir. Bu partizanlığın size ya da partinize bir şeyler kazandırdığını zannediyor musunuz? Kemaliye ilçesinin içmesuyu konusunda da aynı partizan tutumla mı hareket edeceksiniz?</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>TC</p>
<p>Yerel Yönetim Bakanlığı              1.6. 1979</p>
<p>Sayı: Dan &#8211; 79/800 &#8211; 174</p>
<p>Konu: Timuçin Turan’ın yazılı soru önergesi Hk.</p>
<p>Millet Meclisi Başkanlığına</p>
<p>(Genel Sekreterlik Kanunlar Müdürlüğü)</p>
<p>İlgi: a) 26. 4. 1979 gün ve Kanunlar Müdürlüğü sözlü 7/531-3339/19892 sayılı yazınız:</p>
<ol start="18">
<li>b) 18. 5. 1979 gün ve Kanunlar Müdürlüğü sözlü 7/531-3339/19892 sayılı yazınız:</li>
</ol>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/sayfa-654/'>sayfa 654</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 12. Cilt 102. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-12-cilt-102-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7067</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 10. Cilt 59. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 1979 14:49:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7100</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 10. Cilt 59. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 10. Cilt 59. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 21 Şubat 1979, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>ğerlere bağlı kalmaya çabalayan yöneticiler arasında bir kültür ikiliği yaratmıştır, daha çok.</p>
<p>Cumhuriyetten sonra bu yanlışların bittiğini söylemek de kanımca mümkün değildir. Bir dönemde bazı aydınlarımız, kültür köklerimizi dinsel motiflerden arındırarak, bulmak ve geliştirmek çabasına düşmüşler; bazı aydınlarımız, tümüyle Batının kalıplarını kültürümüze yerleştirmenin kendilerine göre uğraşını vermişler; her iki eğilimi de benimsemeyen bir başka kesimde ise, çok gerilere gidilerek, yalnızca eski saray kültürünün kalıpları içinde kültürümüzün çıkış yolları aranmaya çalışılmış.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, Osmanlı’yı çökerten, bir bakıma Tanzimatta ve Cumhuriyette, yöneticilerle halkın ortak duyuş ve etkilenişini engelleyen; daha önemlisi, sorunlarımıza aynı gözle bakmamızı engelleyen bu yanlışlar, yakınlara kadar da sürüp gelmiştir; hem, zararlarını yalnız kendine dokundurarak değil, tüm toplumumuza yaygınlaştırarak sürüp gelmiş; birbirini, «ilerici, gerici» diye suçlayarak sürüp gelmiştir.</p>
<p>Gerçekte, bu akımların, bu anlayışların hiçbirisi bana göre, ne ilericidir, ne gerici. Kültür değerlerimizi tümüyle Batılı yargılara vurmak yanlıştır, köklü bir yanlış; kültür köklerimizi İslam öncesi kaynaklara inerek aramaya kalkışmak yetersizdir, köklü bir yetersizlik; kültürümüzü, saray kalıplarıyla en üstün ölçülere varmış sanmak da tutarsızlıktır, köklü bir tutarsızlık.</p>
<p>İlericilik, toplumu var olan özdeğerlerinden yola çıkıp, daha üstün özdeğerlere ulaştırmaksa, eğer, bunların tümü ilerici değildir; belki ilkeldir, belki gericidir, belki tutucudur; ama ilerici değildir. Doğru olan, Anadolu toprağını ve Anadolu insanını, üzerinde yaşayan uygarlıklarla, devletlerle, çağlar boyu birbirini izleyen, birbirini etkileyen, birbirini geliştiren bir bütün olarak görmektedir. Böyle bir bakış, Asya’yı da kucaklar, dünyayı da değerli arkadaşlarım; böyle bir bakış, toprağımızın değerlerini başkalarına terk etmez; Etiler’den yola çıkar, Homer’i kucaklar, Hacıbektaş’ta, Yunus’ta konaklar; Diyojen’le Nasreddin’i kaynaştırır; alır Karacaoğlan’ın, Zihni’nin ezgilerini, Veysel’le, Ruhi Su ile çağdaşlaştırır.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, tarih köklerinden koparılmış bir halk hiçbir yere varamaz; açmazlardan, bunalımlardan, çıkmazlardan başka hiçbir yere varamaz. Tarih köklerinin en önemlisi de kültürdür. Öyle ise, kültürümüzü, tarihimizin, toprağımızın yarattığı tüm değerleri kapsayacak biçimde yepyeni boyutlarla yeni baştan değerlendirmeliyiz. Geleneklerinden, tarihinden kopmuş toplumların kültürü olmaz, olsa da gelişmez, Tarihsel, toplumsal değerlerimize ters, çarpık ekonomik zorlamaların, çarpık kapitalizmin toplumumuzda hangi çarpık kültür değerlerini yarattığını ve hangi gerçek kültür değerlerini yıkmaya zorladığını yaşadık, hep birlikte yaşadık ve halen yaşıyoruz.</p>
<p>YAHYA USLU (Manisa) — Çarpık sosyalizm; onu da söyle.</p>
<p>ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) — Öyle ise, batılı kalıplara kaskatı bağlı yöntemlerle, öykünmecilikle bir yere varamayacağımızı da; ulusal kalıplara kaskatı kendimizi hapsetmeye çalışarak, kültür emperyalizmine karşı aşılmaz bir duvar oluşturamayacağımızı da bilmeliyiz.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Günay, konuşmanızı toparlayın,</p>
<p>ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) — Toparlıyorum Sayın Başkanım.</p>
<p>Yapılması gereken şey değerli arkadaşlarım, bizim kültür geleneğimizi iyice özümleyerek, günümüzün Türk içlemini çağdaş estetik yöntemlerini kullanarak, o içleme uygun gelen bir biçimde yoğurup, geleneksel gelişme zincirine yeni bir halka diye eklemeye çalışmaktır. Böylelikle ancak, kültürümüzün ulusal boyutlarını aşıp, evrensel boyutlara ulaşması doğrultusunda yeni, özgün ve doğru adımlar atılabilecektir; böylelikle ancak, Türk kültürünü, kültür emperyalizmine karşı ezdirmeyen, ulusal bilincimizin dik başını hiçbir emperyalizme karşı eğdirmeyen sağlıklı yapıtlar sergilenebilecektir; yaratılabilecektir ve o yeni özgün, evrensel yapıtlarımızın temelinde, kendi tarih konaklarında kültür savaşçısı olan herkesin, Mevlana’dan Yunus’a, Dede Efendi’den Itri’ye, Fuzuli’den, Nef’i’den Fikret’e, Akif’ten Nazım’a kadar herkesin bir kürek harcı, temelde bir taşı bulunacaktır.</p>
<p>Kültür Bakanlığımızın ulusal, demokratik, halkçı ve barışçı çabalarını başarıyla sürdürmesini diler, hepinizi saygı ile selamlarım değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Günay.</p>
<p>Sayın Bakan, buyurunuz efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;</p>
<p>Bundan kısa bir süre önce bu kürsüden, hakkımda verilen bir Gensoru önergesi nedeniyle konuşmamı tamamlarken, zamanın tükendiğini görünce, nasıl olsa demiştim, bu iddiaları geçen yıldan beri her vesileyle bu kürsüye getiriyorsunuz, bütçe vesilesiyle yine getireceksiniz; ben de, şimdi yanıtlayamadıklarımı o zaman yanıtlama imkânını bulacağım.</p>
<p>Benden önce konuşan grup sözcülerinden ilk ikisini dinlerken bu tahminimde yanıldığım izlenimini edinmeye başlamıştım ki, Adalet Partisinin Sayın Grup Sözcüsü beni doğru çıkarmak için önemli bir çaba içine girdi.</p>
<p>Önce, gerek Milli Selâmet Partisinin, gerekse Milliyetçi Hareket Partisinin sözcülerine, bu Parlamentonun çatısına yakışır, özgürlükçü, çoğulcu demokrasi ilkelerine uygun bir üslup içinde konuştukları için teşekkür etmek isterim. Görüşlerine elbette ki, saygı duyarız, katılırız veya katılmayız; ama bu uygar davranışlarını da kutlamak, maalesef çok tersi örneklerle karşılaştığımız için, içimizden gelen bir istem olmaktadır.</p>
<p>Adalet Partisi Grubu adına konuşan sayın arkadaşımız, bir başka geleneği daha bozmadı: Geçen yıl da yine Adalet Partisi adına konuşan bir başka sayın arkadaşımız, benim zihniyetimi «çarpık» olarak nitelendirmek gereğini duymuştu. Arkadaşlar, çarpıklık ister istemez bir doğru çağrışımını yapar, benim zihniyetimi çarpık olarak nitelendiren bir arkadaş, demek istemektedir ki, «Benim düşündüğüm doğrudur. Bakanın yaptığı, benim düşündüğümle uymamaktadır; öyle ise o çarpıktır.» Tersi de elbette ki olasıdır; eğer bizim düşündüğümüz, bizim yaptığımız doğru ise, aynı mantıktan hareket ederseniz, kendi zihniyetleri çarpık olur.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, çoğulcu demokraside böyle bir mantığın bu kürsüye gelmiş olması gerçekten de talihsizdir, şanssız bir olaydır. İşte, kendinden farklı düşünenleri çeşitli biçimlerde karalamak, kendisi gibi düşünmeyenleri bir türlü hoşgörü ile karşılayamamak alışkanlığıdır ki, işte o mantıktır ki, bugün gençlerimizi hiç kimsenin, ulusun hiçbir bireyinin tasvip edemeyeceği bir ortam içine itmiştir.</p>
<p>Geçen yıl da belirtmiştim, hiç kimse, «Ben ressamım» demekle ressam olmaz; nasıl ki, «Ben ressamım» demekle ressam olunmazsa, ressam olmayan bir kişiye «Sen ressamsın» derseniz yine ressam olmaz. Bazı iddialarını her keresinde açıklıkla yanıtladığımız halde, bir kez daha buraya getirmek gereğini duymaları, beni hoş görsünler, biraz başka konu bulamamalarını gösterdiği için bana bir aczin ifadesiymiş gibi geliyor.</p>
<p>ALTAN TUNA (Çanakkale) — Cahilliklerine bağışlayın.</p>
<p>BAŞKAN — Konuşmayın lütfen, müdahale etmeyin.                                                        ’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Benim 20 yıldır söylediklerim, yazdıklarım ortadadır. Onların içerisinde neyi bulurlarsa, getirirler buraya, kelimesi kelimesine onları kabullenmek, savunmak görevimdir; ama, beni, bana ait olmayan düşüncelerle suçlamaya kalkmak, ne hak anlayışı ile, hukuk anlayışı ile, ne de ahlak anlayışı ile bağdaşır.</p>
<p>Arkadaşlar, eğer bizim bir yıldır izlediğimiz kültür siyasetini ulusal, demokratik, halkçı kültür siyasetini, Marksist, Leninist bir dönemeç olarak nitelendiriyorlarsa, iki olasılık vardır; ya Marksizmin, Leninizmin ne olduğunu bilmiyorlardır veya kötü niyetlidirler.</p>
<p>AHMET ÇOBANOĞLU (Konya) — Bilmiyorlar, bilmiyorlar.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Burada birçok konuları bir kez daha huzurunuza getirmek benim de hoşuma gitmiyor ama, çok ağır bir suçlama ile karşı karşıya kalınca, bu kürsüden ve bu Meclisin başka kürsülerinden yanıtladığımız suçlamalara bir kez daha değinmek zorunda kalıyoruz.</p>
<p>Arkadaşlar, sansür konusunda da aynı şey söz konusudur. Arkadaşlar ya bu konu ile ilgili bazı gerçekleri bilmemektedirler veya bile bile aynı şeyleri yinelemekte siyasal bir yarar görmektedirler.</p>
<p>Türkiye’de yürürlükte olan ceza yasaları değişmedikçe, siz hangi yasayı değiştirirseniz değiştirin, sinema yolu ile işlenen bir suçu ortadan kaldıramazsınız. Biz, bir ceza yasası değişikliği mi öneriyoruz; hayır, biz, sansürün, başka bir deyişle, ön denetimin kalkmasını öneriyoruz.</p>
<p>Arkadaşlar, iki türlü denetim vardır -arkadaşlarımız bunu getirdikçe, her keresinde yanıtlamak gereğini duyuyorum, umarım ki, sonunda kendileri de öğreneceklerdir bu denetimlerin ne olduğunu-birisi öndenetimdir, büroksanin aracılığı ile yerine getirilir, yani siyasal iktidara bağlı olan memurlar aracılığı ile yerine getirilir, hiçbir güvencesi olmayan kişiler aracılığı ile yerine getirilir, kendilerinin sansür dedikleri budur.</p>
<p>İkincisi, yargı denetimidir; anayasal güvenceye sahip olan kişiler eliyle yerine getirilir ve ceza yasaları o yolla uygulanılıp uygulanmadığı denetlenir.</p>
<p>Şimdi arkadaşlarım, yıllardır bu ülkede hükümet edenler, bugün «Ahlak elden gidiyor» diye feryat edenler, kendi zamanlarında oynanan filmleri bilmezmiş gibi, bizim bu konuda getirmek istediğimiz kısıtlamaları kamuoyuna başka türlü yansıtmak çabası içindedirler.</p>
<p>Ne öneriyoruz biz? Yasaları değiştirmek mi, yasaların suç olarak nitelendirdiği fiillerin sinema yolu ile işlenmesini serbest mi bırakmak istiyoruz? Hayır, bunu kendileri de biliyorlar. Ne yapmak istiyoruz? Siyasal iktidara, bağlı olan, güvenceleri bulunmayan memurların denetimini kaldırıp, yargı denetimini egemen kılmak istiyoruz. Ee, ne yapmak istiyoruz? Örneğin, önünden geçerken bir çoğumuzun haklı olarak utanç duyduğu o resimlerin, o afişlerin kaldırılmasını istiyoruz. Ne yapmak istiyoruz? Çocukların oralara girmesini önlemek istiyoruz. Ne yapmak istiyoruz? Bu tür filmlerin ancak belirli sinemalarda oynamasına olanak sağlamak, her hangi bir sinemanın oynatmasını engellemek istiyoruz ve üstelik, onu oynatan sinemaların çok ağır bir vergi yükü altına girmesini istiyoruz. Bu mudur geriye gidiş, bu mudur, sizin ahlak anlayışınıza göre, geriye gidiş? Yoksa, sizin uygulamalarınızı da düzeltmek için bir çaba mıdır?</p>
<p>Yanlışlıklar yalnız bu alanda değil, yanlışlıklar her alanda var. Diyorlar ki, «Kışlalı ve Kültür Bakanlığı bugünkü zihniyeti ile ulusal kültürü, evrensel kültüre çevirmek istemektedir.»</p>
<p>Arkadaşlar, gene söyledim; ulusal kültür, evrensel kültüre çevrilmez. Ulusal kültür, zenginleşerek,</p>
<p>evrensel kültürel değerlerin oluşmasında katkıda bulunabilir. Bunu yaptığımız zaman da &#8211; bir çok dalda ulaştık &#8211; buna ulaştığımız zaman da, bundan sizin gocunmanız değil; tersine, bu ulusun bir bireyi olarak kıvanç duymanız, gurur duymanız gerekir ve Türk kültürünü bugün uluslararası düzeyde temsil  eden, bir çok, kendi değerleriyle övündüğümüz yazarımızı, düşünürümüzü Kültür Bakanlığının çeşitli kurullarında yardımcı olarak kullanmak istediğimiz zaman, eğer gerçekten samimiyseniz, gerçekten de Türk kültürünün üst bir düzeye varmasını istiyorsanız ve gerçekten de ulusal bilince sahipseniz, bunda eleştirilecek değil, alkışlanacak bir yan bulursunuz.</p>
<p>Ben, hakkımda verilen Gensoruyu yanıtlarken, bu çoğulcu demokrasi tanımına değinmiştim. Zannetmiştim ki, arkadaşların dikkatsizliğinin eseri olarak çoğulcu demokrasiyle ilgili görüşlerim o Gensorunun önerge metnine girmiştir.</p>
<p>Arkadaşlar, bu benim tanımım değil. «Çoğulcu demokrasi» dediğimiz şey, yani içinde yaşadığımız şey, hiç kuşkuya kapılmayın, komünizm falan da değildir. Bugün Batı Avrupa ülkelerinde, örneğin İngiltere’de, Fransa’da, İtalya’da, Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan bir siyasal sistemdir; bizim Anayasamızın benimsediği sistem de budur. Benim yaptığım tanımsa &#8211; açarsınız Anayasa kitaplarını okursunuz; eğer, yine söyledim, yine tavsiye edeceğim acizane, isterseniz, bu yüce çatı altında bir çok Anayasa profesörümüz var, onlara da sorarsınız – benim yaptığım tanım, kendi tanımım değil, bilimsel bir tanımdır.</p>
<p>Gelelim kıyım konusuna: Sayın Elverdi’nin bir kitabının niçin kütüphanelerden toplattırıldığı sorusuyla karşılaştık.</p>
<p>Arkadaşlar, bizden önceki hükümetler zamanında bu kitap, Kütüphaneler Genel Müdürlüğüne önerilmiş. O zamanın, yani kendi hükümetlerinin Kütüphaneler Genel Müdürü bile bu kitabı almayı reddetmiş. Bunun üzerine, sırf o kitabı aldırtmak için &#8211; çünkü kitabı okursanız siz de görürsünüz, tamamen sivri bir siyasal görüşü benimsetmek ve bu görüşe ters düşen herkese hakaretler yağdırmak için yazılmış bir kitaptır &#8211; bu kitabı mutlaka aldırıp, çocuk kitaplıklarına kadar sokturmak için, hiç alışılmamış bir usulü öngörmüşler; ben, dosyalarda ikinci bir örneğine rastlamadım; Dış İlişkiler Dairesine aldırtmışlar bu kitabı. Kütüphaneler Genel Müdürlüğünün alması gereken kitabı, Genel Müdür reddettiği için, Dış İlişkiler Dairesinde aldırtmışlar, ondan sonra da çocuk kitaplıklarına kadar dağıtmışlar.</p>
<p>Arkadaşlar, bu bir soruşturma konusu olmuştur; sorumluları da sonuçlarına katlanacaklardır; ama, Sayın Elverdi’nin yazdığı kitapların benzerini, benim Bakanlığım zamanında &#8211; hangi görüşte olursa olsun kimse Kültür Bakanlığına sokamayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>Ulusal Kültür Dergimizi eleştirdiler; onun içerisinden hoşlarına gitmeyen cümleler verdiler. Eğer aynı dergiden başka makalelerin de başlıklarını okusalardı, ne kadar gerçekleri yansıtmaktan uzak bir tutum içinde olduklarını bir kez daha belgelemiş olurlardı.</p>
<p>Birkaç başlık okuyorum :</p>
<p>İslam&#8217;da Trajedya Kahramanı ve Trajedya Örnekleri; Kitabül İlmin Nafi, İbni Haldun ve Asabiyet; Namık Kemal ve Türk Romanının Doğuşu; Tevfik Fikret’in İlk Şiirleri; Türk Köyü&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, hiç zorlamayın, yayınlarımız ortadadır, yaptıklarımız ortadadır. Bizim yayınlarımız ve yaptıklarımız, gerçek ulusallığa inanan, gerçek Türk kültürünün bilincinde olan herkesin alkışlayacağı, alkışlaması gereken yayınlardır. Siyasal gözlüklerinizi attığınız zaman, o yayınların çoğunu sizin de alkışlayacağınız inancındayım.</p>
<p>«Kıyım» dediler; önce kitapla oldu, sonra da çok değerli bazı kişilerin cezalandırılması şeklinde oldu.</p>
<p>Gene geçen gün bu Mecliste bu kürsüden belirtmiştim, bir kez daha belirtiyorum; her getirdiğiniz zaman da belirteceğim; sizin gösterdiğiniz bazı hoşgörüleri biz gösteremeyiz. Milliyetçi Hareket Partisinin yönetimindeki Kırıkkale Belediyesinden sahte «sınav kazandı» belgeleriyle gelenlere, oluk oluk gelenlere kapılarınızı açarken hoşgörü gösterdiniz; bir bakanlık müşaviri, Doğu Anadoluda, Ülkü Ocaklarında, ülkücülüğü öven konuşmalar yapmak için sizden izin istediği zaman, ona resmen izin verdiniz, sonradan da, onun konuşma metinlerini hoşgörüyle karşıladınız. Biz, bu hoşgörüleri gösteremeyiz. Bu hoşgörüler benim anlayışıma göre, bir hukuk devleti içerisinde hiçbir bakanın göstermemesi gereken hoşgörülerdir; elbette ki, onların gereğini de yaptım. Eğer, bu, kıyımsa, bunun suçunu da kabulleniyorum.</p>
<p>Yatırımlardan da söz etti arkadaşlarımız; dediler ki, «Bizim zamanımızda 21 yerde kültür merkezi planlanmıştı, siz bunu 12’ye indirdiniz» ve sonradan da dediler, «bunu bir bölgecilik anlayışı içerisinde yaptınız.»</p>
<p>Gurur duyarım arkadaşlar, 12 kültür merkezinin 11’i Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yapılmaktadır ve bu yıl bitecektir; bizim zamanımızda temelleri atıldı. Neden 21 tane 12’ye indi? İzninizle onu da söyleyeyim. Çünkü, arkadaşlarımız, daha arsasını bulmadan, o hükümetlerin bilinen ciddiyeti içerisinde, daha arsaları bile belli olmayan hayali birtakım kültür merkezlerini, kâğıt üzerine sıralamışlardı. Devlet Planlama Teşkilatı, haklı olarak, bunlara kendilerinin gösterdiği hoşgörüyü gösteremediği için, biliyoruz bazı konularda bizden çok daha hoşgörü sahipleridir kendileri, biz onları maalesef gerçekleştirmek olanağını bulamadık.</p>
<p>Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı olayını Bütçe Plan Karma Komisyonunda ve Senatoda açıklamaya çalışmıştım; bir kez daha açıklamakta yarar var.</p>
<p>Arkadaşlar, Türk musikisinin gelişmesini biz de canı gönülden istiyoruz ve kuşku duymasınlar, orada 22 öğretmenin sözleşmesinin feshedilmesinin, bu kuruluşu daha iyi bir düzeye getirmenin ötesinde hiçbir amacı yoktur.</p>
<p>Çok kısaca sıralayayım: 400 kadar öğrencisi vardır bu kuruluşun; 96 tane öğretim üyesi vardır, 4 kişiye bir öğretim üyesi. Sözleşmenin bir maddesi, bu kuruluşta görev yapan öğretim üyelerinin en az haftada 12 saat ders yükü yüklenmelerini zorunlu kılmaktadır; ama o kadar çok öğretim üyesi vardır ki, kimisine 2 saat, kimisine 3 saat, kimisine 4 saat vermiştir sözleşme hükmüne karşın.</p>
<p>Gene sözleşme hükmü, sözleşmeli olarak çalışan öğretim görevlilerinin, başka hiçbir yerde, hangi nedenle olursa olsun, ücretli olarak çalışmalarını engellemektedir; ama ona rağmen, soruşturma raporları da ortada, o öğretim görevlilerinin önemli bir kısmı, izinsiz olarak başka yerlerde ayrıca ücretle çalışmaktadırlar.</p>
<p>Bir soruşturma ortaya koymuştur ki, başta o kurumun başkanı olmak üzere, yüzlerce saat derse girmeyen öğretim görevlileri vardır, öğretmenler vardır. Bizzat, Kurumun Başkanı olan arkadaşımız, 1978 yılı içerisinde 102 saat derse girmemiştir; aylarca derse girmeyenler vardır; haklarında hiçbir işlem yapılmamıştır.</p>
<p>Arkadaşlar, bir kurum oluşturmuşsunuz 4 yıl önce, daha o kurumun 4 ncü yılında bir müfredat programı yoktur. İzin verin arkadaşlarım, bunun sorumluluğunu yüklenmiş bir insan olarak ben ve benimle beraber sorumluluğu paylaşan arkadaşlar, bu kurumun bu şekliyle işlevini yerine getiremeyeceğine inandığımız zaman, elbette ki, gereğini yapacaktık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir müjde olarak vereyim, Kurumun başına, Türkiye’de müzik alanında değerini herkesin kabul ettiği bir arkadaşımızı getirdik, yakında göreve başlıyor: Profesör Doktor Gültekin Oransay. Oransay’ın eliyle o kurum, amacına uygun olarak yeniden düzenlenecektir.</p>
<p>Arkadaşlar, bir öğretim görevlisi, kadrolu göreve alınıyor, 9 ay sonra kendi isteğiyle emekli oluyor, emekli olduğunun ertesi günü haftada 2 saat ders karşılığı 11 liraya kendisiyle sözleşme yapılıyor. Bu insaf mıdır arkadaşlarım? Bu demek değildir ki, bu 22 arkadaşımız çok değerli değildir, kendilerinden yararlanılamaz. Yararlanılabilir; ama sözleşmeli olarak değil de, belki kendilerinden saat başı ücretle yararlanılacaktır.</p>
<p>Din konusunda da geçen yıl bu kürsüde söylediklerimi Yüce Meclisin sayın üyeleri anımsayacaklardır; demiştim ki : «Dine istismar amacıyla değil, siyasal amaçla değil; ama Türk kültürünün belirli bir parçası olduğuna inanan bir kişi olarak nasıl yaklaşacağımızı 1 yıl içerisinde göreceksiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İslam felsefesi ile ilgili, İslam düşüncesiyle ilgili yazılar, bu kendilerinin beğenmediği Ulusal Kültür Dergisinde yer almaktadır; İslam felsefesini, İslam düşüncesini yeterince açıklayan başka yayınlarımız arka arkaya gelecektir. Örneğin, Türkiye’de, «İslam Gerçeği» adlı bir filmin çevrilmesi için, bir belgesel filmin çevrilmesi için hazırlıklar yapılmaktadır ve benden önceki Sayın Bakan hoşgörsünler, o Türk İslam Eserleri Müzesini o perişan halinden kurtarmak da bize nasip olmuştur. Ben bunu söylediğim zaman alındılar. Ben şöyle demiştim, gayet iyi anımsıyorum, «İki olasılık var; ya gittiler Bakanlıkları döneminde o müzeyi görmediler. O zaman, İslam kültürüne önem veriyoruz derken samimi değiller veya gidip gördüler; gördükleri halde o perişan duruma göz yumdular. O takdirde daha da ağır bir suçlama kendilerini bekliyor» demiştim. Çıkıp dediler ki, Bütçe Karma Komisyonunda, «İşte gazete haberleri. Ben gittim gezdim.» Memnun oldum. «O perişan durumu ben de gördüm, talimat da verdim. Duvarlardan sular sızıyor, çok değerli parçalar tahrip oluyor» dediler. Sayın Bakanın sözünü elbette ki, güvenilecek bir ifade olarak aldığım için, Bakanlığa döner dönmez ilgili dosyayı buldurdum. Dosyada, Sayın Bakan zamanında verilmiş bu konuda en ufak bir talimatın, ne de bir ödentinin bulunmadığı apaçık ortadaydı.</p>
<p>Sayın Aksay, çok tutarlı bir biçimde kendi partilerinin görüşlerini dile getirirken, «Bugünkü şiddet ortamının nedeni, yanlış bir kültür siyasetidir» dediler; geçen yıl da zaten, bu Mecliste hakkımda verilen bir Genel Görüşme önergesinde aynı suçlama vardı; bugünkü şiddet ortamına gençlerin itilmiş olmasını kültür siyasetinin yanlışlığıyla yorumlayan bir suçlama vardı.</p>
<p>«Doğru mu yanlış mı?» tartışmıyorum. Eğer, dediğiniz doğruysa &#8211; ki, dediğim gibi, aynı suçlamayı Adalet Partisi mensubu arkadaşlar da yapmışlardı, eğer dediğiniz doğruysa &#8211; o takdirde onun sorumlusu bu Hükümet olamaz. O takdirde onun sorumlusu, son 10 &#8211; 15 yılda Türkiye’nin kaderine hâkim olan hükümetlerdir ve onların kültür siyasetine yön veren sorumlularıdır.</p>
<p>Arkadaşlar, Sayın Aksay’ın dil konusundaki görüşlerine önemli bir ölçüde katılırım. «Dildeki evrim doğaldır» dediler, belki başka sözcüklerle ifade ettiler ama, savundukları düşünce buydu ve tamamen katılırım; «ama, bugünkü kuşakları geçmişten koparmanın bir aracı olmamalı bu, geçmişi anlamamanın bir aracı olarak kullanılmamalı» dediler.</p>
<p>Doğrudur arkadaşlar, doğrudur; ama o doğrultuda yıllardır siyasetlerini yürütmüş olan hükümetler, aslında bu doğruyu iyi anladıklarını, iyi uyguladıklarını gösteren bir tutum içinde görülmediler.</p>
<p>Şimdi çıkıp da, «eşgüdümü, dışalımı, dışsatımı nereden çıkarıyorsunuz?» diyenler, herhalde dışalım karşılığında kullanılan ithalatı, dışsatım karşılığında kullanılan ihracatı veya eşgüdüm karşılığında, kullanılan koordinasyonu Anadolu halkının anladığını zannetmektedirler.</p>
<p>Arkadaşlar, halkın dili değişmedi yıllar boyunca; çok az değişti. 700 yıl önce söyleyen ozanlarımızı, bugün gayet iyi anlıyoruz; ama bundan 40 yıl önce yazılmış bazı kitapları, ama örneğin 1876 Anayasasının, bu Devletin dilinin ne olduğunu belirten hükümlerini birçoklarımız bile anlayamıyoruz. Demek ki, halkın dilinde bir istikrar var, bir kararlılık var; ama bugün belirli bir dil anlayışını savunanlar, halkın dilini değil, aslında bir sınıfın dilini savunmaktadırlar; bir egemen sınıfın, halktan kopuk, halkın anlamadığı dilini savunmaktadırlar ve bunu savunurken de, bunu milliyetçilik adına yaptıklarını zannetmektedirler. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>ZEKİ EFEOĞLU (İzmir) — Dilde egemen sınıf olmaz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Egemen sınıf, ekonomik bir gerçektir; o sınıfın ideolojisi, toplumsal yaşamın her kesimine yansır; dil de onun bir parçasıdır.</p>
<p>ZEKİ EFEOĞLU (İzmir) — Hayır, yanlış.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlar, Sayın Adalet Partisi Sözcüsü hariç, birçok Adalet Partili arkadaşımın da katılacağını sanıyorum, Türk kültür mirasına, Türk kültür kalıtına nasıl sahip çıkmak gerektiğini, biz bir yıldır önemli ölçüde gösterdik ve göstereceğiz. Arkadaşlar, yalnız, burada, «Türk kültürü» derken, bunu hangi kökenlere dayanarak açıkladığımız önem kazanıyor. Sağcılar, Türk kültürünü yalnız tarihsel, kökenlere dayandırmaktadırlar; bazı solcular ise -benden önce konuşan sayın arkadaşım da birçok yanlışları çok iyi ortaya koydu, bazı solcular ise &#8211; Türk kültürünü sadece coğrafi kökenlere dayandırarak açıklamak çabasındadırlar.</p>
<p>İkisi de yanlıştır; Türk kültürü, tarihsel ve coğrafi kökenlerin ürünü olan bir sentezdir; bunu biz bu biçimde anlıyoruz, bu biçimde uyguluyoruz ve bunun da en doğru, en gerçekçi bir anlayış olduğuna inanıyoruz. Eğer bugün Türk kültüründe, Türk kültürünün belirli alanlarında belirli bir yozlaşma varsa, bu &#8211; yine beni hoşgörsünler &#8211; bütün isteklerine rağmen dayandıkları toplumsal sınıfların, dayandıkları egemen kesimlerin çıkarlarının uluslararası düzeyde bütünleşmesinin bir sonucu olarak, onun bir sonucu olarak ortaya çıkan bir yozlaşmadır. Batının kötü bir kopyası &#8211; Sayın Milli Selâmet Partisi sözcüsü de her halde katılacaklardır &#8211; olan bir kültür yozlaşması böylece başlamıştır. Halk kültüründen kopmadığınız zaman, böyle bir yozlaşmadan korkmaya hiçbir neden yoktur arkadaşlar. Şunu da söyleyeyim; bir kültür emperyalizmi, ancak beraberinde ekonomik bir emperyalizm olduğu zaman söz konusudur.  Onun içindir ki, bir Arap kültürü, bir Acem kültürü emperyalist bir etkinlikle bizim kültürümüze karışmamıştır; tam tersine, Osmanlı İmparatorluğunun egemen olduğu bir dönemde karışmıştır. Bu, bir kültürel etkileşimdir; bu ayrı bir konu; bu, bir kültür emperyalizmi değildir; ama öte taraftan çıkarları uluslararası düzeyde bütünleşen bir sınıfın aracılığı ile Türk kültüründe, Türk kültürünün belirli bir kesiminde bir yozlaşma olmuştur; bu bir toplumsal gerçektir.</p>
<p>Arkadaşlar, böyle bir kültür yozlaşmasını, kötü bir Batı kültürü kopyacılığını, çağdaşlaşma olarak anlamaya da olanak yoktur. Çağdaşlaşma, kronolojik bir olay değildir; çağdaşlaşma, coğrafi bir olay olarak da ele alınamaz. Çağdaşlaşmayı siz, belirli bir tarih anlayışının ürünü olarak değerlendirmek zorundasınız. Eğer, tarih, geçmişi bugünün hizmetine almanın aracı olarak kullanılamıyorsa, o tarih tarih değildir, bir masaldır. İşte, bizim kültür anlayışımız, böyle bir tarih anlayışının da ürünüdür arkadaşlar.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, lütfen toparlayınız efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Toparlıyorum Sayın Başkan.</p>
<p>Bizim kültür siyasetimiz, geçmişi, başka bir deyişle, kültür kalıtımımızı, bugünü daha iyi anlamak, bugünü daha iyi değerlendirmek ve geleceği kurmak için bir araç olarak kabul eder.</p>
<p>Son bir noktaya değinerek sözlerime son vermek istiyorum.</p>
<p>Arkadaşlar, Osmanlı İmparatorluğunun belirli bir süreç içerisinde yıkılması, belki tarihsel bir determinizmin sonucuydu, belki bir zorunluluktu; ama, ne acıdır ki, terk edilen ülkelerde bugün Türk kültürünün izleri hemen hemen kalmamıştır; bu, bir tarihsel zorunluluk değildi arkadaşlar. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması belki bir tarihsel zorunluluktu; ama, terk edilen ülkelerde Türk kültürünün izlerinin kaybolması, milliyetçilik anlayışıyla hükümet eden birçok siyaset adamlarımızın ve onların dayandığı toplumsal güçlerin bir hatasıdır. Yıllar boyu, «Şimdi, Kültür Bakanlığında kendilerinden yararlanıyorum» diye «Çeşitli kurullarda onlardan görev bekliyorum» diye beni eleştirdikleri, Türk kültürünü uluslararası düzeyde tanıtmış, yapıtları 10-15 dile çevrilmiş olan kişilerin bu ülkelere gitmesini engelleyen bir zihniyet içinde oldukları içindir ki, bugün bu sonuçla karşılaşıyoruz. Daha açık söyleyeyim, yıllarca sanatçımızı, yıllarca düşünürümüzü bu ülkelere yollamamak için, Batının etkisiyle, belirli dış etkilerle gereken çabayı göstermişlerdir ve âdeta isteyerek, zamanla bizden kopmuş olan, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışıyla bizden kopmuş olan bu ülkelerde Türk kültürünün etkisinin silinmesine katkıda bulunmuşlardır.</p>
<p>Merak etmesinler, biz onların geçmişte yaptıkları hataları da zamanla düzeltmek azmindeyiz. Bunu gerçekleştirdikçe, öyle zannediyorum ki, birçoğu samimi olan Adalet Partili arkadaşlarım da, Milli Selâmet Partili arkadaşlarım da bundan gurur duyacaklardır, bundan memnuniyet duyacaklardır.</p>
<p>Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<p>ALİ ELVERDİ (Bursa) — Sorudan evvel başka bir dileğim var efendim.</p>
<p>BAŞKAN — Peki efendim; yalnız, önce soruları tespit edelim.</p>
<p>Soru sormak isteyen arkadaşlarımı okuyorum: Sayın Eşrefoğlu, Sayın Ak, Sayın Çatalbaş.</p>
<p>Soru sorma işlemi bitmiştir.</p>
<p>Sayın Elverdi, buyurun; herhalde bir şey arz etmek istiyordunuz.</p>
<p>ALİ ELVERDİ (Bursa) — Bakan, benim kitabım hakkında ve benden bahsettiler; bir tavzihte bulunacağım Sayın Başkan.</p>
<p>BAŞKAN — Bütçe müzakerelerinde esasında böyle bir usul ittihaz edilmemiştir Sayın Elverdi.</p>
<p>ALİ ELVERDİ (Bursa) — Yanlış anlaşılan bir husus var efendim.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Elverdi, lütfen yerinizden izah edin.</p>
<p>ALİ ELVERDİ (Bursa) — Önce, bu kitap, benim bir kitabım olarak basılmış ve kâr için satılmış bir kitap değildir; bunu arz ediyorum; benim bir konferansımdır. Sakarya’da verilirken teyp konmuştur, sesim teybe alınmış, bilahara tape edilmiş, kitap haline getirerek satmışlardır. Kitabın yalnız sözleri benimdir, ne hamuruyla, ne maddi hiçbir hususuyla hiçbir alakam yoktur.</p>
<p>İkinci husus: Bakan, bu kitapta bazı sivri görüşler olduğunu ileri sürdüler.</p>
<p>Bu kitap, bir görüş ve fikir kitabından ziyade, sadece Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu ortamı, nereden geldiğini, bu ortamın sebeplerinin ne olduğunu, 1919’lardan bugüne kadar gelmiş geçmiş komünist örgütleri, bu örgütlerin liderlerini, bunların neler yaptığını &#8211; ve bunların hepsi de hüküm giymiş kişilerdir &#8211; yani bazı kimselere sataşılmış gibi bir durum yoktur. Bu kitaptan 500 000’den fazla basılmış ve okunmuştur, bir tek tekzip de gelmemiştir; bunu arz ederim.</p>
<p>Yalnız, Sayın Bakanın bu kitabı okumadığı kanaatindeyim, tavsiye ederim okusunlar, bugünkü anarşinin ve yapılan terörizmin ülkeye nereden geldiğini öğrenmiş olurlar.</p>
<p>İBRAHİM AKDOĞAN (Kocaeli) — Sayın Başkan, ne biçim tavzih bu? Olmaz böyle şey.</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Elverdi. Tavzihtir efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın Başkanım, izin verirseniz, örneğin bu kitapta, bugünün Sayın Başbakanı hakkında çok ağır suçlamalar, ağır ifadeler vardır.</p>
<p>BAŞKAN — Buyurun Sayın Eşrefoğlu.</p>
<p>MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Sayın Başkanım, Sayın Bakandan soracağım soruların cevaplandırılmasını rica ediyorum.</p>
<ol>
<li>«Atatürk döneminin daha çok, özelliklerini savunma olanağı yoktur. Atatürk, çoğulcu demokrasiden taraf değildi. Atatürk’ün demokrasi tecrübeleri bir uydurukçadır» diyen, Atatürk düşmanı, Ordu düşmanı Mete Tuncay halen Kültür Bakanlığındaki görevini sürdürecek mi Sayın Bakanım?</li>
<li>Moskova Havaalanında beklenen sanatçı kimdir? Niçin beklenmiştir? Neden, zamanında oraya ulaşamamıştır? Sayın Bakanın bundan haberi var mı?</li>
<li>«İnsan insan» adlı balenin galasında Sayın eski Dışişleri Bakanı Haşan Esat Işık’ı rahatsız eden durum nedir?</li>
</ol>
<p>«Sıkıyönetim yardımıyla sükûnet zor sağlanmış» denilmektedir; Sayın Bakanın yakınının dergisinde bu yazıyor. Neden, burada, sükûneti sağlanamamıştır?</p>
<p>MİT Müsteşarını rahatsız eden durum nedir?</p>
<ol start="4">
<li>Türk kültürü, milli kültür &#8211; Cumhuriyet Halk Partililerin dediğiyle de söyleyelim &#8211; ulusal kültür sadece Türkiye’de yaşayan bugünkü 40 &#8211; 45 milyonun kültürü değildir. Yeryüzünde 80 devlet, 17 imparatorluk kuran, 4 bin yıllık maziye sahip olan muasır medeniyetler yaratan o koskoca büyük milletimizin kültürüdür.</li>
</ol>
<p>Bu kültür sadece, Türkiye’de yaşayan Türklere hizmet midir, yoksa Türkiye sınırları dışında da yaşayan milletimizin, yani soydaşlarımızın da bu kültürden istifade etmeleri mümkün müdür? Biliyorsunuz Ankara’da, Fransız kültürü, Fransız Kültür Merkezi, Amerikan Kültür Merkezi vardır; demek ki, onlar Fransız, Amerikan kültürüne hizmet etmektedir. Ancak, bizim Sayın Kültür Bakanımız ve Bakanlık teşkilatı, Devletimizin, vatanımızın dışında yaşayan Türklere de kültür bakımından hizmet etmeyi düşünüyorlar mı?</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Eşrefoğlu.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, bazı sorular var ki, kültürle ilişkisini anlayamadım ve örneğin sıkıyönetim ve MİT’in kültürle ilişkisi nedir? Onu kavramakta çok zorluk çekiyorum; onun için yanıtlayamayacağım.</p>
<p>Son soruyu yanıtlayıp, öbürlerine yazılı yanıt vereceğim.</p>
<p>Sayın Eşrefoğlu hiç kuşku duymasınlar, biraz önceki konuşmamın içerisinde de, o anlama gelecek çok açık ifadeler vardı, eğer dikkatle dinledilerse.</p>
<p>Biz Türk kültürünün yalnız soydaşlarımızın bulunduğu başka ülkelerde de değil, zaman içerisinde yüzyıllar boyunca Türk kültürüyle alışveriş içerisinde bulunmuş ülkelere de etkin biçimde götürmenin hazırlıkları içindeyiz ve bunun geçmişte yapılmamış olmasını, biraz önce de değindiğim gibi, büyük bir eksiklik olarak kabul ediyoruz.</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<p>Sayın Ak, buyurun efendim.</p>
<p>ALİ AK (İçel) — Sayın Başkanım aşağıdaki suallerimin Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygıyla arz ederim.</p>
<p>SAMİ GÖKMEN (Muğla) — «Yanıtlanmasını» diyeceksiniz.</p>
<p>BAŞKAN — Buyurun, devam edin efendim.</p>
<p>Lütfen müdahale etmeyin.</p>
<p>ALİ AK (İçel) — Sayın Kültür Bakanı Kışlalı’nın basında çıkan beyanlarından, milliyetçi olduğunu söylediğini görüyoruz. Halbuki:</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_1/'>Cilt3.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_2/'>Cilt3.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_3/'>Cilt3.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_4/'>Cilt3.pdf_Sayfa_4</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_5/'>Cilt3.pdf_Sayfa_5</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_6/'>Cilt3.pdf_Sayfa_6</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/cilt3-pdf_sayfa_7/'>Cilt3.pdf_Sayfa_7</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 10. Cilt 59. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-10-cilt-59-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7100</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 1979 15:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7062</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 12 Şubat 1979, Pazartesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>kuruluşlara devrine karşı olduk. Karşı olmamızın gerekçesi, Anayasamızın 141 ve 129 ncu maddeleri, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun amaç ve ilkeleridir, Bakanlığın kuruluş amacıdır. İdare hukukumuzun mitil birlik ve bütünlükle ilgili genel kuralları ve ilkeleridir.</p>
<p>Şimdi sözlerimi şu son cümle ile bağlamak istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü sayın arkadaşımın, parlamenter arkadaşımızın burada yaptıkları iddia çok büyüktür, büyük iddia, isnat ve suçtur. Sayın Başbakan, sanıyorum buralarda idiler; istirham ediyoruz, bu büyük suçlamayı ispat etmek için iktidara soruşturma açması yetkisini tanıyoruz.</p>
<p>Bizi adli veya icrai veya yasama organı içinde soruştursunlar, arasınlar, eğer sömürü düzenini savunucu, sömürü düzenini devam ettirici en ufak bir tutum ve davranışımızı görürlerse, biz parlamenterlikten istifa ederiz, utanır, özür dileriz. Ne yapacağınızı size bırakıyor, saygılar sunuyorum. (AP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Akyol.</p>
<p>Grupları adına yapılan görüşme bitmiştir.</p>
<p>Buyurun Sayın Bakan; süreniz 20 dakikadır efendim. (CHP sıralarından alkışlar.)</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;</p>
<p>Biraz önce bu kürsüden çok güzel bir konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü Sayın Mustafa Gazalcı’nın belirttiği gibi, çoğulcu bir demokraside yaşıyoruz ve çoğulcu bir demokrasinin gereği olarak da Adalet Partili arkadaşlarımla, muhalefet partilerine mensup arkadaşlarımla bizim görüşlerimiz arasında bazı farklılıklar olmasını doğal karşılıyoruz. Ancak bu farklılıklar, bu arkadaşlarımızın, bizim yaptıklarımızı eleştirirken ciddi bir araştırmaya bile gerek görmeden bazı suçlamaları buraya getirmelerini, öyle zannediyorum ki hoş göstermez. Zamanımın el verdiği ölçüde yöneltilen suçlamaları teker teker, somut delilleriyle, somut kanıtlarıyla yanıtlamaya çalışacağım.</p>
<p>Bazı suçlamaları geçen yıl bu kürsüye getirdiler. Kendilerine yanıt verdik. Bütçe Karma Komisyonuna getirdiler 1 saat 40 dakika yine yanıtladık, Senatoda da getirdiler yine yanıtladık; öyle anlaşılıyor ki aynı şeyleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanıyorlar, bu nedenle de her getirişlerinde zamanımın elverdiği ölçüde yanıtlamaya çalışacağım. Eğer bu suçlamaların bir kısmını bugün 20 dakika içerisinde yanıtlayamazsam öyle zannediyorum ki birkaç gün sonra gelecek olan bütçede aynı konuları yine getirecekler, gene bu konulara değinmek olanağım bulacağız.</p>
<p>MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Gel çizgiye, gel.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın arkadaşlar, buraya bir sataşma nedeniyle çıkan bizden önceki Hükümetin Sayın Kültür Bakanı o sataşma sırasında, sataşmaya yanıt verirken bana sataştı. Bir noktada haklıdırlar. Arkadaşlarımız, sayın arkadaşımız Kültür Bakanlığı döneminde gerçekten de büyük bir hoşgörü içerisinde olmuşlardır. Milliyetçi Hareket Partili belediyelerden sahte «sınav kazandı» belgesiyle gelen arkadaşlarımıza memuriyet verirken son derece hoşgörülü davranmışlardır. Bir Bakanlık Müşaviri Ülkü Ocaklarında, Doğu Anadolu’da konferans vermek için kendisinden açıkça izin istediği zaman, bu konferansta ülkücülüğü övdüğü zaman gene son derece hoşgörülü davranmışlardır. Bizim hukuk devleti anlayışımız, bu hoşgörüyü göstermemize engel olmaktadır.</p>
<p>Arkadaşlar, hakkımda verilen Gensoru önergesinde şu cümle yer alıyor ; «Kültür Bakanının, çoğulcu demokrasi görüşünün Anayasamızca benimsendiğini yazarak Türk Milletini buna inandırmaya çalışması, milli kültürümüzü nereye götüreceğini veya götürmek istediğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yani çoğulcu demokrasimizin Anayasamızca benimsendiğini ben yazdığım ve söylediğim için, öyle anlaşılıyor ki büyük bir Anayasa suçu işlemişim. Sayın arkadaşımız veya bu önergeyi hazırlayan sayın arkadaşlarımız, öyle anlaşılıyor ki, çoğulcu demokrasiyi Marksizm, Leninizm, Komünizm vesaire zannediyorlar. Hiç korkmasınlar, çoğulcu demokrasi, hani bugün bizim sahip olduğumuz ve bize şu çatı altında bu düzeyde tartışma olanağı veren rejim vardır ya, işte bunun adıdır, çoğulcu demokrasi, yoksa bunun dışında farklı bir şey değildir. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar.) Eğer sayın arkadaşlarım bu sözlerimden kuşku duyarlarsa, bu çatı altında iki tane sayın Anayasa profesörü vardır; bir tanesi Sayın Muammer Aksoy, ötekisi Sayın Tu ran Güneş. Her ikisi de halen yürürlükte olan Anayasanın yapıcıları arasındadır, eğer onlara güvenleri yoksa (partili oldukları için) yanındaki Meclisin, Cumhuriyet Senatosunun iki kontenjan Senatörü de bu konuda kendilerine yardımcı olabilir, örneğin; Sayın Profesör Kübalı ve Sayın Profesör Onat, onlara da sorabilirler, merak etmesinler, onlara da inanmazlarsa, zahmet edip bir Anayasa kitabı karıştırırlarsa, bizim bugünkü rejimimizin, bu Anayasanın kabul ettiği rejimin, çoğulcu bir demokrasi olduğunu anlarlar. Çoğulcu demokrasi demek, toplumda çıkarları birbirinden farklı olan grupların varlığını, sınıfların varlığını doğal olarak değerlendiren ve bunlar arasında eşit koşullar altında bir mücadele sonunda bir dengenin oluşmasını bekleyen demokrasi demektir. Yani o farklı çıkarları temsil eden birden fazla siyasal partinin varlığını doğal olarak sayan demokrasi demektir. O demokrasiye dayanarak siz ve biz buradayız.</p>
<p>MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Seks filmleri sansüre tabi olacak mı, onu anlat. (AP sıralarından gürültüler)</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Sayın arkadaşlarım, sabrederseniz hepsine geleceğim.</p>
<p>MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Böyle şeylerle mi millet kültüre sahip olacak?</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eğer sözümü kesmezseniz hepsine</p>
<p>geleceğim, hepsine geleceğim. (CHP sıralarından «Onlar anlayamazlar» sesleri)</p>
<p>MÜFİT BAYRAKTAR (Bolu) — Sansürü kaldıracağınızdan bahsediyorsunuz. Bunlar mı çoğulcu</p>
<p>demokrasinin gerekleri? (Gürültüler)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bayraktar, rica ediyorum, müdahale etmeyin.</p>
<p>Buyurun efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlar, bu kürsüde konuşan muhalefet partisine mensup arkadaşlarım kuşku duymasınlar; bir şeyden kuşku duymasınlar; nasıl ki, gerçek milliyetçiliği, gerçek milliyetçiliğin gereklerini yerine getiriyorsak, Türk kültür kalıtının gereği gibi değerlendirilmesi için, Trük diline gereği gibi sahip çıkmak için de ne gerekiyorsa onu biz yapıyoruz ve yapacağız.</p>
<p>Başka bir ifade dikkatimi çekti, hakkımda hazırlanan önergede; milli kültür varlığını evrenselliğe dönüştürmek istiyormuşuz. Bir defa böyle şey olmaz. Bir defa böyle şey olmaz; yani bir ulusal kültür evrenselliğe dönüşmez. Olsa olsa ulusal bir kültür zenginleşerek evrensel kültüre değerlerin oluşmasına katkıda bulunur. Ve o zaman da eğer Türk kültürü bu düzeye ulaşırsa (ki, bir çok alanda ulaşmıştır, bunun örneklerini vermektedir) o zaman da sizin, bu ulusun bir parçası olarak bundan gurur duymanız gerekir, bundan kıvanç duymanız gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arkadaşlar, bu önergenin ne kadar acele hazırlandığını gösteren çok ilginç bir örneği dün bu kürsüden konuşan sayın önerge sahibi, ki, aynı zamanda Adalet Partisi Grubunun sözcüsüydü. Okuduğu bir liste vardı, kendilerini dinlerken bir yanda kuşkuya kapıldım. Diyorlardı ki; «Buyurun 10 Şubat tarihli gazetede yayınlanan ilan, Devlet Tiyatroları bakın ne tür oyunlar oynatıyor.» Okudular, «Mona Lisa’nın Çalınışı» «Maskerade (1934)», «Güzel Kadınlar Gözdesi (Bel Ami)» vesaire&#8230; Hayretler içinde kaldım. Acaba ben bilmeden, acaba Devlet Tiyatroları ben farkına varmadan, benden gizli olarak birtakım oyunlar mı oynatıyorlar diye kendilerinden rica ettim, «şu gazeteyi bana yollar mısınız?» diye.</p>
<p>Arkadaşlarım, okuyorum. «Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü sunar:</p>
<p>Avusturya Büyükelçiliği ve Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi işbirliği ile toplu film gösterisi.» (CHP sıralarından gülüşmeler) Ee, arkadaşlarım, bundan sonra da, buna dayanarak gelip ona dayanarak gelip eleştirilerde bulunan başka bir muhalefet partisinin sayın sözcüsünü de dinledikten sonra, bu suçlamaların hâlâ ciddi olduğuna inanmakta zorluk çekersem beni hoş görsünler.</p>
<p>Gene bu Gensoru önergesini hazırlayan arkadaşlarımız Sayın Adalet Partisi Sözcüsü dediler ki: «Gitmiyorum artık tiyatroya, gitmiyorum. Artık bu bana hitap etmiyor. Onun için milli olmayan,» kendi deyimleriyle «ulusal olmayan yapıtlar sergiliyorlar» dediler.</p>
<p>MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Sayın Başkan, yanlışlık var; ya Sayın Bakan yanılıyorlar, ya ben yanlış anlıyorum. Burada, ilanda «Türkiye Cumhuriyeti Devlet Tiyatroları ilanı» diyor.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın üye, sayın üye&#8230;</p>
<p>MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Bu ilanın altındakileri okudum ben.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın üye, müdahale etmeyiniz.</p>
<p>Buyurun, siz devam edin Sayın Bakan.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın arkadaşlarım, 1977 – 1978 mevsiminde, yani bizim Hükümete gelmemizden önceki yönetime ait olan tiyatro mevsiminde, Devlet Tiyatrolarının oynadıkları 21 oyundan 11’i yabancıydı; yani yarıdan fazlası yabancıydı, yabancı yapıtların çevrilmesiyle ortaya çıkmıştı, 10 tanesi yerliydi.</p>
<p>Biz ise 1978 &#8211; 1979 tiyatro mevsiminde şu ana kadar sergilediğimiz 26 oyundan 14’ünün yerli olduğunu burada açıkça belirtebilecek durumdayız.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_1-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_2-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 9. Cilt 50. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-9-cilt-50-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7062</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 42. Cilt 38. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 1979 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7087</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 42. Cilt 38. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 42. Cilt 38. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 08 Şubat 1979, Perşembe</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>SÜLEYMAN ERTUĞRUL ERGİN (Yozgat)— İran&#8217;daki, Irak’taki Türkler ne oluyor?..</p>
<p>ŞEBİP KARAMULLAOGLU (Devamla) — Ben tekrar, şimdi beni açmaza düşürmek gibi bir hale sokmayın, ben öyle demiyorum.</p>
<p>BAŞKAN — Tamam efendim, siz cevap vermeyin efendim, siz bağlayın vakit geçti zaten.</p>
<p>ŞEBİP KARAMULLAOĞLU (Devamla) — Peki Sayın Başkamın.</p>
<p>Bu nedenle iktidarların hatta Devletin dikkatini çekiyorum. Batı Trakya Türklerinin durumunu kötüdür, ağırdır, perişandır, gerek orada, gerek burada buna kesin bir hal çaresi bulunması zamanı gelmiş ve geçmiştir. Beni dinlediğiniz için sizlere saygılar sunuyorum. (Alkışlar.)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederiz efendim.</p>
<p>Sayın Bakan, Öğle çalışma vaktinin dolmasına sekiz dakika var. Tabii bu sekiz dakikada cevap veremezsiniz, başka yapacağımız bir şeyde yok. Son söz Bakandan sonra olacağına göre saat 14.00’te toplanmak üzere oturumu kapatıyorum efendim.</p>
<p>Kapanma Saati: 12.53</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İKİNCİ OTURUM</p>
<p>Açılma Saati: 14.00</p>
<p>BAŞKAN: Başkanvekili Osman Salihoğlu</p>
<p>DİVAN ÜYELERİ : Hüsamettin Çelebi (Cumhurbaşkanınca S. Ü.), Osman Nuri Canpolat (Konya)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın senatörler, 38 nci Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.</p>
<p>Kültür Bakanlığı Bütçesi üzerinde gruplar ve 5 sayın üye konuşmuştur; Sayın Bakan, buyurunuz efendim.</p>
<p>Sayın Bakan; müddetiniz yarım saattir, bunun içine sorular da dahildir. Bir iki soru var. İsterseniz soruları önce okutalım, isterseniz sonunda: siz bilirsiniz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir Milletvekili) — Sonunda okutalım efendim; gerekirse, zaman kalmazsa yazılı olarak yanıtlarım efendim.</p>
<p>BAŞKAN — Peki, oldu efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir Milletvekili) — Sayın Başkan, Cumhuriyet Senatosunun saygıdeğer üyeleri;</p>
<p>Sözlerime başlarken, Kültür Bakanlığı Bütçesi üzerinde gerek grupları adına, gerekse kişisel olarak söz alıp düşüncelerini açıklayan ve çok ölçülü bir üslup içerisinde eleştirilerini, çoğu yapıcı olan eleştirilerini dile getiren arkadaşlarımıza teşekkür etmek İsterim.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Kültürel yatırım insana yapılan yatırımdır. Bu niteliğiyle de kısa dönemde sonuç vermez, İnsana yapılan yatırım, ancak birkaç kuşak içerisinde etkilerini gösterir. Bu nedenden dolayı, toplumların Özellikle ekonomik bunalım içerisinde bulunduğu dönemlerde kültürel yatırımları ihmal etmek, ikinci plana atmak eğilimleri vardır. Bunu yapanlar, yakın tehlike olarak gördükleri ekonomik sorunlara belki çözüm getirirler, ama toplumun geleceği açısından son derecede hatalı hareket etmiş olurlar ve bir iki kuşak içerisinde bu hatalarının cezasını çok ağır bir biçimde öderler.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti bugün Türk toplumu olarak Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli ekonomik bunalımından geçmektedir; fakat şükranla belirtmek isterim ki, bunca ağır bir ekonomik bunalım döneminde bile Hükümetimiz, Kültür Bakanlığına genel bütçe içerisinde koşulları daha uygun olan dönemlere göre çok daha fazla önem gösterdiğim somut bir biçimde kanıtlamıştır. Örneğin, yatırım bütçesi bir yıl Öncesine göre % 104&#8217;lük bir artış göstermektedir.</p>
<p>Ben, bazı Sayın Adalet Partili arkadaşlarım konuşmadan önce, bu genel girişten sonra 1978 yılında neler yaptık, 1979 yılında neler yapmayı planlıyoruz ve uzun vadeli olarak hangi büyük projelerin içindeyiz konularını anlatmak isterdim; fakat başta Sayın Adalet Partisi Grup Sözcüsünün, daha sonra da kişisel olarak söz alan Sayın Adalet Partisi Grubu Başkan vekilinin, bazısı ölçülü ifade edilmekle birlikte ağır olan ithamlarına yanıt vermenin en azından biraz önce değindiğim konular kadar önem taşıdığını düşündüğüm için bu genel sunuştan vazgeçmiş bulunuyorum. Bir tek noktaya değindikten sonra, sayın arkadaşlarımın, Bakanlığıma ve bana karşı yönelttikleri eleştirilerle ilgili konulara değineceğim.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Biraz önce de söylediğim gibi bu ağır koşullara rağmen bütçe içerisindeki önemi Kültür Bakanlığının artmıştır. Bir tek, bizim açımızdan sorun olabilecek nokta vardı. Memnuniyetle belirtmek isterim ki, birçok senatör arkadaşımızın hazırladığı bir öneriyle bizim kurullarımıza ve ödüllere ödeme yapmamızı sağlayacak bir öneri huzurunuza gelmiş bulunmaktadır. Bu öneri yeni bir ödemeyi öngörmemektedir; zaten buna olanak yok, zaten bütçede var olan bazı ödemelerin kolaylıkla yapılabilmesini sağlamaktadır. Bundan dolayı memnuniyetimi belirtmek isterim.</p>
<p>Sayın Benderlioğlu, Hükümetimiz döneminde Özellikle Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarında görülmemiş bir kıyımın yapıldığını ileri sürdüler. Bu görülmemiş kıyım iddialarının Bakanlığımla ilgili yönünü gözlerinizin önüne bütün açıklığıyla sermek istiyorum.</p>
<p>Örneğin bazı militanların bir yandan Gazi Eğitim Enstitüsünde okurken, bir yandan Bakanlığımda memur olduğu iddiaları var.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, bu son yıllara özgü değil, daha önce de söz konusu olan, son yıllarda da devam etmiş olan koşulların ürünüdür. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, okuma çağında olan bir çok gencimizi aynı zamanda çalışmaya zorlamaktadır. Bu, bizim zamanımızda böyle olmadı; bizden evvel de böyleydi, bizden sonra da olacaktır. Açtığımız sınavlara liseyi bitirmiş, yüksek öğrenime devam eden çok sayı da genç de girmektedir.</p>
<p>Diyeceksiniz ki, hem memuriyet yapar, hem nasıl derslerini izleyebilir? Bu, kendi sorunları. Biz, sınavlarda gösterdikleri başarılara göre onlara da görev vermekteyiz ve onlardan da diğer memurlardan beklediğimiz hizmeti istemekteyiz.</p>
<p>Bu arada Başbakanlık Genelgesiyle ortaya çıkan istisnai bir durum vardı. Gece bolümü öğrencilerine sonradan Milli Eğitim Bakanlığının aldığı bir karar gereği gündüz bölümü haline dönüştükleri için geçici bir süre, hiç bir ayrım gözetmeden, bütün Devlet dairelerinde bir izin verme söz konusu idi, aynı uygulama Bakanlığımda da yapılmıştır. Bunun dışında geçmiş dönemlerden ve diğer kuruluşlardan farklı bir uygulamanın Bakanlıkta, Kültür Bakanlığında olduğunu söylemek olanaksızdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu bir kıyım değil; şimdi kıyıma geliyorum. Kıyım adı ile nitelendirdiğiniz, tutumumuza geliyorum.</p>
<p>Bakanlık görevini devraldığımın haftasında, eski hükümetler zamanında da bu görevi yürütmekte olan Teftiş Kurulunun Sayın Başkanını çağırıp, kendisinden, son bir yıl içerisinde yapılan atamaların usulüne uygun olup olmadığını incelemesini rica ettim. Bu incelemenin sonucunda ortaya çıkan durum ilginçti. Gerek 1977 Genel, gerek 1977 Yerel seçimlerinden önce, büyük ölçüde memur alınmıştı ve ne gariptir ki, bu memurların önemli bir kesimi de, o zaman Milliyetçi Hareket Partisinin elinde olan Kırıkkale Belediyesinden sınav kazandı belgeleriyle başvurmuşlardır.</p>
<p>Bu belgeleri veren bütün kuruluşlara birer yazı yazıp, gerçekten de sınavda başarılı olup olmadıklarını sorduk. Çok ilginçtir Kırıkkale Belediyesinden (Örnek diye veriyorum, onun gibi başkaları da var tabii) gelen yanıt çok ilginçtir. Bırakın başarılı olmalarını o tarihte sınav açılmamış.</p>
<p>Evet, o arkadaşların görevlerine son verdik ve yasalar neyi gerektiriyorsa, o işlemlerin yapılması için de gereken önlemleri aldık. Eğer arkadaşlar, bu bir kıyımsa, bu bir suçsa, ben bunu bakan olarak yükleniyorum. Bunu yapmadığım takdirde ancak, hukuk devletinin gereklerini yerine getirmemiş olmak suçunu taşıyacağım inancına sahip olduğumu da belirtmek istiyorum. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri).</p>
<p>Başka bir kıyım örneği de vermek isterim. Hepsi böyle değil tabii.</p>
<p>Bir bakanlık müşavirini.. (İsmini izninizle söylemeyeyim, önemli değil). Bir bakanlık müşaviri düşünün, Birinci Cephe Hükümeti zamanında,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ÖMER UCUZAL (Eskişehir) — Cephe değil, Cumhuriyet Hükümeti.</p>
<p>NİYAZİ ÜNSAL (Erzincan) — İsmini siz koydunuz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Üst düzeydeki yetkililerine başvuruyor, diyor ki, «Bana izin verin. Doğu Anadoluya gideceğim, falanca, falanca yerlerde ülkü ocaklarında konferans vereceğim.» Kendisine izin veriyorlar. Resmi belgeler buradadır. Aradan bir dönem geçiyor; arkadaşlarım beni hoş görsünler, İkinci Cephe Hükümeti zamanında, yeni bakana, o eski konuşmaları yapan Müşavir arkadaşımız, çeşitli ülkü ocaklarında yaptığı ve ülkücülüğü öven nitelikteki konuşmalarının birer suretini övünerek, kıvançla sunuyor. Biz, bu arkadaşımızın kadrosunun gerektirdiği göreve dönmesi için gerekeni yaptık, eğer bunun da bir suç olduğunu iddia ediyorsanız, eğer bu da bir suçsa sizce, bu suçu da kabullenmeye hazırım.</p>
<p>Arkadaşlar,</p>
<p>Gelelim Atatürk Milliyetçiliği konusuna:</p>
<p>Sayın Benderlioğlu’nu dinlerken gerçekten bu konuda mutluluk duydum; bir yanıyla. Demek ki, artık Adalet Partili arkadaşlarımız da Atatürk Milliyetçiliği ilkeleri üzerinde birleşmek gereğini duymuşlar. Demek ki, artık arkadaşlarımız da, Atatürk Milliyetçiliğini savunmak gereğini duymaktadırlar. Bundan olsa olsa&#8230;</p>
<p>ÖMER UCUZAL (Eskişehir) — Hep savunageliriz. Hem de size karşı savunageliriz. (AP sıralarından gürültüler).</p>
<p>NEJAT SARLICALI (Balıkesir) — Sabahtan beri kan kustunuz burada.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MEHMET KILIÇ (Gaziantep) — Biz anadan doğma milliyetçiyiz.</p>
<p>BAŞKAN — Bir dakika efendim, dinleyelim lütfen.</p>
<p>ŞABAN DEMİRDAĞ (Samsun) — Siz Mao milliyetçisisiniz, Lenin Milliyetçisisiniz. Biz milliyetsiz değiliz.</p>
<p>BAŞKAN — Beyefendiler lütfen sükûneti muhafaza edelim.</p>
<p>ŞABAN DEMİRDAĞ (Samsun) — Milliyetsiz değiliz biz, Atatürk Milliyetçisiyiz.</p>
<p>BAŞKAN,— Sayın senatörler, Allah aşkına rica ediyorum, rica ediyorum. Hepinizden rica ediyorum. Rica ediyorum, Sayın Bakanı dinleyelim efendim. lütfen efendim.</p>
<p>Siz devam edin.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlarım;</p>
<p>Çoğulcu demokraside; yanılmıyorsam sayın Adalet Partili arkadaşlarım dile getirdiler; hepimizin aynı görüşte olmamız gerekmez. Olmamamız doğaldır. Önemli- olan, bu görüşlerimizi, bu çatının kutsallığına, saygınlığına yakışır bir biçimde dile getirmektir. Birbirimizi bu ölçüler içerisinde dinlemeye alışırsak ancak, toplumda birbirlerinin görüşlerine saygı göstermeyenlere örnek oluruz. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri).</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Arkadaşımız bunları söyledikten sonra, benim özellikle, «Atatürk Milliyetçiliğinin dışında olduğum» iddiasını buraya getirdi. Geçen yılki konuşmamı bilmiyorum anımsarlar mı; kendileri buradalar mıydı?.. Kendileri buradaydı, pardon. Gene sözcüydüler, buradalardı. Ben, milliyetçiliğin bir ideoloji olarak, çıkışından bu yana aşamalarını anlattıktan sonra, kendi milliyetçilik anlayışımızı da ortaya koymaya çalışmıştım.</p>
<p>Şimdi, onları yenilemeye ne yazık ki zamanım yok.</p>
<p>Şimdi, şu soruyu sormak isterim; Benim çeşitli vesilelerle çok açık biçimde açıkladığım milliyetçiliğimizin, Atatürk Milliyetçiliğinden ne anladığımızın somut ilkeleri vardır. Bunlara karşı mısınız?..</p>
<p>Örneğin biz diyoruz ki, «Atatürk Milliyetçiliğinden bunu anlıyoruz. Atatürk Milliyetçiliği; bir toplumun başka toplumlar tarafından sömürülmesini veya başka toplumlar içindeki bir kesim tarafından sömürülmesini önlemeyi, karşı çıkmayı gerektirir..» Buna karşı mısınız?..</p>
<p>ALİ MÜNİF İSLÂMOÖLU (Kastamonu) — Hayır.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Teşekkür ederim.</p>
<p>Örneğin biz diyoruz ki, «Bizim milliyetçilik anlayışımız, Atatürkçü milliyetçilik anlayışımız; bölücü değil, ulusal bütünlük içerisinde birleştiricidir. Ulusu cephelere bölmeyi değil, kardeş kavgasını önlemeyi gerektirir.» diyoruz. Buna da karşı değilsiniz herhalde&#8230;</p>
<p>Örneğin biz diyoruz ki, bizim milliyetçilik anlayışımız,</p>
<p>MEHMET KILIÇ (Gaziantep) — 1 300 tane öldü.</p>
<p>NEJAT SARLICALI (Balıkesir) — Sayenizde, sayenizde.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Sarlıcalı, lütfen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ÖMER UCUZAL (Eskişehir) — Yahu Hükümet sizsiniz. Muhafaza edemeyen sizsiniz.</p>
<p>BAŞKAN — Efendim, karşılıklı konuşmayalım. Beyefendiler rica ediyorum. Sayın Bakan, lütfen sizde sükûnetle devam edin.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlarım,</p>
<p>Üzerinde memnunlukla birleştiğimizi gördüğümüz ilkelerden söz ediyorum, Burada sinirlenecek bir şey yok.</p>
<p>Örneğin biz diyoruz ki, «Bizim milliyetçilik anlayışımız, acı veren değil, acıları dindirmeye yönelik bir milliyetçilik anlayışıdır. Bizim milliyetçilik anlayışımız, toprak elde etmeye, insanları egemenlik altına almaya yönelik değil, egemenlik altında olan kişileri kurtarmaya yönelik bir milliyetçilik anlayışıdır.” diyoruz.</p>
<p>«Eğer, 1974 yılında Kıbrıs’a gittiysek, orayı işgal için gitmedik; orada ikinci sınıf vatandaş, hatta ikinci sınıf insan muamelesi gören soydaşlarımızı o durumdan kurtarmak için gittik.» diyoruz. Bunlara da katılıyorsunuz&#8230;</p>
<p>Bunları çoğaltmak mümkün. Ve nihayet biz diyoruz ki, «Bizim milliyetçilik anlayışımız, insanı devlete köle olarak kabul eden bir zihniyete kesinlikle karşı çıkar, devleti insanın mutluluğu için bir araç olarak kabul eder.» diyoruz. Buna da karşı değilsiniz herhalde&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Öyleyse, bizim milliyetçilik anlayışımızla ilgili ilkelere karşı olmadığınıza göre, bunların uygulamasına karşı olmuş olabilirsiniz. O zaman, onların somut örneklerini vermeniz gerekir.</p>
<p>Ülkeyi, milliyetçi olan, olmayan diye cephelere ayırmak; öyle görülüyor ki sizin genel milliyetçilik anlayışınıza ters düşmüyor.</p>
<p>Bu yurdun bazı evlatlarının eline silahları verip, (Sizin Grubunuzu kastetmiyorum) okulların önüne yollayıp, bu yurdun başka evlatlarının okumasına engel olmak, yine bazı arkadaşlarımın milliyetçilik anlayışlarına ters düşmüyor; ama bunlara karşı çıkan, bu toprakların üzerinde, örneğin, «Nereye haşhaş ekilip ekilmeyeceğine, ancak bu toplumun hükümeti karar verir.» diyen kişilerin milliyetçilik anlayışına karşı çıkıyorsunuz&#8230; (AP sıralarından «Kültür Bakanlığıyla ne ilgisi var bunların?» sesleri). Onların uygulaması demek ki sizin&#8230;</p>
<p>KÂZIM KARAAĞAÇLIOĞLU (Afyon kara hisar) — Ne iligisi var bu konuyla?</p>
<p>SÜREYYA ÖNER (Siirt) — Milliyetçiliği tarif ediyor.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Sayın arkadaşlar,</p>
<p>Burada, ilgili olsun olmasın.. (AP sıralarından gürültüler). Efendim sabrederseniz, sabırlı olursanız&#8230;</p>
<p>SAİT MEHMETOÖLU (Mardin) — Tercüme ettiğiniz eserleri dile getirin beyefendi. O konulara gelin.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim geleceğim. Sabır edip dinlemiyorsunuz ki, ben anlatayım efendim. Bunları siz de söylediniz, onun için getiriyorum.</p>
<p>CEVDET AYKAN (Tokat) — Sizin gibi aydın bir adama yakışır mı?..</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, çok somut bir şey söyleyeyim; madem öyleyse kültürden bahsediyoruz, kültürdeki milliyetçilikten bahsediyoruz, lütfen bunun da cevabını verin.</p>
<p>1948 yılında ilkokul müfredat programlarına girmiş olan, milliyetçiliği, milli iktisadi 1968 yılında siz mi oradan çıkardınız, biz mi çıkardık?.. Bu mudur sizin Atatürk Milliyetçiliğinden anladığınız?..</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, lütfen Genel Kurula hitap edin, tahrik edeceksiniz.</p>
<p>SAİT MEHMETOÖLU (Mardin) — Çok rica ederiz. Müfredat programından haberi yok.</p>
<p>NİYAZİ ÜNSAL (Erzincan) — O zaman Genel Müdürdün, sen çıkardın onu.</p>
<p>SAİT MEHMETOÖLU (Mardin) — Ne Genel Müdürü, ben o zaman talebeydim.</p>
<p>BAŞKAN — Genel olarak bitirin şunu Sayın Bakan.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLA LI (Devamla) — Cumhuriyet Senatosunun saygıdeğer üyeleri; (Gürültüler).</p>
<p>BAŞKAN —Beyefendiler, böyle bir usul var mı?.. Nasıl götüreceğiz Bütçeyi? İktidar partisi olarak, itina etmenizi rica ediyorum.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, Sayın Benderlioğlu, konuşmalarında Milli Kütüphaneye de değindiler ve oradaki bizim düzenlemelerimizin, sanki bu Kuruma önem vermediğimiz anlamına geldiğini ileri sürdüler.</p>
<p>Milli Kütüphanenin Müdürlük kadrosu birinci derecededir. Küçük bir müdürlük değildir. Ayrıca, daha önce yok iken üç adet ikinci dereceden müdürlük yardımcılığı bizim zamanımızda oluşturulmuştur. Yine bugün Milli Kütüphane, kitaparını koyacak yer bulamayan bir depo durumundadır. Onu, o durumdan kurtarmak için kaç yıldır duran inşaatını yeniden başlatıp, bir an evvel orayı hizmete sokabilmek için 210 milyon lira da bizim Hükümetimiz zamanında oraya tahsis edilmiştir.</p>
<p>Bu vesile ile şunu da belirtmek isterim ki; tüm ülke kütüphaneleri için bir merkezden teknik hizmetler üretecek yeni bir programın hazırlığı içindeyiz. Bunu Milli Kütüphane çerçevesi içerisinde örgütlemenin hazırlığı içerisindeyiz.</p>
<p>Milli Kütüphanede ulusal ve uluslararası düzeyde bibliyografik dokümanter hizmet görmesini sağlayacak yeni bir hizmet birimi de yine bizim zamanımızda oluşturulmaktadır, bu vesile ile belirtmek isterim.</p>
<p>Sayın Benderlioğlu, bizim zamanımızda milliyetçiliğe aykırı düşen hatta ulusallığa aykırı düşer bir yayın politikası izlendiğini burada dile getirdiler ve sol yayınların ilk planlara geçirildiğini öne sürdüler.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Şimdi, hiç bir yorum yapmadan, insaflarınıza sığınarak, 1978 yılı içerisinde yaptığımız yayınların isimlerini size sunuyorum. Bu eleştiri ile nasıl bir ilgi bulunup bulunmadığının takdirini sizlere bırakıyorum.</p>
<p>İlim ve Musiki, Cenupta Türkmen Oymakları (Bir ve ikinci cilt), Bahar Çelengi (Bir ve ikinci cilt). Batı Trakya Türk Folkloru, Anadolu Artukoğulları Türk Mimarisinin Gelişmesi, Türk Kültür Tarihine Giriş (Beş cilt), İslam Sûfileri, Divriğide Ev Mimarisi, Kur’an Tercümesi, Sözlük (Cilt iki), İslam Ansiklopedisi (129 ncu fasikül). Küçük Türk İslam Ansiklopedisi (İkinci fasikül). Ulusal Kültür Dergisinin birinci ve ikinci sayıları.</p>
<p>Sayın arkadaşlarım;</p>
<p>Eğer siz bunları, milliyetçi bir anlayıştan sapma ve buna ters düşen bir yayın politikası olarak değerlendiriyorsanız bu, tamamen sizin bileceğiniz bir şeydir.</p>
<p>UĞUR ALACAKAPTAN (Ankara) — Ülkücülük takvimi var mı?</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim?</p>
<p>BAŞKAN — Lütfen efendim,</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Kültür ve Sanat Dergisine gelince; son derece değerli bir yayın olduğunu hepimiz kabul ederiz. Ne yazık ki; çok pahalı bir yayın niteliğindeydi. Bir tek sayısı 3,5 milyon liraya maloluyordu. Bu nedenle, bu yayınımıza devam ettiğimiz takdirde, başka yayınlarımızdan çok büyük ölçüde fedakârlık etmek zorunda kalacağımızı düşündüğümüz için; ondan vaz geçip, onun yerini alacak başka yayınların planlaması içindeyiz. Örneğin; siz dediniz ki, «Bunun yerine Ulusal Kültür yayınlanıyor». Hayır, onun yerine Ulusal Kültür yayınlanmıyor; aylık «Milli Kültür» diye bir dergimiz vardı, onun yerine «Ulusal Kültür» ü üç ayda bir yayınlıyoruz. Dört ayda bir çeviri dergisini yayınlamanın planları ve hazırlığı içindeyiz. Yılda bir, Türkçe’den yabancı dile çevrilmiş olarak bir dergi yayınlamanın hazırlığı içindeyiz ve Kültür ve Sanat Dergisinin yerini alacak, Türkiye’nin tarihsel ve kültürel zenginliklerini çok iyi bir baskı ile; ama böyle dergi şeklinde değil de, kalıcı bir kitap şeklinde verecek başka bir yayının hazırlıkları içindeyiz.</p>
<p>Gelelim, Türk Musikisi Devlet Konservatuvarında Sayın Adalet Partisi Sözcüsünün deyimi ile; «Babamın çiftliği gibi»; yaptığım icraatın içyüzüne.</p>
<p>Sayın arkadaşlarım;</p>
<p>Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, 400 kadar öğrenciyi içinde barındıran değerli bir kuruluşumuzdur. 400 öğrenciye karşı da 96 öğretmen bulunmaktadır. Bu öğretmenlerden bir tanesi kadrolu, 56 tanesi sözleşmeli, 39 tanesi de ders başına ücretlidir.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Niçin 22 arkadaşımızın sözleşmesini feshettik?</p>
<p>Nedenlerini arz ediyorum. Bir defa şunu peşinen söyleyeyim ki; bu 22 sözleşmenin feshedilmesi demek bu arkadaşlarımızdan, orada ders vermek için yararlanılmayacak demek değildir. Sözleşme hükümleri, iki ay önceden haber verilmediği takdirde, sözleşmenin bir yıl daha uzamasını gerektiriyordu. Bu nedenden dolayı, iki ay önceden böyle bir önlem almak gereği doğmuştur.</p>
<p>Şimdi nedenlerini açıklıyorum.</p>
<ol>
<li>Kadro şişkinliği.</li>
</ol>
<p>Dört öğrenciye bir öğretim üyesi düşmektedir..</p>
<p>Çok somut olarak kanıtını vereyim. Bu sözleşmelerde bir öğretmenin haftalık ders yükünün 12 saatten az olamayacağı belirtilmişken, sırf bu kadro şişkinliği nedeni ile 12 saat yerine, haftada iki saat, haftada üç saat, haftada dört saat ders veren çok sayıda öğretim görevlisi bulunmaktadır.</p>
<ol start="2">
<li>Bu arkadaşlarımızdan 15 tanesi, emekliye ayrıldıktan sonra emekli maaşına ilaveten, sözleşme ile çalıştırılan arkadaşlardır. Oysa, gerek Maliye Bakanlığımızın, gerekse Devlet Personel Dairemizin görüşü odur ki; büyük zorunluluk olmadıkça, emeklilik maaşına hak kazanmış olanlardan sözleşme dışındaki yollarla yararlanılmak yoluna gidilmelidir.</li>
</ol>
<p>Bu konunun ne kadar istismar edildiğini sayın arkadaşlarımıza gösterebilmek için bir örnek vereyim. Bu arkadaşlarımızdan bir tanesi, bu 15 kişiden bir tanesi kadrolu olarak göreve girmiştir. Aradan dokuz ay geçtikten sonra kendi isteği ile emekli olmuştur; emekli olduğunun ertesi günü haftada iki saat ders karşılığında 11 bin lira ile sözleşme yapmıştır.</p>
<p>Arkadaşlarım;</p>
<p>Şimdi, insaf ediniz. Burada ben değil de, benim yerimde siz olsanız, herhangi bir arkadaşımız olsa, her halde böyle bir duruma göz yumamaz.</p>
<ol start="3">
<li>Bizim, Kültür Bakanlığı olarak kendi bünyemizde olan kuruluşlarımız var. Eğer bu okulun bazı öğretmen gereksinmesini bu kuruluşlarımızın elemanlarından yararlanarak karşılayabil i yorsak, bu yola gitmemiz çok doğaldır. Örneğin; Klâsik Türk Musikisi Devlet Korosu Kültür Bakanlığına bağlıdır. Yine İstanbul’da olan İstanbul Devlet Konservatuvarı, İstanbul Opera ve Balesi, İstanbul Flarmoni Orkestrasının çok değerli elemanları vardır ve bu Türk Musikisi Devlet Konservatuvarının gerektirdiği öğretmenlerin önemli bir kesiminin bu kadrolarca karşılanması yolu açıktır.</li>
</ol>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Bu bilgiyi verdikten sonra, başka bir bilgiyi daha çok hızlı bir biçimde vermek isterim.</p>
<p>Yapılan bir soruşturma ortaya çıkarmıştır ki; başta bu Kurumun Sayın Başkanı olmak üzere, bir yıl içerisinde, 1978 yılı içerisinde 104 saate kadar derse gelmeyen öğretmenler vardır, aylarca derse gelmeyen Öğretmenler vardır ve bunlar hakkında Sözleşme hükmüne aykırı olarak hiç bir işlem yapılmamıştır.</p>
<p>Yine Sözleşmenin başka bir hükmü, bu öğretmenlerin, sözleşmeli çalışan öğretmenlerin başka hiçbir yerde, hangi nitelikte olursa otsun, ücretli olarak çalışmalarını engellemektedir. Oysa, yine soruşturma ortaya çıkarmıştır ki; bu öğretmenlerin önemli bir kısmı, Bakanlığımızdan hiç bir izin almadan, daha önce bağlı bulunduktan Milli Eğitim Bakanlığından hiç bir izin almadan, Sözleşme hükümlerine aykırı olarak, başka yerde de aynı zamanda ücretli olarak çalışmaktadırlar. Hatta bazıları, başka yerde de ikinci bir sözleşmeyle çalışmaktadır ki, son derecede uygulamaya aykırı bir durum.</p>
<p>Arkadaşlarım;</p>
<p>Dördüncü yılma girmiş olmasına rağmen Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı hâlâ bir müfredat programına sahip değildir.</p>
<p>Sayın arkadaşlar;</p>
<p>öyle sanıyorum ki,</p>
<p>BAŞKAN — Efendim, beş dakika kalmıştır. Lütfen konuşmanızı ona göre ayarlayınız.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, sataşmalar nedeniyle geçen zamanı da gözonüne alırsanız, çok memnun olurum.</p>
<p>BAŞKAN — Devam ediniz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Teşekkür ederim.</p>
<p>Sayın Adalet Partisi Sözcüsünün, öyle zannediyorum ki, bize yönelttiği ithamlar genellikle bu çerçeve içerisinde kalmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özür dilerim, öbür tüm arkadaşlara teşekkürlerimi bildirerek, başka bir Adalet Partili arkadaşımın burada bana yönelttiği iki ithama, iki suçlamaya yanıt vermek isterim.</p>
<p>Adalet Partisi Grup Başkan vekili Sayın Ömer Ucuzal, benim, «Marks İçin Anahtar Kitabı» nı ne için çevirdiğimi&#8230;</p>
<p>BAŞKAN — Adalet Partisi Grup Başkanıdır efendim Ömer Ucuzal.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Başkanı mı? Özür dilerim efendim.</p>
<p>Sayın arkadaşlar; benim 20 yıldır, önce gazeteci olarak, sonra üniversite öğretim üyesi olarak, daha sonra da Kültür Bakanı olarak, bir siyaset adamı olarak düşüncelerimi açıkladığım son derece bol kaynak vardır; kimisi yazılı, kimisi makale şeklinde, kimisi kitap şeklinde, kimisi konferans şeklinde. Oraları açarlar, benim düşüncelerimden karşı olduklarını getirirler, saygı duyarım; eleştirirler, bu en doğal haklarıdır. Bakanlığım süresince yaptığımız yayınlardan, çeşitli etkinliklerden örnekler verirler, bunların kendilerine ters düştüğünü ortaya koyarlar; buna da saygı duyarım; ama benim yaptığım bir çeviriyi alıp da, niçin o kitabı çevirdiğimi sormaları, niçin başka bir kitabı değil de, o kitabı çevirdiğimi sormaları ve sanki, o kitaptaki bütün düşünceler benim düşüncemmiş gibi yorumlamaları. (Kusura bakmasınlar) demokrasiye, düşünce özgürlüğüne duyulan bir inançsızlığın ifadesidir gibi geliyor bana. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri)</p>
<p>Bütçe Karma Komisyonunda da getirdiler bu konuyu, Ben, çıkıp da Hitler’den çeviri yapsaydım, şimdi ben Hitler’in görüşlerini benimsemiş mi olacaktım?.. Willy Brand’dan çevirseydim, ben Willy Brand&#8217;ın görüşlerini benimsemiş mi olacağım?.. Jean &#8211; Paul Sartre’den çevirsem, onunla özdeşleşmiş mi olacağım?.. Arkadaşlar, hiç ilgisi yok. İçimizde bulunan birçok arkadaşımız, örneğin, Siyasal Bilgiler Fakültesindeki (Eski bir öğretim üyesi olmakla gurur duyarım) bir çok arkadaşımız, kendi görüşlerine çok ters düşen yapıtları Türkçeye çevirmişlerdir. Örneğin, sağcı düşünceyi çeviren arkadaşım, aslında o düşünceye hiç inanmayan, tamamen tersi düşünceye inanan bir arkadaşımdı; ama niçin çevirdi?.. Gördü ki, Türkçede böyle bir boşluk vardır; gördü ki, öğrenciler için böyle bir boşluk vardır; bunu çevirdi. Bu düşüncelerle onu suçlamaya kalkışmak özür dilerim, çok ilkel bir hukuk anlayışı olur.</p>
<p>Sansür konusuna geliyorum.</p>
<p>Eğer Sayın Ucuzal’ı dinlerseniz, şu kanıya kapılabilirsiniz; Sanki biz, ceza yasalarında değişiklik yapacağız; şimdiye kadar yasaların suç saydığı eylemleri oradan çıkaracağız, ondan sonra «Buyurun, istediğiniz filmi gösterin» diyeceğiz. Hayır; bunun böyle olmadığını kendileri de biliyorlar. Ben gayet açıklıkla demişim ki, «Yasal denetim devam edecektir.» Ama neyi değiştiriyoruz?.. Ön denetimi. «Sansür» dediğiniz şey, ön denetimdir.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>Sansürü, yani ön denetimi, yasal denetimin aksine olarak devlet memurları yapar. Hiç bir güvencesi olmayan, belirli bakanlıklara bağlı olan birtakım memurlar yapar. İşte, bizim karşı olduğumuz odur; yoksa, yargı denetimi sonuna kadar bu yasama organının öngördüğü ölçülerde elbette ki sürecektir. Peki, başka ne değişecek?..</p>
<p>Seks filmlerini, önümüze bir örnek olarak getirmek inceliğini gösterdiler. Kendilerini milliyetçi olarak ilan eden kişilerin oluşturduğu hükümetler döneminde, bugün hangi filmler oynuyorsa, o gün de onlar oynuyordu ve o sinemaların önünden hâlâ, bugün olduğu gibi, o gün de geçenlerin önemli bir kısmının yüzleri kızarıyordu. Ben bunu Bütçe Karma Komisyonunda açıkladığım zaman bütün Adalet Partili arkadaşlar dinlediler. Biz neyi getiriyoruz bir yasayla?.. «Bu tür filmlerden afiş kalksın» hükmünü getiriyoruz; daha doğrusu, «Bu tür filmlerin afişlerinde resim bulunmasın» hükmünü getiriyoruz. Arkadaşlar, bu, ahlâk anlayışı açısından bir geriye gidiş midir; yoksa, toplumun ahlâkına duyulan saygıyı vurgulamak için girişilmiş bir girişim midir?&#8230; Bugün herkes gidip seyredebiliyor o filmleri; çocuk da seyredebiliyor. Başka neyi getiriyoruz?.. «18 yaşından küçükler sokulmasın bu sinemalara» diyoruz. Yalnız afişlerde resim bulunmamakla kalınmasın; ama 18 yaşından küçükler de giremesinler. Bundan sonra serbest mi bırakıyoruz?.. Yargı denetimi, yasama organının değiştireceği ana kadar yürürlükte olan hükümlerin çerçevesinde elbette ki geçerlidir; sonuna kadar da işleyecektir.</p>
<p>Arkadaşlarım;</p>
<p>Şimdi, bütün bunlar gösteriyor ki, (Gene büyük bir mutluluk içerisinde sözlerimi bitirdiğimi ifade etmek isterim) arkadaşlarımız bizim uygulamalarımızda, uygulamalarımızın her alanı dahil, hatta o konuyla ilgili yaptığımız konuşmalar dahil hiçbir, somut eleştiriye neden olabilecek husus gösterememektedirler; fakat haklı &#8211; haksız, kendi kişisel eğilimleri doğrultusunda kızdıkları bazı noktaları, altını çok iyi araştırmadan buraya getirmektedirler. Şunu bir kez daha belirtmek isterim:</p>
<p>Şu anda Divanda bulunan Sayın. Hüsamettin Çelebi, geçen yıl burada konuşurken bana bir soru yöneltmişti; «Öyle kültür müsteşarları veya kültür bakanları (Bazı dönemde müsteşarlık bazı dönemde bakanlık) gördük ki; toplumu geçmişte yaşatmak istediler. Öylelerini de gördük ki, toplumunu geçmişinden koparıp tamamen geleceğe yöneltmek istediler. Siz hangisini izleyeceksiniz?.. » dediler.</p>
<p>Arkadaşlar;</p>
<p>İkisi de olanaksız. Kültür, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. Biz, geçmişinden bugününü anlamak ve değerlendirmek için yararlanıp, geleceğini kurmak için çalışan bir anlayışa sahip kuşaklar yetiştirmek istiyoruz. Bizim kültür siyasetimiz ulusaldır; yani başka bir deyişle milliyetçidir; daha doğrusu millidir. Bizim kültür siyasetimiz, demokratiktir; bizim kültür siyasetimiz, halkçıdır. Bu ilkelerden&#8230;</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, lütfen bağlayalım.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Bağlayayım efendim.</p>
<p>Bu ilkelerden ödün verdiğimiz zaman, Sayın Meclisinizin bizleri gereği gibi uyaracağına inanıyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederiz efendim.</p>
<p>Sayın Bakan, iki tane soru var. Tabii arzu ederseniz bunlara yazılı cevap verebilirsiniz.</p>
<p>Okutuyorum efendim.</p>
<p>Sayın Başkanlığa</p>
<p>Aşağıdaki sorumun Kültür Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına aracılığınızı rica ederim.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Eskişehir</p>
<p>Hikmet Savaş</p>
<p>Soru:</p>
<p>Eskişehir’in Çifteler ilçesi hudutlarındaki Lidyalılar tarafından yapılan «Yazılı Kaya» abidesi harap ve bakımsızdır. Bu büyük tarihi eseri korumayı düşünüyor musunuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Yazılı olarak cevap vereceğim efendim.</p>
<p>BAŞKAN — Zaten yazılı istiyorlar.</p>
<p>Diğerini okutuyorum.</p>
<p>Sayın Başkanlığa</p>
<p>Aşağıdaki sorularımın Sayın Kültür Bakanınca yazılı olarak cevaplandırılması için aracılığınızı saygılarla dilerim.</p>
<p>Cumhurbaşkanınca. S. Ü.</p>
<p>Hüsamettin Çelebi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sorular:</p>
<ol>
<li>Klasik müziğimizin büyük bestekârı Dede Efendi’ye ait olduğu bildirilen İstanbul&#8217;daki evle ilgili gerçeği bulma çalışmaları hangi aşamadadır?</li>
<li>Safranbolu&#8217;daki mimari mirasın korunması yolundaki isabetli kararın uygulanması hangi aşamada bulunmaktadır.</li>
</ol>
<p>BAŞKAN — Yazılı isliyorlar efendim. Her halde bir bildikleri var.</p>
<p>Çok teşekkür ederiz Sayın Bakan, buyurunuz, (CHP, Cumhurbaşkanınca S, Ü, ve MB Grubu sıralarından alkışlar)</p>
<p>Efendim, sıramıza göre son söz Sayın Mehmet Ali Arıkan&#8217;ın.</p>
<p>Sayın Arıkan, bir hususu rica edeceğim. Biliyorsunuz. bu bütçe dün görüşülecekti: gerideyiz. Onun için rica edeceğim vaktinde bitirelim lütfen.</p>
<p>MEHMET ALİ ARIKAN (Mardin) — Beş dakika konuşabilir miyim?</p>
<p>BAŞKAN — Takdir size ait beyefendi. Ben sadece hatırlatıyorum.</p>
<p>Buyurun efendim.</p>
<p>MEHMET ALÎ ARIKAN (Mardin) — Muhterem arkadaşlarım;</p>
<p>Çok güzel olan konuşmasını dinlediğimiz Sayın Bakana, evvela huzurunuzda teşekkür etmek İsterim. Konuşmalarının bir yerinde, milliyetçilik konusunda görüşlerini ifade ederken, bazı arkadaşlarımız, sanki milliyetçilik, kültür denen varlığın içinde mütalaa edilemezmiş gibi bir görüşe saplandılar ve itirazlarda bulundular. O halde, izin verirseniz evvela, kısaca kültürün ne olduğunu ortaya koymak istiyorum.</p>
<p>Muhterem arkadaşlarım;</p>
<p>Kültür, iki unsurdan teşekkül eder. Bu ilmidir; kesindir.</p>
<ol>
<li>Medeni kurallar. Bunlar beynelmilel kurallardır. Kravat, ben de takarım, bir Japon’da takar, Fransız da takar; ama davul zurna, benim sesimdir; milletimin sesidir. O halde&#8230;</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>HİLMİ NALBANTOÛLU (Erzurum) — Erzurum’un sesidir.</p>
<p>MEHMET ALİ ARIKAN (Devamla) — Lütfen beyefendi.</p>
<p>O halde ikinci unsur, «Hars» dediğimiz varlıktır. Harsın içine milli örf ve âdetler, milli lisan, milli müzik, milli hasletler; bunların hepsi girer. Ben size ifade edeyim; eğer bir yerde, bir milletin hasletleri yoksa, orada milliyetçilik olamaz. Mademki milliyetçilik, milli hasletlerin ifadesidir ve mademki milli hasletlerin, kültürün teşekkülünde, milli harsın teşekkülünde büyük rolü vardır: o zaman, Kültür Bakanlığı bütçesi görüşüldüğü zaman biz. milliyetçilik üzerinde de görüşlerimizi söyleyebiliriz.</p>
<p>Muhterem arkadaşlar;</p>
<p>Hasletler, halkın içindeki orijinalin tarihi gelişimi ile ifade edilir ve izah edilir. Bunun yanıbaşında iklimlerin, örf ve âdetlerin teşekkülü üzerinde büyük tesiri vardır. Eğer zaman müsait olsaydı, ben bunları misalleriyle gözünüzün önüne sererdim; ama yine kısaca söylemek isterim.</p>
<p>Bir «Kazaska» oyunu vardır, soğuk iklimlerde oynanır. Çünkü, soğuk iklimlerde insanlar tepindikçe ısınır; ama bizim Doğu bölgemizde «Halay» vardır, «Horon» vardır. Sert bir oyun değildir. Hudut çizgisinden aşağı inerseniz orada Arap oyunlarının başında «Çiftetelli» görürsünüz; sakin, ağır bir oyun. Görüyorsunuz ki, iklimlerin milli oyunların teşekkülü üzerinde tesiri, etkisi vardır. Bu kadarını söylemekle yetiniyorum, çünkü zamanımız yok.</p>
<p>Yalnız, ben şunu özellikle belirtmek isterim, ifademin başında da söyledim; milliyetçilikle anaun…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_1-3/'>Cilt2.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_2-3/'>Cilt2.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_3-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_4-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_4</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_5-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_5</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_6-2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_6</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_7/'>Cilt2.pdf_Sayfa_7</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_8/'>Cilt2.pdf_Sayfa_8</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 18. Yasama Yılı 42. Cilt 38. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-18-yasama-yili-42-cilt-38-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7087</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 155. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 1978 15:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7056</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 155. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 155. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 07 Haziran 1978, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Buyurun Sayın Bakan, söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>Sayın Bakan, yalnız sadece o konulara değinin lütfen: ikinci bir sataşma mevzuu yaratmayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri;</p>
<p>Genel Görüşme istemlerinin gündeme alınma görüşmelerinde ilk sözün bakana verilmesinin sakıncalarını şimdi somut olarak kendimde görüyorum. Sırf bu nedenden dolayı, ilk olarak konuşmuş olmamdan dolayı gerçeklere uymayan bir çok iddiaya cevap vermek olanağına maalesef sahip değilim. İçtüzüğün bana tanıdığı hakkı kullanabilmek için söz almış bulunuyorum. Yalnız Sayın Adalet Partisi Sözcüsü Avni Akyol’un iddialarına değinerek sözlerime son vereceğim.</p>
<p>Sayın Akyol ki, çok ölçülü, ılımlı bir insan olarak bilirdim, Sayın Akyol’un konuşmasını dinlerken, yıllar önce seyrettiğim bir tiyatro yapıtını hatırladım: İki kişi tartışırlarken birden birisi sinirlenir ve ötekisi sorar, «Hayrola, doğru bir şey mi söyledim?» der.</p>
<p>Sayın Akyol, önce, en büyük iddianız gibi görünen iddiayı yanıtlamak isterim. Dediniz ki : «Marksizm, Leninizm yönündeki dönemeçtir. Bunun aksini söyleyemediniz.»</p>
<p>Bu dönemeç, bizim Hükümete gelmemizle açılan kültür dönemeci, ulusal, demokratik ve halkçı bir kültür dönemeci olacaktır. Bunu çok açık olarak söylemiştim, bir daha tekrarlamaktan gurur duyuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>Bizi, olmadığımız her hangi&#8230;</p>
<p>İHSAN TOKSARI (İstanbul) — Çin Halk Cumhuriyeti söylüyor.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — &#8230; Bir kişiyi, grupu veya düşünceyi istediğiniz yere koyamazsınız. İstediğiniz yere koymak için ısrarlı iseniz, bunun somut iddialarını da, somut kanıtlarını da göstermek zorundasınız.</p>
<p>BAHRİ DAGDAŞ (Kars) — Kitap söylüyor, kitap.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — «Anahtar» a geliyorum efendim. (Gürültüler)</p>
<p>BAŞKAN — Lütfen müdahale etmeyin, lütfen müdahale etmeyin.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, Sayın Akyol, benim, var olmayan iddialara dayanarak onları yanıtladığımı ve böylece kendi ifadeleriyle, yalana, hileye başvurduğumu öne sürdüler. Bunun birisi milliyetçilik konusu ile ilgili idi, diğeri de özerklik konusu ile ilgili idi.</p>
<p>Yani, iddialarına göre, kendilerinin önergesinde milliyetçilik konusu ile ilgili hiç bir iddia yokmuş; Kültür Bakanının milliyetçilik konusundaki tutumuyla ilgili hiç bir iddia yokmuş; ben, onu, var gibi kabul edip, ona yanıt vermişim!</p>
<p>Şimdi, önce, bunu memnunlukla saptadığımı belirtmek isterim. Demek ki, bizim milliyetçilik görüşümüzü nihayet, o görüşün en sağlıklı, en çağdaş görüş olduğunu kabullenmiş oluyorlar. (AP sıralarından «Yok, yok» sesleri) Efendim, önergede bunun var olduğunu da, izin verirseniz, göstermek isterim. Diyorlar ki, önergelerinde aynen «Önce milli kültürümüzün anakaynaklarını belirten, Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham almayı öngören Anayasamızın başlangıcıyla bağdaşmamaktadır.»</p>
<p>Bu, gayet açıktır. Demek ki, Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham almayı öngören Anayasamızın başlangıcı ile bizim milliyetçilik anlayışımızın uyuşmadığını iddia etmişlerdir de ben ona dayanarak teker teker milliyetçiliğimizin ilkelerini sıralamışımdır ve sormuşumdur : Hangisine karşısınız?</p>
<p>Memnunlukla görüyoruz ki, hiç birisine karşı değiller; nihayet bizim çizgimize gelmişler. (AP sıralarından «Sen öyle zannet» sesleri) Efendim, bazı hakarete varan iddialarda bulundunuz; lütfedin de, dinleyiniz.</p>
<p>İHSAN TOKSARI (İstanbul) — Siz, zamanında bizi dinlemediniz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — İkincisi: Anayasaya aykırılık iddialarını ileri sürerken şu maddeleri gösterdiler. (Bunları kendi önergelerinden aldım, bunları ben, var olmuş diye uydurmadım) :</p>
<p>«Madde 41 : İktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollardan gerçekleştirmek görevi.»</p>
<p>Ben dedim ki, böyle dediğinize göre, özerkliği, demokratik kabul etmiyorsunuz demektir dedim. Bunu ben kendim uydurmuyorum; buradan çıkan sonuç budur, anlam budur.</p>
<p>50 nci madde ne diyor bakın : «Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtların korunmasını sağlar.»</p>
<p>«Siz özerk bir kurum getirmekle, bu maddeye de aykırı davranıyorsunuz» diyorlar.</p>
<p>Ne demektir bu? «Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtların korunmasını sağlar» demek, siz özerk kurum getirince, bunu Devletin elinden alıyorsunuz demektir. Bunu ben söylemiyorum; siz söylüyorsunuz. Ben buna dayanarak, «Öyle ise, siz, ya özerk kurumun ne olduğunu bilmiyorsunuz, ya da devletin ne olduğunu bilmiyorsunuz.» dedim.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, Sayın Akyol, iddialarını daha da öteye götürdüler; konuyu kişiliğime getirerek dediler ki : «Gerçek bilim adamı, kendi uzmanlık konusu olmayan konularda konuşmaz.»</p>
<p>Sayın Akyol, elbette bu doğrudur. O zaman, siz, tabii sınırınızı çok daha aştınız ve üstelik, dürüstlük sınırını da aşarak, en azından, benim uzmanlık alanlarımın ne olduğunu araştırarak buraya gelmeniz gerekirken, bunu da yapmadınız.</p>
<p>Ben, Anayasa doktorasını, Paris Hukuk Fakültesinde, ünlü Anayasacı Andre Oli ile yaptım Sayın Akyol. Anayasa Hukukunu, izin verirseniz, kendi uzmanlık alanlarımdan birisi olarak kabul ederken, bunda haksızlık etmiş sayılmam. (Gürültüler)</p>
<p>Arkadaşlar, merak etmeyin, çok kısa. Çünkü, uzun konuşmayı gerektirecek şeyler değil bunlar; gayet açık şeyler. Ben, öyle somut iftiralarla, somut hakaretlerle karşınıza gelmiyorum. Bana yapılmış olan haksız birtakım ithamları somut olarak yanıtlamaya geliyorum.</p>
<p>Dediler ki : «Sayın Bakan, Ulusal Demokratik Kültür Politikasına Yaklaşımlar Seminerinin açış konuşmasını yaptılar&#8230;» (AP sıralarından gürültüler)</p>
<p>Efendim, lütfedin de dinleyin, biz sizi dinledik.</p>
<p>BAŞKAN — Devam ediniz Sayın Bakan.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eğer inanıyorsanız, eğer savlarınızın geçerliliğine inanıyorsanız, dinlemekten korkmamanız gerekir.</p>
<p>Ondan sonra, bu seminerin sonunda yayınlanan bildiriye dayanarak beni itham etmeye kalktılar.</p>
<p>Arkadaşlar&#8230;</p>
<p>FEYZULLAH DEĞERLİ (Tokat) — Var mı kültürde «sav» larınız diye bir şey?</p>
<p>BAŞKAN — Devam ediniz efendim. Lütfen müdahale etmeyiniz&#8230;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, sayın Adalet Partili milletvekili bir arkadaşım diyor ki, «Var mı kültürde, savlarınız; diye bir şey?»</p>
<p>Ben kendilerine soruyorum: Eğer, «sav» sözcüğünü Türkçe kabul etmiyorsanız, «tez» sözcüğünü</p>
<p>mü Türkçe kabul ediyorsunuz? Onu bana söyleyin lütfen?</p>
<ol>
<li>KUBİLAY İMER (Konya) — «Sav», «tez» in karşılığıdır.</li>
</ol>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — «Sav», «tez» in karşılığıdır. «Tez» mi Türkçedir?</p>
<p>BAŞKAN — Karşılıklı konuşmayın lütfen; devam ediniz Sayın Kışlalı.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Efendim, bir insan&#8230; Eğer Sayın Akyol dürüst bir insansa, bir insanı ancak kendi görüşleri ile suçlamaya kalkar. Benim yaptığım konuşmadan tek cümleyi alarak suçlamaya kalkarsa hazırım, hepsinin savunmasını teker teker yapmaya hazırım; ama, ben bir seminerin açılış konuşmasını yapmışım, oradan çıkıp gitmişim ve ondan sonra ki &#8211; ben sonucu tartışmıyorum, katılırım, katılmam, o başka konu &#8211; benim bulunmadığım bir metne dayanarak beni itham etmeye kalkmak, yalnız ahlak anlayışı ile değil, hukuk anlayışı ile de bağdaşmaz. (AP sıralarından gürültüler)</p>
<p>İzin verirseniz, şimdi Marks için anahtar konusuna geliyorum. (AP sıralarından «Evet, gel» sesleri)</p>
<p>Ben, Sayın Akyol ve 12 Adalet Partili milletvekilinin, hakkımdaki Genel Görüşme önergesini okurken merak etmiştim, nereden çıkarıyorlar bu Marksizm ve Leninizmle ilgili iddiaları diye; şimdi dillerinin altındaki baklayı işitmiş olmaktan dolayı da bir ferahlık duyuyorum.</p>
<p>İHSAN TOKSARI (İstanbul) — Oturduğun zaman belli idi ferahlık duyduğun.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Arkadaşlar, Sayın Akyol, nasıl ki, o seminerin bitiş bildirisine dayanarak beni itham etmeye kalktı ise ve onu yaparken ahlak kurallarına da uymadı ise, burada da uymadı. Bu kitap benim kitabım değil ve bu kitabın önsözü de benîm önsözüm değil. Bunların hepsi sahibine aittir, yazarına aittir; paylaşırız, paylaşmayız, saygı gösteririz göstermeyiz&#8230; (AP sıralarından gürültüler) Efendim, izin verin bitireyim de, ondan sonra konuşun.</p>
<p>BAŞKAN — Müdahale etmeyin efendim.</p>
<p>Devam edin Sayın Kışlalı.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Ben şimdi bir Anayasa Hukuku ve Siyaset Sosyolojisi uzmanı olarak, öğrencilerim için gerekli gördüğüm bazı kitapları Türkçeye çevirirken, bunların arasında &#8211; ki, yapabilirdim, Almanca bilmediğim için yapmadım &#8211; Hitler’in, «Kavgam» ını da çevirse idim, siz ona dayanarak beni suçlamaya kalkacak mıydınız? (AP sıralarından «Elbette» sesleri)</p>
<p>Hayır, hakkınız yok. Siz bu Anayasayı ve bu hukuk düzenini bilmiyorsunuz demektir. (AP şualarından gürültüler) Bir bilim adamının görevi, öğrencilerini aydınlatabilmek için en sağlam kaynakları onlara sağlamaktır. Marksizm konusunda da, Türkçe’de yalan yanlış, son derece fazla yayın yapılmıştır,  bunların büyük bir çoğunluğu da çeviridir ve bu çevirilerin çoğunluğu da yanlış çevirilerdir, eksik çevirilerdir, kasıtlı ve sapmacı çevirilerdir.</p>
<p>HÜSEYİN CAVİT ERDEMİR (Kütahya) — Marksist konuda da tercüme yaptınız mı?</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Ben bu alanda görevli bir öğretim üyesi olarak, bu konuda gördüğüm Marksizmi, en ciddi olarak açıklayan bir yapıtı Türkçeye çevirmekle öğrencilerime karşı bir görevi yerine getirdiğim kanısındayım. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>Şimdi iki ufak konuya daha değinerek sözlerimi bitireceğim.</p>
<p>Anayasanın başlangıç kesiminden cümleler alarak önergenize koymuşsunuz; biz de onları Aristo mantığına göre anlayarak yanıtlamaya çalışmışız. Ama siz, Anayasanın başlangıç maddesinde yer alan başka birtakım gerçeklere gözlerinizi kapamışsınız. O başlangıç kesimi, Atatürk devrimlerine bağlılığın tam bilincine sahip olmak gereğinden de söz eder. Biz, Anayasanın tümüne sahip çıkıyoruz; milliyetçiliğine de, kültürüne de, kültür mirasına da. Siz, yalnız işinize gelen yerlerini, o da saptırarak, ancak kendi çıkarınıza, ancak çıkarlarını temsil ettiğiniz kitlelere uygun olduğu ölçüde sahip çıkmaya kalkıyorsunuz. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Kışlalı, lütfen konuşmanızı toparlayın.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Toparlıyorum efendim.</p>
<p>Sayın Akyol eğer beni yanıtlamak istiyor idiyse, benim getirdiğim somut şeylere yanıt vermek zorundaydı. Ben «din konusuna değinmediler hiç» demiştim, işlerine gelmediği için; iki örnek verdim. Önergelerinde itham ediyorlardı, «Kışlalı, kültür politikasında dine gereken önemi vermiyor» diye. Ben, iki somut örnek verdim.</p>
<p>Ben gelmeden önce, kendi zamanlarında yayınlanan, Kültür Bakanlığının yayınladığı kitaplarda, çocuklarla cinsel ilişkileri teşvik eden, hayvanlarla ilişkilerden söz eden yayınlar vardı. Bunlar mı dine saygıdır? Bunları kaldıran kişi mi dine saygılıdır demiştim; yanıt veremediler. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>Ben, «İstanbul’da, bir Büyük Sinan’ın eseri olan Süleymaniye Külliyesinin uzantısı, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi vardır, oraya gittiniz mi» dedim, yanıt alamadım. «Gidip de, oranın perişan halini görüp de, göz yumdunuzsa suçlusunuz; eğer gitmedinizse, samimiyetsizsiniz» dedim; ona da yanıt alamadım.</p>
<p>Saygılar sunarım arkadaşlar. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Kışlalı.</p>
<p>Önerge sahibi Sayın Akyol, buyurun efendim. (AP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>Süreniz 10 dakikadır Sayın Akyol.</p>
<p>AVNİ AKYOL (Bolu) — Sayın Başkan, sayın üyeler; grup adına yaptığımız konuşmamızda, ülkemizin içinde bulunduğu durumun anasebeplerinden en önemlisinin farklı görüş ile, düşman görüş arasındaki farkları anlamazlıktan gelişimiz olduğunu arz etmeye çalışmıştım. Particilik taassubu ile, ideolojik çıkar hesaplarıyla, farklı görüşlere saygılı ve hoşgörülü olma ve davranma duygusunu dahi kaybetmiş olduğumuzu arz etmeye çalışmıştım. Ama, maalesef gördüm ki&#8230; Artık aynı kelimeleri kullanmak istemiyorum, polemik yolunu tıkamak, kapamak için istemiyorum; sizlere hiç cevap vermeyi de düşünmüyorum.</p>
<p>SAMİ GÖKMEN (Muğla) — Devam et, devam et.</p>
<p>BAŞKAN — Devam edin efendim.</p>
<p>AVNİ AKYOL (Devamla) — Sataşanlar için söylüyorum.</p>
<p>Aynı yolda Sayın Bakan da, sayın sözcü arkadaşımız da devam ettiler, görüşlerine, suçlamalarına, karalamalarına. İnanınız &#8211; konuşmamızı çoğalttık, isteyen arkadaşlara vermeye hazırız &#8211; Sayın Bakanın bizi bilgisizlikle suçlamaya kadar; insancıllık, sevgi, saygı laflarının arkasından bizi bilgisizlikle, devlet» kavramını dahi bilmezlikle suçlamaları olmasaydı, kişiliklerine saygı duyduğumuz, görüşlerini paylaşmadığımız Sayın Bakan hakkında, ya da başlatılan kültür dönemeci hakkında, bu derece, kendilerinin ifâde ettiği gibi, istemediğimiz bir konuşma üslubunu seçmezdik.</p>
<p>Ancak, Sayın Bakan, geldiler; yine aynı şeyi yaptılar.</p>
<p>«Çok ölçülü ve ılımlı bilirdim Sayın Akyol’u dediler. Teşekkür ediyorum şahsi görüşlerine. Bütün…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_1-3/'>Cilt1.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_2-3/'>Cilt1.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_3-3/'>Cilt1.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 155. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-155-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7056</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 145. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 1978 15:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7047</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 145. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 145. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 16 Mayıs 1978, Salı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>(AP sıralarından «Bravo» sesleri) Çünkü Sayın Kışlalı Kültür Bakanlığının lüzumuna bile inanmamaktadır ve zamanla Kültür Bakanlığını bile, elinden gelse, lağvetmeyi düşünmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>FAİK ÖZTÜRK (Elazığ) — Nereden biliyorsun yahu!</p>
<p>HAŞAN GÜRSOY (Devamla) — Bu bakımdandır ki, Bakan olduğundan bu tarafa, Türk kültürüne</p>
<p>en küçük bir katkıda bulunmamıştır. Yaptığı iş, sadece ve sadece tahribattır; 80 yüksek memuru almış</p>
<p>başka yere nakletmiş; 23 memurun da, yavrularının bile gözyaşına bakmadan, işlerine son vermiştir.</p>
<p>Yukarıda saydığım gerçekler gösteriyor ki, Türk kültürünü güçlendirmek, kuvvetlendirmek için değil;</p>
<p>sanki geriletmek ve yok etmek için vazifelendirilmiştir Sayın Kışlalı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Lütfen bitiriniz efendim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>HASAN GÜRSOY (Devamla) — Binaenaleyh, Türk kültürüne bağlı olan bütün parlamenterleri, parti ayrımı yapmaksızın, bu hususta müteyakkız olmaya davet ediyorum. Türk kültürü üzerinde oynanan oyuna hep beraber «dur» demeliyiz; Sayın Kışlalı’yı istifaya davet etmeliyiz ve böylece de milli kültürde yapmış olduğu tahribatı durdurmalıyız.</p>
<p>Hepinize hürmetlerimi arz ederim. (AP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Gürsoy. Cevap vermek üzere, Kültür Bakanı Sayın Ahmet</p>
<p>Taner Kışlalı, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclislin sayın üyeleri;</p>
<p>Adana Milletvekili Sayın Hasan Gürsoy, Milli Kütüphanenin genel müdürlükten müdürlüğe &#8211; yönetim açısından &#8211; çevrilmesini, milli kültürümüze büyük bir darbe olarak nitelendirmiştir.</p>
<p>Kendileri de görecekler ki; bu, çok acele, en azından duygusal verilmiş olan bir yargıdır. İdari bir değişiklik daha önce yapılmış olan ve yönetim biliminin genel ilkelerine ters düşen bir uygulamanın düzeltilmesinden ibarettir ama,  bu değişiklik kesinlikle Milli Kütüphanenin öneminin azaltıldığı anlamını taşımamaktadır. Bundan sonraki aylarda kendileri de görecekler ki, idari açıdan bu değişikliği yapan Bakan ve o Bakanlık, Milli Kütüphanenin şimdiye kadar olduğundan çok daha etkili bir biçimde, işlevlerine çok daha uygun bir biçimde görev görür hale gelmesi için en etkin önemleri alacaktır.</p>
<p>Biraz sonra sırası geldiği zaman, Kültür Bakanlığı hakkında verilmiş olan Genel Görüşme sırasında bu konuda başka noktaları da açıklamak olanağını bulacağım. Yalnız sayın arkadaşımın bir başka iddiasına, gene bu çerçeve içerisinde kısaca cevap vermek zorunluluğunu duyuyorum. Kültür Bakanlığında görevine son verilenler vardır. Bunların kim olduğunu açıklamak olanağını bana verdikleri için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. Bakanlığa geldikten sonra Teftiş Kuruluna verdiğim ilk görevler arasından biri de yapılan atamaların usule ve hukuka uygunluğunu araştırmak olmuştur. Bana getirilen bilgiler &#8211; ki o Teftiş Kurulu benden önceki bakanlar tarafından oluşturulmuş olan Teftiş Kuruludur; o ana kadar tek bir değişiklik de yapmamışımdır &#8211; gerek geçen yılki genel seçimlerden önce, gerekse aralık ayındaki yerel seçimlerden önce büyük ölçüde memur alındığını ortaya koymaktadır ve bu memurların &#8211; bu nokta çok önemli &#8211; yasalara aykırı bir biçimde göreve alındıklarını ortaya koymaktadır. Belediye isimleri vermek istemiyorum; bazı belediyelerden ve bazı merkezi hükümete bağlı kuruluşlardan alınan «görev kazandı» belgelerinin sahte olduğu ortaya çıkmıştır. Biz bu belgeleri veren kuruluşlara birer yazı yazıp, o tarihte sınav açılıp açılmadığını; açıldı ise, bu kişilerin kazanıp kazanmadığım soruşturduğumuzda, gelen cevap; böyle bir sınavın açılmadığı ve bu nedenle de bu kişilerin bu sınavı kazanmaları gibi bir şeyin söz konusu olmadığını ortaya koymuştur.</p>
<p>Benim yaptığım şey, sahte belge ile haksız olarak devlet memuriyetine girmiş olanların işine son vermektir. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AVNİ GÜRSOY (Zonguldak) — Yani sahtekârlık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Bu, hukuk devletinin bir gereğidir.</p>
<p>Bunu yapmadığım takdirde, asıl o zaman ben görevimi yapmamış olurdum ve bunu yapmadığım takdirde o zaman arkadaşlarımın, Yüce Meclisin sayın üyelerinin beni eleştirmek, işte o zaman hakları olurdu.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, biraz sonra Genel Görüşmede yine bana sıra geldiği zaman, biraz daha fazla vaktim</p>
<p>olacağı için, bu konulara başka açılardan da değinmek olanağını bulacağım. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<ol start="3">
<li><em> — Kastamonu Milletvekili Sabri Tığlı’nın, Kastamonu Eğitim Enstitüsündeki bazı olaylar hakkında gündem dışı konuşması ve Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğur’un cevabı.</em></li>
</ol>
<p>-8-</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her çeşit ideolojik, emperyalist, faşist, anarşist ve terörist niyetlere ve cinayetlere en uygun kültürel ortamın daha çok güçlendirilmeye yarayacağına inanıyoruz. İç savaş denemelerine dönüştürülen anarşinin kargaşanın ve çatışmaların baş sebebinin «milli kültürsüzlük» olduğu inancını taşıyoruz.</p>
<p>Devleti yıkmak, milleti parçalamak isteyenlerden kurtuluş çaresinin, başta Hükümet olmak üzere, muhalefeti ve Devletin bütün kuruluşlarıyla, teşhiste doğru ve samimi olarak birleşmek, anlaşmak, «milli tehdidi ve felaketi» politik ve demagojik yönde değerlendirmemek şartıyla, ortak ve enerjik iktidar tutumu ve davranışı olduğu görüşünü benimsiyoruz. Uzun vadeli koruyucu köklü tedbirin, milli kültüre önem, öncelik ve ağırlık vermek; Atatürk ve Türk milliyetçiliğinde birleşmek olduğuna; bunu, milli eğitim yoluyla milletimize ve Devletimizin bütün kuramlarına benimsetmek ve temel yapmak olacağına yürekten inanıyoruz.</p>
<p>«Kültürel dönemeci», toplum ve Devlet hayatımızı birinci derecede ilgilendiren; milli duygu ve inançlarımızın önceliği ve ağırlığıyla bağdaşmayan milli bir konu, sapma olarak gördüğümüzden tarihi ve milli sorumluluğumuzun gereğini yerine getiriyoruz. Anayasanın 88 nci, Millet Meclisi İçtüzüğünün 100, 101 nci maddeleri gereğince, Kültür Bakanının tutumu üzerinde Genel Görüşme açılmasını müsaadelerinize arz ediyor, saygılar sunuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bolu</p>
<p>Avni Akyol</p>
<p>İstanbul</p>
<p>Recep Özel</p>
<p>İçel</p>
<p>Ramazan Çalışkan</p>
<p>Antalya</p>
<p>Kaya Çakmakçı</p>
<p>Kocaeli</p>
<p>Adem Ali Sarıoğlu</p>
<p>Kırklareli</p>
<p>Haşan Korkut</p>
<p>Erzurum</p>
<p>Rıfkı Danışman</p>
<p>Kırşehir</p>
<p>Mustafa Eşrefoğlu</p>
<p>Edirne</p>
<p>Mustafa Bulut</p>
<p>İçel</p>
<p>Fevzi Avcı</p>
<p>Zonguldak</p>
<p>Koksal Toptan</p>
<p>Amasya</p>
<p>Naci Altunay</p>
<p>Kastamonu</p>
<p>Ali Nihat Karol</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Değerli arkadaşlarım, İçtüzüğümüze göre, Genel Görüşme açılıp açılmaması hususunda</p>
<p>Hükümete, siyasi parti gruplarına ve önerge sahiplerinden birisine sırasıyla söz verilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hükümet ve siyasi parti grupları 20’şer dakika, önerge ve imza sahibi olan sayın üye 10 dakika konuşacaktır. Şu ana kadar Başkanlığımıza söz talebi ulaşmamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>HAYRETTİN UYSAL (Sakarya) Hükümet var efendim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Buyuran efendim, Kültür Bakanı Sayın Ahmet Taner Kışlalı.         .</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Süre 20 dakika Sayın Kışlalı</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kültür Bakanının tutumu ile ilgili Genel Görüşme isteğinde yer alan değer yargılarına, izninizle,</p>
<p>yanıt vermeyeceğim. Nasıl ki, bütçe görüşmeleri sırasında Adalet Partisi Grubu adına konuşan sayın sözcü, benim düşüncelerimi, «çarpık» olarak nitelendirdi ise, ne yazık ki, bu önergede de, (benden önce “Milli gaflet dönemi” başında yer almış olan iki sayın Adalet Partili de dahil olmak üzere, bazı değer yargılarına, örneğin «Milli gaflet dönemi» gibi düşüncelere, ifadelere yer vermektedirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hemen belirteyim ki, kendilerinin de sözünü ettikleri çoğulcu demokrasilerde, kendi görüşümüzle bağdaşmayan, kendi düşüncemize uymayan görüşleri bu tür ifadelerle nitelendirmeye çalışmanın, özgürlükçü demokrasiyle, çoğulcu demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bizim gibi düşünmeyenleri şu veya bu biçimde karalamaya kalkarsak, ülkeyi, bugün içinde bulunduğumuz cepheler aşamasına nasıl getirdiğimizi anlarız.</p>
<p>Bizim, gerçekten özgürlükçü demokrasiye inanan, çoğulcu demokrasiye inanan insanlar olarak saygı göstermeyeceğiz tek düşünce, insana, insan sevgisine, insan saygısına ve özgürlükçü demokrasiye saygı göstermeyen düşüncedir. Onun dışındaki her düşünceyi &#8211; kendi görüşümüzle ne kadar çelişirse çelişsin, ne kadar çatışma çatışsın &#8211; saygıyla karşılamak zorundayız; eğer, gerçekten özgürlükçü demokrasiye inanıyorsak; eğer, gerçekten özgürlükçü demokrasiyi, çoğulcu demokrasiyi içimize sindirmişsek.</p>
<p>Bu öneride, hakkımdaki iddiaları 5’e ayırarak yanıtlamak isterim:</p>
<p>Birinci iddia:</p>
<p>Diyorlar ki, benim tutumum Anayasaya aykırıymış. Benim, Kültür Bakanlığının bazı işlevlerini özerk kuramlara devretmek isteğim Anayasaya aykırıymış.</p>
<p>İkinci iddia: Yasalara aykırınmış.</p>
<p>Üçüncü iddia: Milliyetçiliğe aykırıymış.</p>
<p>Dördüncü iddia: Çoğulcu demokrasiye aykırıymış.</p>
<p>Beşinci İddia; Ben, 4 aylık Bakanlığım döneminde, İslam kültürüne önem vermemiştim.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, önce, Anayasaya aykırılık iddiasıyla sözlerime başlıyorum.</p>
<p>Kendileri üç maddeyi zikretmişler. Birinci olarak belirtilen 41 nci maddede deniyor ki: «İktisadi,</p>
<p>sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yolardan gerçekleştirmek Devletin görevedir.»</p>
<p>Şimdi ben, kendilerine soruyorum: Özerk bir kuruluşa bazı görevleri yüklemek antidemokratik midir? Yoksa, özerk bir kuruluşun bu amacı gerçekleştiremeyeceği inancından mı hareket ederek siz o iddiaya yer verdiniz? Biraz sonra konuya geleceğim; fakat peşinen belirteyim ki, demokratik olmayan ülkelerde özerk kurum yoktur. Özerk kurum, ancak, gerçekten demokratik olan ülkelerde, gerçekten hukuk devleti ilkelerine sadık olan Anayasalarda yer alır.</p>
<p>İkinci iddianız, 50 nci maddeyle sınırlı. Anayasanın 50 nci maddesi diyor ki : «Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtların korunmasını sağlar.»</p>
<p>Şimdi, şu anlam çıkıyor: Demek ki, sizin iddianıza göre, ya, özerk kuruluşlar devletin dışındadır veyahut yine bu amacı yerine getiremez.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, eğer siz, özerk kurumları devletin dışında farz ediyorsanız; örneğin, üniversiteleri, yargı organlarını; TRT’yi devletin neresinde olarak kabul ediyorsunuz; bana söyler misiniz? Ya devletin tanımını bilmiyorsunuz veyahut da bu tanım sizin iddialarınızı kapsayacak bir çerçeveye sahip olmadığı için, o tanımı bilmemezliğe geliyorsunuz.</p>
<p>Siz, bu iddialarınıza, beni hoş görün, devlette, onun bir organı olan yürütmeyi, hatta yürütmenin bir kesimini birbirine karıştırmaktan başka bir şey yapmamaktasınız.</p>
<p>Devlet, sadece siyasal iktidarların egemenliği altındaki kuruluşlardan ibaret değildir; özerk kuruluşlar da devletin bir parçasıdır.</p>
<p>Üçüncü söz konusu edilen madde, 129 ncu maddedir. Anayasanın 129 ncu maddesi diyor ki: «İktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma plana bağlanır. Kalkınma, bu plana göre gerçekleştirilir».</p>
<p>Yani, özerklik olunca, plan gerçekleştirilemez mi demek istiyorsunuz? Öyle olduğu zaman, siz, özerk</p>
<p>üniversitelerin ve diğer özerk kuruluşların, devletin yasama organlarınca hazırlanan plana uygun hareket etmediğimi mi, edemeyeceğini mi söylemek istiyorsunuz?</p>
<p>Yasalara aykırılık iddiası da, en az, Anayasaya aykırılık iddiası kadar dayanaktan yoksundur.</p>
<p>İdare hukukundan örnek vererek denilmektedir ki, bu önergede, «Milli savunma, milli kültür ve milli eğitim, devletin anagörevleridir. Bunlar devredilemez.»</p>
<p>Ben, Anayasada yer alan özerk kuruluşları ve bunların dışındakileri bir yana bırakıyorum ama, Sayın</p>
<p>Adalet Partili arkadaşlarıma sormak isterim: Bırakın özerk devlet kuruluşlarını, yükseköğrenimi bile özerk kişilere devreden Adalet Partisi hükümetleri değil mi idi?</p>
<p>Milliyetçiliğe aykırılık iddiası, benim bütçe konuşmamda, gerek Senatoda, gerekse Millet Meclisi önünde dile getirdiğim milliyetçilik ilkelerine atıf yapmadan, genel olarak bir iddia çerçevesinde kalmaktadır.</p>
<p>Anayasanın başlangıcında yer alan şu ifadeye yer veriyorsunuz önergenizde, diyorsunuz ki; «Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham almayı Anayasamız öngörmektedir.»</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yani, sizin bu sözlerinizden, Aristo mantığına göre çıkan anlam şudur: Özerklik olunca, başka bir deyişle, siyasal iktidarın zorlaması, baskısı kalkınca, halk, milliyetçilikten uzaklaşır.</p>
<p>Herhalde, sizin gibi, milliyetçiliği iyi niyette benimsemeye çalışan arkadaşların böyle bir niyetleri olmasa gerektir. Eğer böyle bir niyetiniz yoksa, o takdirde, bu ifadenin, sizin verdiğiniz önergede yeri olmamak gerekir. Eğer, bu ifadeyi bilerek yazdınızsa, halka ve milliyetçiliğin kendisine inançsızlığın bir ifadesinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Ben, şimdi, daha önce Yüce Meclis önünde teker teker sıraladığım milliyetçilik anlayışımızın ilkelerini sıralıyorum ve size soracağım: Hangisine karşısınız?</p>
<p>Ben demiştim ki &#8211; ve her vesile ile de bunu tekrarladım &#8211; ulusumuzun, başka uluslar veya onların içindeki bir kesim tarafından sömürülmesine karşı olan bir milliyetçilik anlayışıdır, bizim milliyetçilik anlayışımız, buna mı karşısınız?</p>
<p>Ben demiştim ki, ıstırap, acı getiren değil, ıstırabı ve acıyı dindiren bir milliyetçilik anlayışıdır bizim anlayışımız; buna mı karşısınız?</p>
<p>Ben demiştim ki, bölücü, kardeşi kardeşe düşman edici değil, birleştirici bir milliyetçilik anlayışına sahibiz; buna mı karşısınız?</p>
<p>Yine dedim ki, inşam devletin kölesi olarak kabul eden değil, insanın mutluluğunu ana amaç olarak sayan bir milliyetçilik anlayışına sahibiz; buna mı karşısınız?                                             •</p>
<p>Nihayet, dedim ki&#8230; (AP sıralarından gürültüler)</p>
<p>Lütfen dinleyin. Özgürlükçü demokraside&#8230; (AP sıralarından gürültüler) Biz, sizi sabırla dinliyoruz. Özgürlükçü demokraside, çoğulcu demokraside, ne kadar, görüşlerimize ters olursa olsun, görüşleri saygıyla dinlemek, en asgari bir kuraldır.</p>
<p>Sonunda da dedik ki, biz, savaşçı değil, barışçı bir milliyetçilik istiyoruz; ama, savaşı da, gerektiğinde &#8212;biz onu 1974’te gösterdik &#8211; ancak yukarıdaki amaçlar uğruna kabul eden bir milliyetçilik anlayışına sahibiz; buna mı karşısınız?</p>
<p>Sayın arkadaşlarım, asıl, milli birliği gerçekleştirecek olan yol budur. Kendilerinin önergelerinde söz ettikleri, o milli birliği gerçekleştirecek olan yol, milliyetçilik anlayışı, asıl budur; ama, eğer, «milli birlik» denilince, onlar sadece belli bir sınıfsal ittifakın çıkarları etrafında bir birlik anlıyorlarsa, elbette ki, bizim yapmak istediklerimizin bu anlayış içerisinde yeri olamaz.</p>
<p>Geliyorum, çoğulcu demokrasiye aykırılık iddiasına.</p>
<p>Çoğulcu demokrasi nedir? Çoğulcu demokrasi, bir toplumda çıkarları birbirinden farklı olan birden çok grupun bulunduğunu kabul eden ve bu çıkarlar arasında, eşit koşullar altında bir mücadele sonucu, bir çıkarlar dengesini hedefleyen bir anlayıştan kaynaklanır; çoğulcu demokrasi budur. Yani, çoğulcu demokraside, kendi düşüncesinden başka düşüncelere, kendi çıkarından başka çıkarların savunulmasına olanak vermeyen bir anlayışa yer yoktur. Bundan çıkan sonuç, devletin elindeki gücün, sadece bir sınıfın veya bir sınıflar grupunun egemenliğini sürdürmek için kullanılmasının bu demokrasi anlayışı içerisinde yeri olmadığıdır.</p>
<p>Nasıl, belirli bir sınıfın aracı olmaktan çıkar devletin elindeki güçler? Siyasal iktidarların egemenliğinden kurtularak; yani özerk olarak. Eğer siz samimi iseniz çoğulcu demokrasi iddiasında, o takdirde, özerkliği, çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez anakurumlarından birisi olarak kabul etmek zorundasınız. Eğer, siyasetin, siyasal baskının girmemesi gereken bir yer varsa, herhalde bu yerinbaşında kültür gelir, bilim gelir, inançla ilgili kurumlar gelir.</p>
<p>Yüce Meclisin sayın üyeleri, bu önergeyi veren arkadaşlar belki farkında değiller; iyi niyetlerine büyük ölçüde inanıyorum; fakat bu önergeyle savundukları şey, aslında çoğulcu demokrasi değil, tekelci ve tekilci bir demokrasidir.</p>
<p>Bundan çıkan sonuç gayet açıktır: Ancak belli bir sınıfın veya sınıf ittifakının çıkarlarına uyduğu ölçüde demokrasiden yana olduklarını ortaya koymaktadırlar.</p>
<p>Tekrar ediyorum, özerkliğin, özerk kuruluşların, çoğulcu demokrasiler dışında hiçbir rejim içerisinde, hiç bir anayasal çerçevede yeri yoktur. Özerklik, özgürlükçü çoğulcu demokrasinin en ileri kavramlarından ve kuramlarından birisidir.</p>
<p>BAŞKAN — Efendim, izin verir misiniz bir hususu sorayım Sayın Bakan, özür diliyorum.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, açık oylama işlemine katılmayan sayın üyelerin açık oylama işlemine katılmalarını rica ediyorum.</p>
<p>Buyurunuz efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Özerk kurumlara karşı olmak, ya özerkliğin anlamını bilmemekten ya da özgürlükçü demokrasiye ve halka olan inançsızlıktan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Geliyorum, önergenizin en ilginç bölümüne, yani, İslam kültürüne önem vermeme bölümüne.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, eğer, bu önergeyi imzalayanlar arasında kendilerine saygı duyduğum benden önceki son iki Kültür Bakanı olmasaydı, bu iddianın yer almasını bir ölçüde doğal karşılayabilirdim. İzninizle, bundan iki ay önce, Süleymaniye Camiinin yakınında olan Türk ve İslâm Eserleri Müzesini gezdiğim zaman nasıl bir durumla karşılaştığımı kısaca anlatayım: Tavanın sıvaları dökülmüş, duvarlarından sular sızıyor. Yerine koymamızın olanağım bulamayacağımız, 500-600 yıllık elyazmaları, çiniler, halılar, yani Türk ve İslâm kültürünün en değerli ürünleri çürümeye terk edilmiş. Ben şimdi kendilerine soruyorum: Acaba Bakan olarak, gidip o müzeyi gezdiniz mi? Eğer, gezip de o duruma göz yumdunuzsa, demek ki, burada yer verdiğimiz ibareler, önerinizde yer alan ibareler samimi değil. Eğer gezmedinizse, orayı gezmedinizse, izin verin, ondan çıkan sonuç da bundan farklı olamaz. Kendisini milliyetçi ve mukaddesatçı ilan eden iki hükümetten sonra gelen bir hükümetin Kültür Bakanı olarak orayı gezdiğim zaman duyduğum ıstırabı, öyle sanıyorum ki, orayı gezmemiş olan, ama şu anlattıklarımı dinleyen bütün arkadaşlar duymaktadırlar. Yaptığım şey, döner dönmez, ertesi günü yaptığım şey, oranın Müdürünü görevden almak ve 400 bin lira imar, oranın onarılması için yollamak olmuştur. Ben size soruyorum, o mudur kültüre, İslâm kültürüne değer vermek, yoksa bizim yaptığımız mıdır?</p>
<p>ÖZER YILMAZ (Bursa) — Gitmişken namaz kıldın mı? (AP sıralarından gülüşmeler)</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Siz birtakım yayınlar yaptınız.</p>
<p>Sayın arkadaşlar, ben size bir örnek veriyorum.</p>
<p>Eğer, gerçekten değer veriyorsanız o sizin söylediklerinize, sizin grupunuz tarafından verilmiş olan önergede yer alan hususlara gerçekten inanıyorsanız, burada gülecek bir şey değil, üzülecek bir durum görmeniz gerekir.</p>
<p>AHMET SAYIN (Burdur) — Ağlayalım mı?</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Benden önceki bakanlar döneminde, Kültür Bakanlığı birçok yayın yaptı. Yeniden okumak istemiyorum, bütçe konuşmam sırasında örneklerini verdim. Çocuk yaşındakilerle cinsel ilişkiyi öven şiirleri sizler yayınladınız. Bu mudur dine saygı? Bu mudur Kültür Bakanlığının dine saygı anlayışı? (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>Sayın arkadaşlarım, biz bir Felsefe Alt Kurulu kurduk ve o Felsefe Alt Kuruluna, Doğu ve İslam felsefesiyle ilgili değerli bilim adamlarını aldık. Eğer sabrederseniz, göreceksiniz ki, birkaç ay daha sabrederseniz, ilk yayınlarımızdan itibaren göreceksiniz ki, biz, dine saygı dinsel kültüre saygı açısından, sizin yapamadığınız birçok şeyi yapacağız, gerçekleştireceğiz; ama bunu Siyasal bir araç olarak kullanmak için değil, gerçekten bilimsel bir çaba ile, kültüre saygımızdan dolayı, inanca saygımızdan dolayı yapacağız. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>Sayın arkadaşlar, sözlerimi bağlamak istiyorum.</p>
<p>İSMAİL HAKKI KÖYLÜOĞLU (Ankara) — Bağla, bağla.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Daha uzun konuşmak için hiçbir gerek yok. Sizin önerinizde somut olarak ne yer almışsa, onların ne kadar bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyabilmek için bu kısa süre yetti bana.</p>
<p>Tüm kuşkular, benim başında bulunduğum Kültür Bakanlığının bugüne kadar yürüttüğü politika ile ilgili tüm kuşkular, ya Devlet ve özerklik kavramının bilinmemesinden kaynaklanmaktadır ya da kendisi gibi düşünmeyenlere karşı hoşgörüden yoksun olmanın bir ürünüdür.</p>
<p>Şimdi, izninizle, o öneride yer alan iki bölümü okumak isterim.</p>
<p>Sayın arkadaşlarımız diyorlar ki, «İç savaş denemelerine dönüştürülen anarşinin, kargaşanın ve çatışmaların baş sebebinin milli kültürsüzlük olduğu inancını taşıyoruz.»</p>
<p>Eğer bu söyledikleri doğru ise, son 12 yılın baş sorumlusu olarak, son 12 yıldaki hemen tüm hükümetlerde ana sorumluluğu taşımış kişiler olarak, milli kültürsüzlüğün bu sonucunun vebalini benim değil, kendi sutlarında hissediyorla demektir. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, bir kez daha sizden özür diliyorum&#8230;</p>
<p>Açık oylamaya katılmayan üye var mı efendim?..  Yok.</p>
<p>Bu durumda, oylama işlemi bitmiştir.</p>
<p>Kupayı kaldırınız.</p>
<p>Efendim, özür dilerim, buyurunuz.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Eğer bugün gerçekten kendilerinin burada ifade ettiği gibi, bir milli kültürsüzlük söz konusu ise, herhalde bunun suçu, dört aylık bir bakanın değil, bu kadar yıl o yükümlülüğü, o görevi taşımış olanların olsa gerektir.</p>
<p>Gene diyorlar ki, önergelerinde, «Uzun vadeli, koruyucu köklü tedbirin milli kültüre önem, öncelik ve ağırlık vermek, Atatürk ve Türk milliyetçiliğinde birleşmek olduğuna, bunu milli eğitim yoluyla milletimiz ve Devletimizin bütün kuramlarına benimsetmek Ve temel yapmak olacağına yürekten inanıyoruz.»</p>
<p>Kendilerine katılırım. Yalnız, kendilerine şunu da belirtmek isterim ki, müsterih olsunlar; kendilerinin bu kadar yılda gerçekleştiremediklerini biz çok daha kısa zamanda gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Yüce Meclisin sayın üyeleri, kültürümüzün gerçek kaynaklarına asıl biz iniyoruz, kültür mirasımıza asıl biz sahip çıkıyoruz; onu, çağın ve bilimin gereklerine göre geliştirecek ve yayacağız. Nasıl ki, milliyetçiliğin sözünü değil de uygulamasını 60 yıl önce de, 4 yıl önce de biz yaptıysak, şimdi de, ulusal kültüre nasıl sahip çıkılması gerektiğini nasıl sahip çıkılacağını da biz göstereceğiz. Eğer, sayın Adalet Partili arkadaşlarım bunda bir terslik görüyorlarsa, kendilerini milliyetçi ve sağcı olarak ilan ettikten sonra, bunu kendilerinin yapmamış olduktan, gerçekleştirememiş bulunduktan bir hususu,  demokratik solcu bir hükümetin ve bir bakanın gerçekleştirmesinde bir terslik görüyorlarsa, bunun nedenim aramak bize değil kendilerine düşer.</p>
<p>Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar.)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, çalışma süremiz dolmak üzeredir. Bir grupa söz versek bile, o grupun konuşmasını sağlayabilmek için de yeniden uzatma kararı almamız gerekiyor. O nedenle, yeni bir grupa söz veremiyorum. Ancak, açık oylama isteminin sonuçtum da bu oturumda sizlere sunmak durumundayım. Onun, için, Genel Kuruldan özür diliyorum; sayım yapılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol>
<li>— GÖRÜŞÜLEN İŞLER (Devam)</li>
<li>— Cezaların İnfazı hakkmdaki 647 sayılı Kanuna bir ek madde ile geçici 7 nci maddeye bir fıkra ve bu Kanuna geçici bir madde eklenmesine dair kanun tasarısı ile Adana Milletvekili Alparslan Türkeş ve 4 arkadaşının, 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında Kanunun 1712 sayılı Kanunla değişik 19 ncu maddesinin 1 nci fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve Adalet Komisyonu raporu. (1/114, 2/535) (S. Sayısı : 74) (Devam)</li>
</ol>
<p>BAŞKAN — Değerli arkadaşlarım, 13 Temmuz 1965 tarih ve 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanuna 2 ek madde île geçici 7 nci maddeye bir fıkra ve geçidi bir madde ilavesine dair kanun tasarı sının açık oylamasına 129 sayın üye katılmış olup, 116 kabul, 7 ret, 2 çek&#8217;inser, 4 de geçersiz oy kullanılmıştır.  Oylama işlemi önümüzdeki birleşimlerde tekrarlanacaktır efendim.</p>
<p>Çalışma süremiz dolmuş bulunmaktadır. Yarın, yani 17 . 5 . 1978 Çarşamba günü saat 15.00’te yapılacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısından sonra toplanmak, Anayasa Mahkemesine üye seçimini yapmak ve gündemde yer alan diğer konuları sırası ile görüşmek üzere birleşimi kapatıyorum.</p>
<p>Kapanma Saati : 18.58</p>
<p>VII. —SORULAR VE CEVAPLAR</p>
<ol>
<li>A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI</li>
<li>— İstanbul Milletvekili Turan Koçal’ın, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsünde yapılan soruşturmaya ilişkin sorusu ve Milli Eğitim Bakam Necdet Uğur’un yazılı cevabı. (7/206)</li>
</ol>
<p>17.3 . 1978</p>
<p>Millet Meclisi Başkanlığına</p>
<p>Aşağıdaki Sorularımın Milli Eğitim Bakam Sayın Necdet Uğur tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delalet buyurulmasını saygılarımla rica ederim.</p>
<p>İstanbul Milletvekili</p>
<p>Turan Koçal</p>
<ol>
<li>Bakanlık müfettişlerinden Nejat Yüzbaşıoğlu ve Kemal Onur İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü</li>
</ol>
<p>idarecilerine sorduğu tahkikat sorularından (TC Anayasasının 2 nci maddesinde yer alan laiklik ilkesine aykırı olarak okula cami açtığınız, buraya harf devrimine ters düşen arap harfleri ile yazılı levhalar yazılmasına göz yumduğunuz, derslere baş örtülü kız öğrenci sayası yıldan yıla artmasına rağmen buna karşı bir önlem almadığınız gibi Disiplin konusu İmline de getirmediniz.) Anayasanın 19 ncu maddesinin Din ve Vicdan hürriyetine ters düşen ve ihlal eden bir soruşturma değil midir?</p>
<ol start="2">
<li>Okuldaki mesçite arap harfleri ile asılan levhaların Anayasanın 2 nci maddesine aykırılığı mantığını Tüfkiye Büyük Millet Meclisi mesçitinede arap harfleri ile asılı levhalardan bağlantısını nasıl açıklarsınız?</li>
<li>Başörtülü kızların örf ve adetlerine uymaları suç kabul ediliyor da, mini etekle tahrik edici şekilde giyinen kızların tutumu suç değil midir?</li>
<li>Müfettişlerin sorularından Kur’an Kurslarının ilanlarını okul tahtasına asılması Atatürk ilkelerine aykırı sorusunda, büyük Atatürk’ün Kur’aıı Kurslarına ve Kur’an okunmasını yasaklayan kesin bir emri ve anlayışı var mıdır?</li>
<li>Atatürk Eğitim Enstitüsüne yeni atanan idarecilerin mescidin kapısına kilit vurmaları doğru mudur?</li>
<li>Müfettişlerin Türk Büyüklerinin resimlerinin asılmasını soru mevzuu yapmış olmalarına rağmen okulda Mao ve Lenin’in resimlerini soruşturma yapmayışının nedeni nedir?</li>
</ol>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_1/'>Cilt2.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_2/'>Cilt2.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_3/'>Cilt2.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_4/'>Cilt2.pdf_Sayfa_4</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_5/'>Cilt2.pdf_Sayfa_5</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/cilt2-pdf_sayfa_6/'>Cilt2.pdf_Sayfa_6</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 6. Cilt 145. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-6-cilt-145-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7047</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Millet Meclisi 5. Dönem 13. Cilt 113. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 1978 15:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7033</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 13. Cilt 113. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Millet Meclisi 5. Dönem 13. Cilt 113. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>22 Şubat 1978, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>…ileriye sürdükleri mili kültüre, yani ulusal kültüre onlardan daha çok sahip çıkıyoruz. Bir Yunus’u, bir</p>
<p>Karacaoğlan’ı çağdaşlaştıran ve çocuklarımıza anlatan biziz. Pir Sultan’ı ortaya koyan biziz. Bir büyük</p>
<p>ozanımız, gerçekten bütün öz dilimizi işleyerek, en güzel kurtuluş savaşımızı ve insanımızı anlatmıştır.</p>
<p>Onun için, gerçekten gerçekten yana olanlar, gerçekten insanını sevenler, halkın diliyle onun dertlerini</p>
<p>dile getirebiliyorlar. Bütün ulusal kültürümüzün çağdaş anlamda ortaya çıkabilmesi, bütün bu değerlerimizin ortaya çıkarılması, ona yeni bir yorum getirerek yeni bir çağdaş kültür yaratmamıza bağlıdır.</p>
<p>Sözcü diyor ki, «Baleye karşıyız, operaya, orkestraya karşıyız» uçağı alacaksın, otomobili atacaksın, tekniği atacaksın, düşüncelere kapıyı kapatacaksın. Romanı da biz dışardan aldık, birçok değerleri dışardan aldık, gücümüz varsa, biz de dışarıya bir şeyler götürelim. Elbette kültür alışverişi</p>
<p>olacaktır. Biçimleri oradan alacaksın; ama halkına dayanıp özü sen o biçim içerisine getireceksin, öyle</p>
<p>bir bale öyle bir opera yapacaksın ki, Anadolunun ortasında, Anadolu kendi sorununu o balede, o operada, o müzikle, o ezgide kendisini görecek. Yoksa, bunu ben yaratmıyorum, bu benden gelmiyor diyecek olursan, 20 nci Yüzyılda yaşarsın, kafan iki bin yıl öncesinin düşüncesini taşır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Gazalcı, lütfen toparlayın  efendim, lütfen.</p>
<p>MUSTAFA GAZALCI (Devanda) — Biz, tüm geçmiş değerlerimize sahibiz. Kültür ve uygarlık alanına kim ne getirmişse, ondan onur duyuyoruz. Ulusal kültürü, bu değerlerin üstünde koruyacağız ve yeni insanımız, gelişen Türk toplumu bu ulusal kültürümüze yeni yorumlar getirerek, yeni eklemeler yapacaktır. Kültür Bakanlığımızın olumlu girişimlerinde sözden işe geçmesini bekler, bu yolda bütün gücümüzle kendilerini destekleyeceğimizi söyler, değerli Kültür Bakanlığı mensuplarına ve değerli milletvekillerine içten saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Gazalcı, teşekkür ederim. Kültür Bakanı Sayın Ahmet Taner Kışlalı. Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Kışlalı, konuşma süreniz 30 dakikadır, buyurun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri;</p>
<p>Kültür Bakanlığı Bütçesi üzerinde konuşan sayın üyelerin tümüne teşekkürü bir borç bilirim.</p>
<p>Değişik nedenlerden dolayı kendilerine ayrı ayrı teşekkür etmek isterim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Grupu adına konuşan Sayın Burhan Galip Şavlı’ya ve şahsı adına konuşup</p>
<p>Sayın Mustafa Gazalcı&#8217;ya Bakanlığımız Bütçesi nedeniyle bu konuya getirdikleri katkılardan, tuttukları ışıktan dolayı teşekkür ederim.</p>
<p>Milli Selâmet Partisinin Sayın  sözcüsü Hasan Seyithanoğlu’na kullandığı arı dilden dolayı teşekkür ederim.</p>
<p>Milli Hareket Partisi sözcüsü Sayın Kösoğlu’na belli bir görüş açısını ortaya koyduğu için teşekkür ederim.</p>
<p>İSMAİL AKIN (Afyonkarairisar) — Çağ dışı düşünceli olduğu için.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Adalet Partisinin Sayın sözcüsü Ömer</p>
<p>Barutçu’ya, bana bazı konuları enine boyuna açıklamak olanağını verdiği için teşekkür ederim.</p>
<p>İsterdim ki, bu teşekkürüm Cumhuriyet Senatosunda Bakanlığımın Bütçesi görüşülürken yaptığım gibi, bir adım daha ileri gitsin. KeKndilerine kullandıkları üslûptan dolayı da, eleştirilerindeki ölçülülükten dolayı da teşekkür edebileyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İsterdim ki, ikide bir benim çarpık düşünce taşıdığımı bu kadar sık tekrarlamasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arkadaşlar, zaman zaman bir bilim adamı gibi konuşursam beni hoş görün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir düşüncenin çarpıklığı neye göre saptanır?</p>
<p>Onu ileri süren kişinin düşüncesine göre saptanır.</p>
<p>Ama, eğer bir an için benim düşüncemin doğru olduğunu kabul ederseniz, o kişinin düşüncesi çarpık olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milliyetçilik konusunu muhalefet partisine mensup arkadaşlarımız çok sık bir biçimde bu kürsüye getiriyorlar. Milliyetçiliğin ne olduğunu asri boyutlarına indirgeyerek burada ortaya koymak olanağını bana verdikleri için bir kere daha teşekkürü borç bilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milliyetçilik, biliyorsunuz 18 nci yüz yılın sonunda imparatorluktan ulusal devlete geçişte öncülük etmiş bir ideolojidir. Kökü dışarıda olan hanedanların yıkılması için, ulusal burjuvazinin gereksinmelerine cevap olan bir ideoloji olarak ortaya çıkmıştır. Zaten ideoloji, toplumsal bir sınıfın gereksinmelerine cevap veren tutarlı bir inanç sistemidir. Ama, başlangıçtaki sınıfsal yanına karşın, milli yetçilik bir ideoloji olarak ulusculuk, ortak koşulları paylaşan, aynı toprak üzerinde yaşayan insanların, paylaştıkları ortak koşulların bir sonucu olarak, onların dayanışma duygusuna cevap veren, o gereksinmeye cevap veren bir ideolojidir.</p>
<p>Bu yanıyla sınıflar üstü olmak gerekir. Başlangıçta burjuvazinin gereksinimine cevap olarak doğan bu ideoloji, izin verirlerse bugün emekçi sınıfların gereksinmelerine daha çok cevap vermeye başlamıştır. Ben, çağımızda ancak solcuların gerçek anlamda milliyetçi olabileceklerini söylediğim zaman buna alınmışlar. (CHP sıralarından alkışlar.)</p>
<p>Bu, bir değer yargısı değildir, bu, bilimsel bir gerçeğin ifadesinden ibarettir.</p>
<p>Çağımızda sağ, sermayeyi temsil eder. Çoğulcu demokrasilerde nasıl çeşitli çıkarlar eşit bir düzeyde karşı karşıya gelmek olanağını bulursa ve bu çeşitli çıkarların temsilcisi olan siyasal örgütler ortaya çıkarsa, sermayeyi temsil eden siyasal partilerin örgütleri de sağcı örgütlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sermayenin uluslararası bir nitelik kazandığı bir dönemde, &#8211; beni hoş görsünler &#8211; ne kadar isterlerse istesinler, &#8211; iyi niyetlerine de inanıyorum &#8211; sağcı partileri temsil edenlerin milliyetçi olmalarına olanak yoktur. (CHP sıralarından, «Bravo» sesleri, alkışlar. AP sıralarından, «Ne biçim konuşuyorsun?» sesleri, gürültüler.)</p>
<p>Efendim, biz sizi&#8230; (AP sıralarından gürültüler.)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın arkadaşlarım, lütfen sükûnetle dinleyiniz. Rica ediyorum, Hatibin söz hürriyetini kesmeyiniz, rica ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ALTAN TUNA (Çanakkale) — Sağcılık yağcılıktan kötüdür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Sayın arkadaşlarım, siz de işi bütünüyle karıştırıyorsunuz, rica ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Sayın arkadaşlarım, nasıl ki, «Ben ressamım» demekle bir insan ressam olamazsa, «Ben</p>
<p>milliyetçiyim» demekle de bir insan milliyetçi olamaz. Böyle bir dönemde, biraz önce değindiğin</p>
<p>nedenlerle, sağcıların artık milliyetçi olma şansını büyük ölçüde yitirdikteri bir dönemde, hoş görsünler, kendilerinin kullandıkları sözcüğü kullanacağım, beynelmilelciliği veya enternasyonalcılığı artık solcuların arasında değil, kendi aralarında aramak zorundadırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milliyetçilik bayrağını yarım yüzyıldır taşıyan bir partinin temsilcisi olarak karşınızdayım. Kesinlikle</p>
<p>ifade edeyim, bu bayrağı yarım yüzyıl şerefle taşıdıktan sonra tutucu görüşe bırakmaya niyetimiz ve</p>
<p>isteğimiz kesinlikle yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nasıl bir milliyetçilik istiyorsunuz? Bu soruyu izninizle sormak zorundayım. Milliyetçilik, tutucu</p>
<p>da olabilir, ilerici de olabilir. Eğer iç sömürüyü gizlemeye yönelik bir milliyetçilik anlayışını savunuyorsanız, yani, bir sınıfın başka bir sınıfı sömürmesini gözden saklamak için, yüzeysel bir dayanışma sağlamak için milliyetçiliği bir araç olarak kullanıyorsanız, bu, tutucu bir milliyetçiliktir. Ama, eğer bir ulusun başka bir ulusu sömürmesini veya bir ulusun içindeki küçük bir azınlığın başka bir ulusu sömürmesini önlemek için milliyetçilik silahına sarılıyorsanız, bu ilerici bir milliyetçilik anlayışıdır.</p>
<p>Başka ulusları egemenlik altına almak isteyen milliyetçilik tutucudur, gericidir. Bir ulusu ezilmekten, sömürülmekten kurtarmak için, bizim 1974’de Kıbrıs’ta yaptığımız gibi, milliyetçilik silahına sarılıyorsanız, bu ilerici bir milliyetçiliktir. Istırapları dindirmeye, insanlara mutluluk getirmeye yönelikse, milliyetçilik ilericidir. Yeni ıstıraplar yaratmaya, bireyleri bir sürünün parçaları gibi görmeye, insanı Devlete feda etmeye yönelikse, tutucudur. İnsancıl olmayan bir milliyetçilik anlayışına biz yer veremeyiz, Devlet insan için vardır. yoksa, insan Devlet için var olmuş değildir. Atatürkçü milliyetçilik budur, bizim savunduğumuz milliyetçilik budur, Kültür Bakanlığının ulusal kültür politikasına ışık tutacak olan milliyetçilik de budur sayın arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kültür politikamız yalnız ulusal değildir, yalnız  milliyetçi değildir; aynı zamanda demokratiktir. Çeşitli demokrasi anlayışlarının olduğunu siz de benim kadar bilirsiniz. İkide bir muhalefete mensup sayın  arkadaşlarım, Kültür Bakanlığının bazı işlevlerini özel kuruluşlara devretmeyi düşündüğümüzü açıkladığım için beni eleştiriyorlar. Bana Anayasadan bile örnek vermeye kalkıyorlar. Bu bizim yalnız milliyetçilik anlayışımızın değil, aynı zamanda demokrasi anlayışımızın da sonucu olan bir karardır.</p>
<p>Biraz önce söyledim, ideolojiler sınıfsaldır, milliyetçilik hariç. Siyasal iktidarlar da mutlaka bir tabana dayanırlar. Senato da söylemiştim, izninizle bir daha tekrarlayayım, Napoleon Bonaparte&#8217;in ünlü bir sözü vardır: «Süngülerle her şey yapılabilir, üzerine oturulamaz» der. Ancak toplumsal bir taban üzerine oturulur ve ancak o toplumsal tabanın eğilimleri, gereksinmeleri yönünde hareket ettiğiniz zaman, onun olanaklarına uyarak hareket ettiğiniz zaman belirli bir yere kadar gidersiniz veya gidemezsiniz. Bu demektir ki, her siyasal iktidar belirli bir toplumsal tabanın, dolayısıyla da o tabanın ideolojisinin savunucusudur. Eğer siz gerçekten milliyetçi, gerçekten demokratik bir kültür politikası istiyorsanız, benim bu sözlerimi, benim Kültür Bakanlığının bazı işlevlerini özel kuruluşlara devretme isteğimi sizin de desteklemeniz gerekir. Bu demektir ki, değişen siyasal iktidarlara göre, hatta o siyasal iktidarlar içindeki değişen bazı gruplara göre kültüre yön verme için sizin araç olarak kabul ettiğiniz ideoloji değişmesin demektir. Her iktidar değişikliğinde devlet bu kez başka bir ideolojiye göre kültüre yön vermeye kalkmasın demektir. Bu demektir ki, çoğulcu demokrasinim gerekleri yerine gelsin demektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nedir çoğulcu demokrasi? Biraz önce de söyledim, çoğulcu demokraside bir toplumda çıkarları birbiriyle çatışan, çıkarları birbirinden farklı olan grupların, sınıfların varlığı kabul edilmiştir. Ve çoğulcu demokrasi hedef olarak bu çıkarlar arasında bir denge kurmayı kendine seçmiştir. Eğer siz bunu kabul etmez de ulusal olması gereken, demokratik olması gereken kültür politikasına siyasal iktidarın ideolojisi yönünde yön vermeyi kabul ederseniz o zaman çoğulcu demokrasinin ana gereklerinden bir tanesini reddetmiş olursunuz. Devleti, Devlet gücünü belirli bir sınıfın ideolojisine bağlamış, belirli bir sınıfın kendi ideolojisini kendi halk kültürünü tüm topluma kabul ettirmesini desteklemiş olursunuz ki, bunun çoğulcu demokraside, sizin ve bizim kabul ettiğimiz demokraside yeri yoktur.</p>
<p>FERHAT ARSLANTAŞ (İzmir) — Derstir, bu dersi dinlemek lâzım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Efendim sizler gibi herkes dinliyor. Meseleyi kesmeyelim. Devam edin Sayın Bakan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Sayın arkadaşlarım, halktan korkmayan kişilerin özerklikten korkmaları söz konusu olamaz. Ben özellikle sayın Adalet Partili arkadaşlarımın henüz halktan korkacak bir noktaya varmadıklarını düşünerek, özerklikten korkmayacaklarını ummak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demokraside seçkinlerin diktasına yer yoktur. Seçkinlerin kendi ideolojilerini toplumun tümüne kabul ettirmeleri ancak faşist rejimlerde bir ilke olarak alınabilir, onun dışındaki rejimlerde alınamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KEMAL DOĞAN (Kayseri) — 5,5 milyon rey var ama?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Bizim kültür politikamızın hedefi özgür bir insan dediğimiz zaman, arkadaşlarımız alındılar. Kültür politikamızın insanı «Özgür, barışçı, kendini yenileyen, insancıl, kendi mutluluğunu, önce kendi toplumunun daha sonra giderek tüm insanların mutluluğunda bulan bir insandır» dediğimiz zaman bundan alınıyorsunuz.</p>
<p>Bana söyler misiniz, bu niteliklerden hangisine itirazınız var? Özgürlükle özgür olmasına mı Sayın Barutçu beni hoş görsün. Benim bu kültür politikamızın hedefi tanımlayan sözlerimi eleştirirken dedi ki «Özgür olup da ne olacak yani? Marksist insan mı olacak?» Siz Marksizme, bugün ulaştığı düzeyin çok ötesinde bir katkıda bulunmuş oluyorsunuz gibi geliyor bana.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) — Öyle demedim, rica ederin Sayın Bakan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Bu bizim kültür politikamızın hedefi tekrar ediyorum; bu tanımın içinde kendini bulan insandır. Bu insan hiç korkmayınız, geçmişinden kopmuş bir insan olmayacaktır. Bu dürüstlüğünü, çalışkanlığını, mertliğini, yurt sevgisini, insan sevgisini kendi zengin geçmişinden alan; ama çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak zorunda bulunan bir toplumun gereklerine yönelik bir insandır.</p>
<p>Birinci yanıyla ulusaldır; ama hedefiyle evrenseldir. Geçmişle, geleceğin bir sentezidir bu insan. Geçmişin izlerini, geleceğinse tohumlarını içinde taşıyan bir insan olacaktır bu. Başkası zaten olamaz, başkasının olacağını söylesek de bilimsel gerçeklere ters düşer bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın arkadaşlar, ancak kendi geçmişinden kopmadığı ölçüde, ancak kendi kültür mirasına sahip çıktığı ve ona katkıda bulunduğu ölçüde insan evrenselleşse de, o evrenselleşmeye, evrensel uygarlığa katkıda bulunabilir. Kendi geçmişinden koparsa, kendi kültürel dayanaklarından koparsa; o insan evrenselleştiği anda yeni bir uygarlığın içerisine girdiği anda o uygarlığı benimseyen ama o uygarlığa katkıda bulunamayan, katılamayan insan durumuna düşer.</p>
<p>Sayın Kösoğlu beni hoş görsünler; Anayasanın kültürel planlamayla ilgili maddesini, özelikle Üniversitedeki uzmanlık alanının bir bölümünü, Anayasa Hukukuna ayrılmış bir insan olarak biliyorum. Onun olmasında gerek yok, herkes biliyor, hepimiz biliyoruz. Bizi gelişmekte olan diğer ülkelerden ayıran en büyük özelliği burada tekrarlamakta yarar var; Hiçbir zaman en azından siyasal alanda sömürgeleşmemiş, bağımsızlığını yitirmemiş bir ülkenin, bir ulusun mirasçısıyız. Eğer demokrasiyi tüm olumsuz koşullara karşın hâlâ yürütebiliyorsak bunu biraz da buna borçluyuz.</p>
<p>Büyük imparatorlukların mirasçısı olmanın bir avantajıyla siyasal bakımdan beğensek de, beğenmesek de çok kültür kurumlarımız var. Toplumsal bakımdan da var, hatta ekonomik bakımdan da var; ama ne yazık ki kültürel bakımdan o kurumları bir yerin ötesine götürmek çabasını göstermemişiz.</p>
<p>Atatürk dünyada ilk kültür devrimini gerçekleştiren insandır, önce insanı değiştirerek, o değişen insana dayanıp toplumu daha ileri bir düzeye götürmek istemiştir ve bunu da büyük ölçüde başarmıştır.</p>
<p>Atatürk o kültür devrimini yaparken kurumsallaşmaya çok büyük bir önem vermiştir. Türk Tarih Kurumunu kuran, Türk Dil Kurumunu kuran, Konservatuvarı kuran Atatürk’tür. Ama Atatürk’ün ölümünden sonra birçok konuda yaptığımız gibi, kültür konusunda da biz Kemalizmi, Atatürk&#8217;ün gerçekleştirdiklerinin bekçiliği şeklinde anlamışız, o bekçiliğe büründükçe de Atatürk’ün başlattığı devrimi bir yerde dondurmuşuz, sürdürememişiz. İşte başlayan o devrimi bu Hükümetin bir üyesi olarak ve bu Hükümete destek olan grup olarak, o grupun toplumdaki tabanı olarak biz tamamlamak azmindeyiz ve kararındayız arkadaşlarım. (CHP taraftarından alkışlar)</p>
<p>Bizim kültür alanındaki kurumsallaşmamız üç düzeyde olacaktır: Önce kültür mirasımızı değerlendirmek için bir kurumlaşma düşünüyoruz, sonra bu mirası araştırmayla geliştirmeye yönelik bir kurumlaşma düşünüyoruz ve nihayet bunun ürünlerini topluma yaygın bir biçimde adaletli bir biçimde, mümkün olduğu kadar eşit bir biçimde yaymak için bir kurumlaşma düşünüyoruz.</p>
<p>Burada söz alan hemen tüm konuşmacılar dil konusuna da değindiler ve işin garip yanı, dil konusuna değinen, dildeki anlaşmayı eleştirenlerin çoğu kendileri de oldukça öztürkçe kelimeler kullandılar. Bir yandan Atatürk milliyetçiliğini savunduklarını söylerken bir yandan dildeki arılaşmanın bizzat Atatürk tarafından başlatıldığını unuttular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atatürk’ün nutkunu 1926’duki metinle bugün anlayamıyoruz. Doğrudur, ama unutmayın ki, 1926’da o nutku halk da anlamıyordu. Atatürk’ün büyüklüğü, bunu görmesinde ve bugünün gereklerini yerine getirmek için en cesur adımı atmasındadır. O zamanki halkta bugünkü halk, hatta Yunus Emre’nin yaşadığı dönemdeki halk aynı dili kullanıyor.</p>
<p>Çarpıklık onda değil, o zamanki aydınla, Yunus Emre dönemindeki aydınla bugünkü aydın aynı dili konuşmuyor. Çarpıklık buradadır. Biz gerçek halkçı olduğmuzu, gerçek milliyetçi olduğumuzu dilde de      gösteriyoruz. Halkla aramızdaki kopukluğu gidermek için, halkın anlayacağı bir dile aydınlar düzeyinde de ulaşmak için çaba gösteriyoruz. Hepiniz biliyorsunuz. Alay etseniz de etmeseniz de, Sayın Ecevit’in kullandığı «olasılık» «olanak» kelimelerini Saym Ecevit’in dilini halk anlıyor, ama Kültür Bakanlığının eski mensupları beni hoş görsünler. Kültür Bakanlığının yani Devletin olanaklarıyla çıkarılan Milli Kültür Dergisinin dilini halk anlamıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Siz «Toplum» dediğiniz zaman halk anlıyor ama, «Cemaat» dediğiniz zaman, «Cemiyet» dediğiniz zaman, «İçtimaiyat» dediğiniz zaman ne halk anlıyor ne de bugünün gençliği anlıyor. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri, alkışlar)</p>
<p>RECEP ÖZEL (İstanbul) — «Dinlence» den kimse bir şey anlamıyor Sayın Bakan.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamda) — Sayın Adalet Partisi sözcüsü, Milli Kültür Dergisini benim bir emrimle durdurduğumu, bazı araştırma kurullarını lağvettiğimi söyledikten sonra diyor ki, «Korkmadan, cesaretle bizim bıraktığımız yerden devam etsinler» diyor. Beni hoş görün sizin bıraktığınız yerden devam edersem kendi kendimi inkâr etmiş olurum, bana güven göstermiş olanları hayal kırıklığına uğratmış olurum. Daha da ötesinde ulusal demokratik bir kültür anlayışına ihanet etmiş olurum, örneklerini vereyim, o Milli Kültür Dergisini ben durdurmadım. Yayınlarını, içeriğini değiştirerek üç ayda bire indirerek        devam edeceğiz ama, o sizin savunduğunuz Milli Kültür Dergisinin aslında neleri savunduğunu size göstermek için, kısa bir iki örnek vermek isterim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>«Binaenaleyh, Kontenjan Senatörü olarak tercih edilen zatların, tefrikten sonra, bir partinin kadrosunda resmen yer almaları veya alenen ağırlık koymaları halinde, Senato üyeliklerinin sakıt olacağı hususunda Anayasada ve Seçim Kanununda bir hükmün bulunmaması veya bir teamül teessüs etmemiş olması, kanaatimizce mühim bir eksikliktir.» Kim diyor bunu? Kültür Bakanlığının sayın müsteşarı diyor. Nerede söylüyor? Devletin parasıyla basılan bir yayın organında söylüyor. Size sorarım ben: Bu bir kültür hizmeti midir? Yoksa, bir devlet memurunun Devlet olanaklarını kullanarak, siyaset yapması mıdır? Siz buna izin verebilirsiniz; ama benim Devlet anlayışım buna izin vermeme olanak tanımıyor.</p>
<p>Size başka bir örnek daha vermek isterim: «Birmuhafazakâr olarak ben, siyasi bir insanın en iyi  durumda bana ne gibi iyilikler sağlayacağını değil, &#8211; Dikkatinizi çekerim &#8211; bu siyasi insanın en kötü durumda bana yapabilecekleri kötülükleri, asgari hadde tutmak için ne gibi şartların gerekeceğini düşünüyorum.» Yani, Kültür Bakanlığının Devletin olanaklarıyla yayınladığı bir dergide rejimin temeli olan, siyasal insana inançsızlığın o insana kötülüklerinden nasıl korunması gerektiğinin savunulması yapılmaktadır, benden, buna mı izin vermemi istiyorsunuz? Bu mudur sizin milliyetçilik anlayışınız? Bu mudur demokrasi anlayışınız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başka bir yazıyı izninizle okuyayım: «Ortaya atılışından beri sol zihniyet, sol ideoloji, sol rejim, sol rejim olarak vasıflandırılan Marksizm – aradaki kısımları atlıyorum » diyor. «Bilindiği gibi, bu sol ideoloji mukaddesatı, milleti, milliyeti, gelenekleri tarih bağını, ecdat hatıra ve bağlılığını, ve hasıl bütün manevi değerleri aile gibi, mülkiyet gibi, mülkiyet hakkı gibi, vatan gibi realiteleri ret ve inkâr ederek veya küçümseyerek, nazarlarda küçülterek, her şeyi iktisadi esaslara ve maddeye bağlamaktadır» sayın arkadaşlarım, rica ederim, çoğulcu bir demokraside, Devletin yayınladığı bir yayın organında, kültürü geliştirmek amacıyla yapılan bir yayında, ideolojik bir tartışmanın içine, bu biçimde girilmesini haklı görmeye olanak yoktur.</p>
<p>Başka bir yazı; «Dil Devriminin gayeleri şunlardır :</p>
<ol>
<li>Bütün millî kültürle ilgiyi kesmek. Dünkü, yani komünist olmayan yazarları okunmaz hale getirmek. Komünist yazarları okunabilecek tek kaynak halinde bırakmak. Çocuğu ana babasıyla anlaşmaz kılmak.</li>
<li>Türkiye Türk’ünün dilini dışarıdaki 60 milyon Türk tarafından anlaşılmaz hale getirmek. Bu doğrudan doğruya Moskova&#8217;nın planıdır. Esasları 1926’da Bakü’de tespit edilmiştir.</li>
<li>Dili fakirleştirmek, kelimeleri azaltmak, nüans farkı olan &#8211; nüans kelimesine dikkatinizi çekerim &#8211; birkaç kelimenin yerine, tek kelime koymak, mesela vakıa, vaka, hadise gibi üç ayrı mefhumun karşılığında, yalnız olay demek.»</li>
</ol>
<p>Tüm yanlışlıkları bir yana bırakıyorum sayın arkadaşlarım, vakıanın karşılığının «olgu» demek olduğunu bile, bilmekten aciz olan bir kişinin, bu dergide başyazı yazmasını herhalde bir Bakan olarak hoş görmemi benden bekleyemezsiniz.</p>
<p>Son bir örnek daha vererek, zamanınızı daha fazla almak istemiyorum.</p>
<p>«İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir. Kalp ile tasdik etmeyen kimse mümin sayılmayacağı gibi, herhangi bir tehlike ve engel olmadığı halde, imanını diliyle ikrar etmeyen kimseye de mümin gözüyle bakılamaz. Bir kimsenin mümin olduğuna dair hüküm, o kişinin itirafına ve uygulamasına bakılarak verilir. İman esaslarına inandığını beyan eden kimsenin, gerçekten inanıp inanmadığını ayırt etmek Allah’a mahsustur.»</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın arkadaşlarım, bu görüşlere saygı duyarım; ama bu görüşlerin yayılacağı, yayınlanacağı yer bu dergi değildir; olsa olsa Diyanet İşleri Başkanlığının yayınlayacağı dergiler olabilir. Ve ahlaktan bahseden, ahlakın bu ülkeyi, bu ulusu ancak, kurtarabileceğini ileri süren sayın cephe mensupları zamanında yayınlanan Kültür Bakanlığının Kıbrıs rubailerinden, bakıyorum tribünlerde çocuk olmasına rağmen, iki-üç masum örnek vererek bu konuyu kapatmak isterim :</p>
<p>«Zannetme ki yapmacıkla, naz naz gelirim,</p>
<p>Bir gün çağırırsan beni durmaz gelirim.</p>
<p>Lâkin daha çok küçükmüşüm koynun için,</p>
<p>Korkum şu ki, yetmez sana ben az gelirim.</p>
<p>Gördüm soyunurken dökünürken küçüğü,</p>
<p>Böyleyse dedim küçük, aratmaz büyüğü.</p>
<p>Her noktası, her çizgisi, her uzvu tamam,</p>
<p>Hem bir teni vardı üstelik balköpüğü.»</p>
<p>İSMAİL AKIN (Afyonkarahisar) — Vay eşekoğlu eşek vay!»</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>EROL SARAÇOĞLU (Ankara) — Tuh ahlaksızlar!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>(Devamla) — Sayın arkadaşlarım beni hoşgörün, örnekleri daha ileriye götürmek istemiyorum.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, 2 dakikanız kaldı, lütfen toparlayınız efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Teşekkür ederim Sayın Başkanım, toparlıyorum.</p>
<p>Son bir noktayı daha bu konuyla ilgili olarak açıklamama izin verin.</p>
<p>Bütün bunların yayınlanmasına karar veren 8 kurulu lağvettiğim için beni eleştiren arkadaşlarıma ifade edeyim ki, bütün bunların başında, kendini oraya getiren kişi, yani o zamanın müsteşarı, kendi maaşının dışında, ek ödeneklerinin dışında, bu işleri yapmasının karşılığı olarak, Yazı Kurulu Başkanı olarak, ayda 4 bin lira almıştır maaşının ötesinde. Soruşturma açılacaktır arkadaşlarım.</p>
<p>Yüce Meclisin sayın üyeleri, oldukça yorucu bir günün akşamında Kültür Bakanlığı bütçesi için de sabredip sonuna kadar beklediğiniz için hepinize teşekkürü bir borç bilirim.</p>
<p>Sayın Kösoğlu konuşmasının bir yerinde dediler ki, «eğer bir milleti kendisine yabancılaştırmak istiyorsanız&#8230;»</p>
<p>Hemen kendilerine cevap verelim, biz bu ulusu kendisine yabancılaştırmak değil, kendisine yabancılaştırılmaktan kurtarmak istiyoruz; onu kendi öz benliğine kavuşturmak, başını dik tutar hale getirmek istiyoruz. Saygılar sunarım arkadaşlarım. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri alkışlar)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, teşekkür ederim.   Sayın Mustafa Eşrefoğlu, son söz olarak buyurun efendim.</p>
<p>Sayın Eşrefoğlu, söz süreniz 10 dakikadır.</p>
<p>MUSTAFA EŞREFOĞLU (Kırşehir) — Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Sayın Kültür Bakanlığı temsilcileri; hepinizi gönülden gelen, şu anda kalbimi dolduran en samimi duygularımla selamlıyorum.</p>
<p>1978 yılı Kültür Bakanlığı Bütçesi üzerinde şahsım adına şahsi görüşlerimi dermeyan etmek için huzurlarınıza çıkmış bulunuyorum.</p>
<p>Sayın milletvekilleri, Türk tefekkür hayatının kemale eren realist ve ilerleyici hikmetinden akıp gelen asil inançlarımız, hür tefekkürümüz, gerçek İnançlarımız ve milli kültürümüz bize şunu gösteriyor ki, yeryüzünde 80 devlet, 17 imparatorluk kuran, 4 bin yıllık tarihe sahip olan, krallar esir edip tahtlar çökerten, Roma önünde papaları yalvartan, kılıcıyla vurup bir çağ açarak bir çağı kapayan, Mete&#8217;nin emrinde, Atillâ’nın komutasında, Şolon’da, Kosova’da, Mohaç’ta, Mercidabık’ta ve Ridaniye’de, Çanakkale’de ve Sakarya&#8217;da harikalar yaratan, 3 kıta, 3 denizde muazzam ve muhteşem imparatorluklar kuran o Yüce Türk Milletinin, Büyük Türk Milletinin elbette ki bir milli kültürü vardır. Sayın Bakanım var mıdır?  Vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın milletvekilleri, kültür latinceden bir kelimedir. Toprağın verimini artırmak için çalışmak anlamına gelir. Kültür bir toplumda hüküm süren her türlü yaşayış, fikir ve sanat varlıklarının topudur.</p>
<p>Kültür bir milletin yaşama tarzıdır. Milletin ta kendisidir. Kültür maziyle atiyi birleştiren, insanların değer hükümlerini ve yaşayış tarzlarını, örf adetlerini, zevklerini, dilini, dinini, tarihini ve sanatını, edebiyatını ve musikisini, ahlak anlayışını ve o milletin insanları tarafından yapılmış her şeyi ihtiva eder.</p>
<p>Büyük Atatürk, Yüce Atatürk bu milletimizin yeniden kurucusu Atatürk’der ki; «Cumhuriyetimizin temeli Türk kültürüdür.» Ziya Gökalp kültüre «Hars» demiştir. Evet, «Bir milletin dili, dini, ahlaki, akli, estetik, iktisadi, fenni hayatının tümünü içine alır» der. Kültürün iki temel unsuru vardır. Birisi dildir, diğeri sanattır.</p>
<p>Sayın milletvekilleri, büyük bilgin, mütefekkir Ziya Gökalp, şöyle der. «Türklüğün vicdanı bir, dini vatani bir, fakat hepsi ayrılabilir, olmazsa lisanı bir. Türklüğün bir dili vardır, yalnız bir dili vardır, başka bir dili var diyenin, başka bir emeli vardır.»</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demin Sayın Halk Partili konuşmacı arkadaşım  temas ettiler, kısaca ben de temas etmek istiyorum. (Gürültüler)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın arkadaşlarım, lütfen sakin olalım. Son konuşmacı arkadaşımız. Rica ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MUSTAFA EŞREFOĞLU (Devamla) — Çinli bilgin Konfiçytis’e sormuşlar; «Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, ilk işiniz ne olurdu» Konfiçyüs şöyle cevap vermiş: «Önce o ülkenin dilini düzeltirdim. Dili bozuk olursa ahlak ve kültür bozulur; ahlak ve kültür bozulursa, adalet yolunu şaşırır. Millet ne yapacağını bilmez ve bu nedenle dil en önemli</p>
<p>unsurlarından bir tanesidir.»</p>
<p>Sayın milletvekilleri, yine Ord. Prof. Dr. rahmetli Arat’ın dil hakkındaki görüşlerini kısaca arz etmek istiyorum. «Dil tabii bir varlıktır. İnsan topluluğunun tarihi seyri içinde birlikte götürdüğü kıymetler arasında uzun ve kısa ömürlü değişen her şeyi içine alır. Bütün bu topluluklardan başka benzeri olmayan bir temel kavramdır. Milletin dili, milletin kendisidir» der.</p>
<p>Sayın milletvekilleri, şu anda aklıma bir şey geldi, karşımda Haşan Vamık Tekin’i gördüm. Bunu görünce bir hatıramı arz edeceğim, müsaade ederseniz.</p>
<p>1965 yılında Şebinkarahisar Lisesinde öğretmendim. Sayın Tekin, oranın çok saygı değer bir ailesindendir, kendisine her zaman saygı duyarım. 10 Kasım günü (İyi hatırlayacaksınız Sayın Tekin, o zaman Belediye Reisi idiniz) Atatürk’ü anma töreni hazırlandı.  Törende zamanın okul idaresi, Atatürk’ün gençliğe…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_1-2/'>Cilt1.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_2-2/'>Cilt1.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_3-2/'>Cilt1.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_4-2/'>Cilt1.pdf_Sayfa_4</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_5-2/'>Cilt1.pdf_Sayfa_5</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_6/'>Cilt1.pdf_Sayfa_6</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/">Millet Meclisi 5. Dönem 13. Cilt 113. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/millet-meclisi-5-donem-13-cilt-113-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7033</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Senatosu 17. Yasama Yılı 36. Cilt 29. Birleşim</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 1978 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TBMM Konuşmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=7079</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 17. Yasama Yılı 36. Cilt 29. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Cumhuriyet Senatosu 17. Yasama Yılı 36. Cilt 29. Birleşim</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td> 11 Şubat 1978, Cumartesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Buradan yine büyük Atatürk’ü yine anmak istiyorum huzurunuzda. Söylediği galiba aynen şu idi; o günkü kelimelerle, sözcüklerle ifade etmek istiyorum. «Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.» Bunda bir anlayış, bir şuur var, bir bilinç var, bir kültürü tanıyış, var, bir kültürün fonksiyonlarını anlayış var büyük insanda. Arkadan ilave ediyor, «Türkün unutulmuş olan büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki inkişafiyle yarının, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.» Onuncu Yıl Nutkunda söylediği.</p>
<p>Bu insan acaba bunu niye söylemiştir diye hep düşünürdüm öteden beri; fakat inanılıyor ki, bu insan bunu tamamen bilerek konuşmuştur. Bir kültür, medeniyetin üstüne çıkmadıkça, onunla çatışmadıkça, onunla çarpışmadıkça, yeni bir medeniyeti kurmasına imkân yoktur. Nasıl ki, bugün batı medeniyeti Yunan ve Latin kültürünün, Hıristiyanlık felsefesiyle işlenmesinden, reform ve Rönesanstan geçtikten sonra bugün bir Batı uygarlığı meydana çıkmış, değişik kültürler bir uygarlık içinde toplanmış. Nasıl bugün Amerika Batı uygarlığının değişik bir yorumunu temsil etmiş ise, nasıl bugün Uzakdoğu Budist kültürünün üzerinde, çeşitli kültürler üzerinde bir medeniyeti temsil ediyorsa, nasıl bugün komünist ve sosyalist dünya bir ayrı felsefeyle, bir yandan Slav kültür kökenini, bir yandan Uzakdoğu Budist kültür kökenini işleyerek yeni bir uygarlık yaratmak peşindeyse, nasıl bugün Afrika ilkel bir kültürü Doğu ve Batı’nın uygarlık değerleriyle işleyerek yaratmaktaysa, Türk kültürü de vardır temelde. Coğrafi ve tarihi değişikliklere uğramış olmasına karşın, yine de vardır ve büyüktür. Değişik türleri göstermektedir, ama dinde, dilde, sanatta, sosyal ilişki ve davranışlarda, büyük bir Türk kültürü vardır Uzakşarktan ta Avrupaya ve Güneye akan. Bizim de vazifemiz öyle gözüküyor ki, (Bizim derken tabii bütün gelecek kuşakları içerisine alarak söylüyorum) işte bu kültürü çağdaş uygarlığın değer yargılarıyla ve değerleriyle işleyerek, Türk uygarlığını yaratmaktır. Türk uygarlığı mutlaka yaratılacaktır. Atatürk’ün de bu sözünü böyle anlıyorum. Milli kültürümüzü evvelâ bu muasır medeniyetin üstüne çıkarmak suretiyle bu uygarlığı yaratmak mümkün olacaktır.</p>
<p>İşte, her halde Kültür Bakanlığımıza düşen, evvela Sayın Bakanın da gazetelerde beyanatını okudum, bizi hakikaten çok çekici bir noktada topladı konu, onun için buralara çıkıyoruz. Kültür Bakanlığımız meseleye kökünden yapışırsa, bir taraftan, «Sen tamamen eskilere bağlısın, bir taraftan sen tamamen eskileri reddediyorsun, yenilere bağlısın» demeden, kültür konusunda, gönüllerinden kopan her şeyi ortaya verecek insanları bir arada yaşatabilirse, bundan evvel denenen tekdüze kadro oluşturmadan kesinlikle kaçınırsa, bu insanların bir araya gelmesiyle öyle sanıyoruz ki, Türk kültürü kendi öz kaynaklarına dayanacak ve bu öz kaynaklarından dilini sadeleştirerek, yani Türk’e dönerek, dinde laikliği mutlak hale getirerek, yani din yoluyla gelen Arap ve Fars kültüründen arınarak, dinin özünü, İslâmî, ilahi kaidelere; (Buna kimsenin hiç bir şey diyeceği yoktur) tamamen bağlı kalmasının hiç bir zararı yok, faydası da var. Laikliğe tamamen dönerek, sosyal ilişki ve davranışlarla, sanatta da İslâmî kültürün, İslâm diniyle beraber bizi aktardığı meselelerden arınıp yine Türk’e dönerek, zannediyorum ki, yarının büyük Türk kültürünü ve bunu aşarak da evrensel nitelikte olan büyük Türk medeniyetini, uygarlığını yaratmak mümkün olacaktır.</p>
<p>Saygılarımı sunarım. (Alkışlar)</p>
<p>BAŞKAN — Teşekkür ederiz efendim. Muhterem senatörler, böylece Bütçenin tümü üzerindeki gruplar ve şahıslar adına yapılan konuşmalar bitmiştir. Sayın Bakan, buyurunuz efendim.</p>
<p>Sayın Bakan, müddetiniz 25 dakikadır. Sorular da bu süreye dahildir. Şimdiye kadar bir soru gelmiştir, konuşmanızın sonuna yakın bunu size okuyacağız efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (İzmir Milletvekili) — Sayın Başkan, Cumhuriyet Senatosunun saygı değer üyeleri;</p>
<p>Grupları adına konuşan Sayın Ahmet Yıldız’a, Sayın Şerif Tüten’e, Sayın Âtıf Benderlioğlu’na, Sayın Hüseyin Öztürk’e; kendi adlarına konuşan, kişisel görüşlerini açıklayan Sayın İsmail İlhan, Sayın Mehmet Feyyat, Sayın İsmail Kutluk, Sayın Ahmet Demir Yüce ve Sayın Kadri Kaplan’a teşekkürü bir borç bilirim.</p>
<p>Özellikle, Adalet Partili sayın arkadaşlarımın kullandıkları ılımlı ifadeler, olumlu yaklaşımlar, kendilerine ayrıca teşekkürümü gerektirecek niteliktedir.</p>
<p>Aramızda elbetteki birtakım anlaşmazlık konuları bulunacak, fakat şunu memnuniyetle ifade edeyim ki, büyük bir dikkatle dinledim konuşmaları, büyük bir ilgiyle dinledim, şunu memnunlukla saptadım ki, kendilerinin, üzerinde en çok durdukları konular, aslında bana yönelttikleri en ileri eleştiriler, sözlerimin, gazete ifadelerinin kısalığından olsa gerek, iyice anlaşamamasından doğmuştur büyük ölçüde. Onun dışında, aramızdaki görüş ayrılığı, benim tahminimin çok altında kaldığı için kendimi mutlu hissediyorum.</p>
<p>Çok kısa zamandan, sayın arkadaşlar kendilerine ayrılan zamanın kısa oluşundan şikayet ettiler; ben Bakan olarak bu kadar konuşmaya 25 dakikada cevap vermek zorunda olduğum için, izin verirlerse o şikayete en çok benim hakkım var.</p>
<p>Sayın Ahmet Yıldız, «Geçmişi hâlâ yaşatma çabalarıyla Batıyı taklit çabaları geçerli olamaz» dediler; son derece haklılar. Özellikle, hangi geçmiş sorusunu sorduğumuz zaman, bunun anlamsızlığı ortaya çıkar.</p>
<p>Bazı kuramlardan söz ettiler. «Ulusal kültür politikasının saptanması gerektiğini, kültür emperyalizmine yol açan tutumların değiştirilmesi gerektiğini, kurumlaşmak gerektiğini, bir devlet arşivinin oluşturulması gerektiğini» söylediler; bunlar hep, bizim yapmak istediğimiz ve Programımızda yer alan hususlardır.</p>
<p>Bir öneriyi Sayın Şerif Tüten’Ie birlikte birçok konuşmacıda gördüm, ondan da ayrıca mutluluk duydum; çünkü o da bizim yapmak istediğimiz, yapmayı düşündüğümüz, oluşturmaya çalıştığımız konulardan bir tanesi. Hepsi, ismi değişse bile bir yüksek kültür konseyinin oluşturulmasından, yüksek kültür kurulunun oluşturulmasından yanalar büyük çoğunluğu. Bunu da memnunlukla kaydettik.</p>
<p>Sayın Şerif Tüten, «Devlet sanatçılığı» üzerinde durdu; «Bunun sadece maaş baremini 1 nci dereceye getirmek için bir araç olarak kullanılmaması gerektiğini» söylediler, son derecede haklıdır. Niçin Sovyet Rusya’dan tutun da komünist ülkelerden Fransa’ya kadar bir tarafta «Lenin Nişanı» vardır biliyorsunuz, öte tarafta «Legion d’honneur» vardır; niçin Türkiye’de bugüne kadar, 50 yılı aşmış bir Cumhuriyet tarihimiz içerisinde bir «Atatürk Nişanı» oluşturulmamıştır ve uluslararası düzeye ulaşmış olan bazı sanatçılarımıza bunlar tarafsız bir kural tarafından niçin zaman zaman verilmemiştir sorusunu, her halde kendi kendimize sormamız gerekir.</p>
<p>Sayın Benderiioğlu, tecrübeli bir siyaset adamı olarak, gerçekten, son derecede yapıcı ve ılımlı bir konuşma yaptılar. «Teşkilat yasamızın olmamasına» değindiler; haklılar. Önümüzdeki en önemli sorunlardan birisi budur. Yalmz bir noktada kendilerine katılamayacağını. Dediler ki, «Bugüne kadar Kültür Bakanlığımızı siyasal çalkantıların etkisinden kurtarıp istikrara kavuşturmak mümkün olmadı.» Bunun gerekçesi olarak da «Teşkilat yasasının bulunmamasını» gösterdiler. Birinci sözleri doğrudur, ama gösterdikleri gerekçe yanlıştır. Ben o inançtayım. Bu konudaki görüşümü biraz sonra açıklamaya çalışacağım.</p>
<p>Geçmişi unutmak istediğimizden yakındılar. Bu yakınmayı daha sonra diğer Adalet Partili sayın konuşmacılarda da gördüm. Benim kültür politikasının hedefi olarak yaptığım tanımlamayı da eksik olarak değerlendirip, aynı noktaya bağladılar ve dediler ki, «Milli kültür ve sanat hiç bir dönemde baskı altında olmamıştır.» Ulusal kültürümüz ve sanatımız üzerindeki baskılar, sadece içeriden değil dışarıdan da gelmiştir. Bugün bir kültür emperyalizminden söz edebiliyorsak, bir olgu olarak söz edebiliyorsak, en azından dilimizin soysuzlaşmasından, geçmişteki Arapça ve Farsça etkilerinden kurtulurken, şimdi İngilizce, Fransızcadan gelen kelimelerin etkisiyle soysuzlaşmasından şikâyet edebiliyorsak, bu belirli bir baskının olduğunu gösterir. Ben Fransa’da öğrenimimi yapmaya giderken kadın berberi denirdi, döndüm geldim onun adı kuaför olmuş; örnek olarak söylüyorum, hepiniz bilirsiniz.</p>
<p>Sanat ve kültür gelişmemiz üzerinde içten gelen baskılar bundan daha az değildir. Gün geçmiyor ki, bazı sanatçılarımız, bazı özel tiyatrolarımız saldırıya uğramasın. Ben bunu elbette genel saldırı ortamından, genel şiddet ortamından soyutlayarak değerlendirmiyorum, bu da onların bir parçasıdır, ama ne yazık ki, önlenmesi çok daha kolay olduğu halde, önüne geçilmemiştir. Yasaklar, bu baskının başka bir yanıdır. Sinema, tiyatro ve diğer sanat ürünleri üzerindeki bu yasaklar bu baskının başka ve çok somut bir yanıdır. Hepsinden de önemlisi Devletin elindeki olanakların yanlı biçimde kullanılması; bu baskının en kabul edilmez olanıdır.</p>
<p>Sayın Benderlioğlu, Hitit Kursu anıtı hakkında neler düşündüğümü de sordu. Bundan kısa bir süre önce Avrupa Konseyinin Fransa’nın Bordo kentinde düzenlediği konferansa katıldığım zaman; eski Fransa Milli Meclis Başkanı, eski Başbakan şimdi yine siyaset yaşamının önünde gelen kişilerinden birisi olan ve yani zamanında da hem milletvekili hem de Bordo Belediye Başkanı olan Sayın Jacgues Chaban-Delmas’a bizim Hitit Kursu anıtının ufak bir sembolünü götürmüştüm, örneğini götürmüştüm. Biliyorsunuz, Turizm Bakanlığımız bunu yıllardır gelenek haline getirmiştir. Daha ben bunun ne olduğunu kendisine anlatmadan evvel kendisi bana «Bunun Hitit uygarlığını simgeleştirdiğini, ama bugün artık bunun Anadolu uygarlığının, birçok uygarlıkların ürünü olarak ortaya çıkan Anadolu uygarlığının bir simgesi olduğunu» kendisi bana söyledi.</p>
<p>Sayın Hüseyin Öztürk ve daha sonra Sayın Kadri Kaplan Atatürk’ün «Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağız» sözü üzerinde durdular ve Sayın Öztürk özellikle önce Arap ve Fars sonra da batı kültürünün ön plana geçmesinden haklı olarak yakındı.</p>
<p>Sayın arkadaşlar;</p>
<p>Sayın Hüsamettin Çelebi’nin konuşmasını da daha doğrusu sorularım da büyük bir ilgi ile izledim. Kendisi sordular ve cevabını da kendileri verdiler. Ne tamamen geçmişe bağlı, ne geçmişten tamamen kopuk bir kültür anlayışı söz konusu olamaz. Bilimsel olmaz gerçekçi olmaz. Milli Kültür Derneği için söylediklerini ise, daha bir ilavede bulunmaya gerek kalmadan, gerek kalmayacak açıklıkta bulduğum için olduğu gibi kabul ediyorum. Devletin parası ile çıkan bu dergide; zamanın müsteşarı politika yapmıştır, Elbetteki, bu durum devam edemezdi ve bundan sonrada devam etmeyecektir. O müsteşarı biliyorsunuz ben göreve geldikten sonra kendirine teşekkür ederek, üniversitedeki eski görevine iade ettim. Bu iade işleminden birkaç gün sonra kendisi istifasını bana yolladı.</p>
<p>Hangi kurulları kaldırdığımızı soruyorlar. Kendilerine kurulların isimlerini okuyayım: Kültür Yayınlan Kurulu, Halk ve Çocuk Yayınlan Kurulu, Ziya Gökalp’in 100 ncü doğum yıl Dönümünü Kutlama Kurulu, Tercüme Eserler Kurulu, Türk Musikisi Kurulu, Türk Sanat Dil Kurumu.</p>
<p>Sayın arkadaşlar;</p>
<p>Bu kurullardaki yer alanların isimlerini okuyarak zamanınızı almak istemem, çünkü benim de zamanım yok. Üzerinde durmak istediğim daha önemli konular var, yalnız bir iki tane örnek vermek isterim. Örneğin zamanın Sayın Müsteşarı Profesör Emin Bilgiç, aynı zamanda bu kurullarda yer almıştır ve kurulların üyesi olarak da bunlardan ayrıca para almıştır ve bu kurulların yönettiği yayın organlarında siyaset yapmıştır; biraz önce sizin verdiğiniz örnek dediğim gibi, en ufak bir yoruma gerek göstermeyecek kadar açıktır. Profesör Şaban Karataş bu kurullarda örneğin yer almıştır ve yüksek trajlı bir gazetemizin hemen hemen tüm fıkra yazarları bu kurulun üyeleri olmuştur.</p>
<p>HÜSAMETTİN ÇELEBİ (Cumhurbaşkanınca S. Ü.) — Sayın Başkan, yazılı liste rica ediyorum. Kimler varsa tamamını yazılı olarak rica ediyorum.</p>
<p>BAŞKAN — Tamam efendim, Bakanlık bunu kabul ettiler.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Hay hay efendim, yazılı listeyi sunacağım.</p>
<p>Sayın Ahmet Demir Yüce hiç kuşku duymasınlar.</p>
<p>Çağın gereklerine uygun, ancak kendi benliğinden kendi geçmişinden kopmamış bir insandır hedefimiz. Eğer gazetelerde yer alan demecimiz içerisinde yaptığım kültür politikamızın hedefi olan insan tanımının dışına da çıksaydılar; diğer açıklamalarımızı da dikkatli okusaydılar, bizim bu çağın gereklerine uygun insan tanımımızdan hiç bir kuşku duymamaları gerekirdi, çünkü bunu milliyetçilikle çatışan, geçmişimize bağlılığımızla çatışan bir kavram olarak ortaya koymadığımızı çok açık olarak göreceklerdir.</p>
<p>Dil konusunun üzerinde de çok durdukları için bir kaç cümle ile de ona da değinmek istiyorum. 1926 Atatürk’ün Büyük Nutkunu o zaman halkımız anlıyor muydu? Anlamıyordu. Siz şunu demek istediniz. O nutuktan bu yana dilimizi o kadar değiştirdiniz ki, arıtma bahanesi ile bugün anlayamıyorsunuz. Oysa, o Nutku o günkü halkımız da anlayamıyordu, bugünkü halkımız da anlayamıyor. (CHP ve Milli Birlik Grupu sıralarından «Bravo» sesleri ve alkışlar.)</p>
<p>Halkımızın kullandığı dil değişmemiştir, ama aydınların kullandığı dil değişmiştir, aydınların kullandığı dil, halkın anlamadığı dil olmaktan çıkıp, halkın dili haline gelmiştir. (CHP ve Milli Birlik Grupu sıralarından «Bravo» sesleri ve alkışlar.)</p>
<p>SUPHİ KARAMAN (Tabii Üye) — Halkın dili Yunus Emre’de de var.</p>
<p>HİLMİ NALBANTOĞLU (Erzurum) — Muhalefeti nasıl yapacak.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Ona da değineceğim. Ne kadar ilginçtir ki, Adalet Partili sayın senatör arkadaşlarımız konuşmalarını çok büyük bir dikkatle dinlediğim halde, son derece arı bir dil kullandılar. Neredeyse Sayın Ecevit’in kullandığı dile yakın bir dil kullandılar, bunu da büyük bir memnuniyetle saptadık.</p>
<p>Halkımız bugün Sayın Ecevit’in kullandığı dili anlıyor, ama benden önce bugüne kadar çıkmış olan Milli Kültür Dergisinin dilini anlamıyor. Cemaatı, cemiyeti içtimaiyatı anlamıyor, Yunus Emre’yi anlıyor; ama Fuzuli’yi anlamıyor, işte dildeki arılanmanın hedefi budur arkadaşlarım ve ben beklerdim ki, milliyetçiliğe içtenlikle inanmış olan Adalet Partili arkadaşlarımız, burada çıkıp bu kuşkularını belirtirken, dildeki özleşmeye, halka dönüşe, Ulusumuzun içindeki bütünlüğü sağlamaya yönelik olan bu oluşuma teşekkür etsinler; eleştirmesinler.</p>
<p>Sayın arkadaşlarım;</p>
<p>Çok az kalan zamanım içerisinde izninizle şu milliyetçilik konusuna değinmek istiyorum.</p>
<p>Nedir bizim ulusal kültür politikamız?.. Aslında ulusal kültür politikamız değil, ulusal demokratik bir kültür politikamız söz konusudur. Burada iki sözcük kullandım. «Ulusal» dedim, «Demokratik» dedim.</p>
<p>Ulusal sözcüğü, ulusçulukla, yani milliyetçilikle, demokratik sözcüğü de demokrasi anlayışı ile ilgilidir. İkiside iki ideolojik anlayışla yakından ilgilidir.</p>
<p>Sayın arkadaşlar;</p>
<p>İdeolojileri toplumsal sınıflardan soyutlayamayız. İdeoloji, bir toplumsal sınıfın gereksinmelerine cevap veren, ihtiyaçlarına cevap veren tutarlı bir inanç sistemidir. Bunun bir tek istisnası, milliyetçilikle ilgili olarak ortaya çıkabilir. Çünkü, milliyetçilik bunun ötesinde belirli ortak koşulları paylaşan bir toplumun bazı gereksinmelerine cevap olarak doğmuştur. Doğuş noktası aslında kozmopolit imparatorlukların yerine, ulusal devletin kurulması sırasındaki gereksinme ile ilgilidir. Kökü dışarıda olan, kozmopolit olan siyasal aristokrasiye karşı, ulusal olan burjuvazinin çıkarlarına, gereksinimine uygun olarak doğmuştur.</p>
<p>Biliyorsunuz, eskiden yeni bir devlet kurulduğu zaman, ona eğer o devletin içerisinde bir asil aile yoksa, başka bir devletten kral yollanırdı, işte milliyetçilik bu gereksinmeye karşı doğmuştur; ama neye karşı doğarsa doğsun, hangi gereksinmeye cevap olarak doğarsa doğsun milliyetçiliğin sınıfları aşan bir yanı olduğunu bir yerde kabul etmek gerekir, hiç değilse belirli bir sınıfa özgü bir ideoloji olmadığını kabul etmek zorundayız.</p>
<p>Arkadaşlar,</p>
<p>Milliyetçiliği tutucu olarak da yorumlayabilirsiniz, çıkarlarını savunduğunuz sınıfa bağlı olarak, ilerici olarak da yorumlayabilirsiniz. Eğer milliyetçilik bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı sömürmesini maskelemek, yüzeysel, yapay bir dayanışma sağlamak amacını güdüyorsa bu tutucu bir milliyetçiliktir; ama eğer milliyetçilik bir ulusun başka bir ulus tarafından veya başka bir ulusun küçük bir bölümü tarafından sömürülmeyi önlemeye yönelikse, bu ilerici bir milliyetçiliktir. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri.)</p>
<p>Eğer milliyetçilik istila, başka ulusları egemenliği altına alma emelleriyle hareket ediyorsa, bu tutucu bir milliyetçiliktir; ama milliyetçilik, eğer bizim 1974 yılında gösterdiğimiz gibi, ikinci sınıf muamele gören, ezilen bir halkı kurtarmak için, onların ıstıraplarına son vermek için kullanılıyorsa, bu ilerici bir milliyetçiliktir. Bizim anlayışımız ilerici milliyetçilikten yanadır arkadaşlar. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri.)</p>
<p>İzin verirseniz bir bilim adamı olarak ifade edeyim. Çünkü, benim için politikacılık geçicidir, ama bilim adamlığı kalıcıdır. Bakanlık da geçicidir, milletvekilliği de, bir bilim adamı olarak kendi alanım olduğu için ifade edeyim; Atatürk milliyetçiliği de bu milliyetçiliktir.</p>
<p>Demokrasiye gelince: Çeşitli demokrasi anlayışları vardır; ama bizim kabul ettiğimiz demokrasi anlayışı çoğulcu demokrasidir. Çoğulcu demokrasi; o toplumda çıkarılan birbirinden farklı olan grupların, yani sınıfların varlığını kabul eder ve amaç olarakta çıkarları birbirinden farklı olan bu sınıflar arasında eşit koşullarla bir mücadele sonucunda bir denge kurulmasını kabul eder. Eğer siz, benim Kültür Bakanlığını büyük ölçüde özerk kuruluşlara dayanır hale getirmek isteğimi eleştiriyorsanız, aslında çoğulcu demokrasiyi eleştiriyorsunuz demektir, çoğulcu demokrasinin mantığını kabul etmiyorsunuz demektir.</p>
<p>Ne demektir Devletin kültürü yönlendirmemesi: Kültür, bir ulusun kültürü belirli bir ideolojiye göre yönlendirilemez demektir. Çünkü, hangi siyasal parti olursa olsun, hangi siyasal iktidar olursa olsun mutlaka belirli bir ideolojiden hareket eder. Çünkü, bütün toplumsal hareketler, bütün siyasal hareketler belirli bir toplumsal tabana dayanır. Napolyon Bonapart’ın bir sözünü hatırlatmak isterim; damişti ki: «Süngülerle herşey yapılabilir, ama üzerine oturulamaz.»</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sizin ideolojik yönünüz sizin toplumsal tabanınızla belirlenir. Şu veya bu siyasal iktidarın gidip başka bir siyasal iktidarın gelmesiyle elbetteki siyasal iktidarın ideolojik doğrultusunda bir değişiklik olacaktır. Eğer Devlet kültüre yön versin derseniz, her değişen siyasal iktidarla kültürel gelişmemiz, işte biraz önce Sayın Benderlioğlu’nun şikâyet ettiği gibi, bir türlü istikrar kazanamazsın, kararlılık kazanamazsın ve gelişemezsin demektir. Ben bunu söylediğim zaman bunun savunmasını beklerdim ki, en çok milliyetçiliğe sahip çıkan arkadaşlar yapsınlar, beni bu hareketimden dolayı eleştirmek yerine alkışlasınlar. Ben beklerdim ki, benim Grupumdan çıksınlar desinler ki, bugüne kadar sağcı siyasal iktidarlar belirli yönde kültür yaşamımızı etkilemeye çalıştılar, sen geliyorsun demokratik sol bir partinin temsilcisi olarak, hayır ben hiç bir ideolojik yönlendirme olmadan özerk kuruluşlara devretmek istiyorum diyorsun, buna hakkın yoktur; şimdiye kadar yapılmış olan düzeltmek için senin tersini yapman gerekir demeleri gerekirken, onlar buna itiraz etmiyorlar da, siz çıkıyorsunuz niçin Devlet belirli bir ideolojiye göre yönlendirme yapmıyor diye Kültür Bakanını eleştiriyorsunuz. İtiraz edeyim ki, bunu anlamak benim için çok zor olmaktadır.</p>
<p>Bir kültür politikasının ulusal olması demek, sınıflar üstü olması demektir. Sınıflar üstü olabilmesi için de, tüm sınıfsal ideolojilerden soyutlanmış bir biçimde Devletin desteğinden uzak, özerk kuruluşlar eliyle yönlendirilmek zorundadır.</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, dört dakikanız kaldı efendim.</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Teşekkür ederim efendim.</p>
<p>Sayın arkadaşlar,</p>
<p>Bizim diğer gelişmekte olan ülkelerden en büyük farkımızın ne olduğunu hepiniz benden iyi biliyorsunuz. Biz, hiç bir zaman, en azından siyasal anlamda sömürge olmamışız. Tam tersine kökü çok eskilere giden büyük devletler kurmuşuz. Bunun verdiği büyük olanaklara sahibiz. Eğer biz bu kadar bunalımlı dönemlere rağmen demokrasimizi yaşatabiliyorsak, kalkınmakta olan ülkeler arasında belirli bir demokratik anlayışı hala sürdürebiliyorsak, bunu elbetteki siyasal geçmişimizin, kültürel geçmişimizin derinliklerinde, zenginliklerinde aramak zorundayız.</p>
<p>Siyasal bakımdan eleştirdiğimiz yanlarımız olsa da, kurumlaşmışız. Toplumsal bakımdan kurumlaşmışız. Hatta ekonomik bakımdan kurumlaşmışız; ama ne yazık ki kültürel bakımdan yeterince kurumlaşamamışız. Atatürk, doğrudur, bazı konuşmacılar söylediler, dünyada ilk kültür devrimini yapan insandır; yani insanı değiştirerek toplumu daha ileri bir hedefe götürebileceğini gösteren, buna inanan, inandıktan sonra bunu kanıtlayan bir insandır; ama Atatürk Türk Dil Kurumunu kurmuştur, Konservatuvarı kurmuştur, Atatürk’ün ölümünden sonra diğer Kemalist atılanlarda olduğu gibi, Atatürkçülüğü, bunun biraz da günahı elbetteki benim partimdedir kabul ederim, Atatürkçülüğü, Atatürk’ün kendi zamanında gerçekleştirdiklerinin bekçiliği şeklinde anlamak egemen olunca, o orada kalmıştır, diğer alanlarda olduğu gibi, kültür alanında da gelişmemiz büyük ölçüde durmuştur.</p>
<p>İşte biz, Atatürk’ün yaptıklarını, kültür alanında yaptıklarım bıraktığı noktadan alarak o kurumlaşmayı tamamlama hedefine yönelmişizdir arkadaşlar. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri.)</p>
<p>Programımızda yer alan ve sizlerin değindiğiniz bu büyük kültür kuruluşları da bu hedefe yöneliktir ve bunların hepsini daha kurulurken olanaklar ölçüsünde özerk temeller üzerinde bina edeceğiz, destekçiler olasınız.</p>
<p>Sayın Başkan, Cumhuriyet Senatosunun sayın üyeleri; Kültürel gelişmemizin önemli bir dönemecinde bulunduğumuz inancındayım. Bu inancım Hükümetimize karşı görüşleri taşıyan sayın sözcüleri dinledikten sonra daha da güçlenmiştir. İnanıyorum ki, ilk bakışta eleştirdiğiniz, ayrıntılarını iyice incelemek olanağım bulamadığınız için eleştirdiğiniz kültür politikamızı gerçekleştirmek için harekete geçtiğimizde, onu somutlaştıracak önerilerimizi önünüze getirdiğimizde bizden desteğinizi esirgemeyeceksiniz.</p>
<p>Hepinizi saygılarla selamlar, teşekkür ederim. (CHP ve Milli Birlik Grupu sıralarından alkışlar.)</p>
<p>BAŞKAN — Sayın Bakan, bir dakika efendim.</p>
<p>Bir soru var, bunu isterseniz okuyalım, yazılı da cevaplandırabilirsiniz.</p>
<p>Kültür Bakanından</p>
<p>Van İli Gevaş İlçesi Merkez Mahallesinde Halime Hatun Türbesinin çevresinde yazılı ve birer kitabe olan yüzlerce büyük mezar taşları 1938 yılında Gül sahilinde iskele inşaatında kullanılmıştır.           .</p>
<p>Sayın Danışmana hatırlattım sonuç alamadım.</p>
<p>Birkaç yüz bin lira ile bu taşlar yerlerine kondurulur ve duvarla çevrilebilir. Düşüncenizi rica. Haberiniz var mı?&#8230;</p>
<p>Mehmet Feyyat</p>
<p>KÜLTÜR BAKANI AHMET TANER KIŞLALI (Devamla) — Yazılı olarak cevap vereceğim efendim.</p>
<p>BAŞKAN — Peki efendim.</p>
<p>Teşekkür ederim Sayın Bakan.</p>
<p>Muhterem arkadaşlarım, Kültür Bakanlığı müzakereleri bitmiştin</p>
<p>Bölümlere geçilmesini oylarınıza arz ediyorum:</p>
<p>Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_1-4/'>Cilt1.pdf_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_2-4/'>Cilt1.pdf_Sayfa_2</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_3-4/'>Cilt1.pdf_Sayfa_3</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_4-3/'>Cilt1.pdf_Sayfa_4</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/cilt1-pdf_sayfa_5-3/'>Cilt1.pdf_Sayfa_5</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/">Cumhuriyet Senatosu 17. Yasama Yılı 36. Cilt 29. Birleşim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/cumhuriyet-senatosu-17-yasama-yili-36-cilt-29-birlesim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7079</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
